İki Kapak Arası Ölümsüzlük
Selma Dolgun

Selma Dolgun

ŞİMAL

İki Kapak Arası Ölümsüzlük

03 Şubat 2021 - 22:22

Kitap medeniyetlerin esasıdır. Zirâ bulundukları çağda kitaba sahip olup ona hakkıyla sarılanlar, kitaptaki bilgilerin ışığı altında hareket edenler, kitaplardan feyiz alanlar, medeniyetin zirvesine çıkar. Aksi bir durumda ise, kitaptan mahrum olanlar, kitaba gereken değer ve itibarı göstermeyenler, kitaptan ilham almayanlar, cehaletin karanlığında boğulur. Seneca'nın "Kitapsız yaşamak, kör, sağır, dilsiz yaşamaktır." sözünü, Cicero'nun  "Kitapsız bir ev, ruhsuz bir vücut demektir." sözüyle bütünleyip özümsemek gerekir; kitabın, insanlık için ne kadar önem arz ettiğinin bir göstergesi olarak. Kör, sağır, dilsiz ve ruhsuz bir varlıktan 'canlı' diye bahsetmek doğru olur mu? Canlı olmayan bir varlığın ölümsüzlüğü söz konusu olur mu?

      Bir kitabın kapağını aralamak, başkasının aldığı nefesle kendi kalbine ve beynine oksijen pompalamaktır. Bir kitabın kapağını aralamak, başkasının kalbini ve beynini kullanarak kendi bedeninle yolculuğa çıkmaktır; bazen kendi bedenini bile bırakıp ruhunla keşfe çıkmaktır. Bir kitabın kapağını aralamak, insanlar için en konforlu en masrafsız yolculuktur. Kitap, birbirini hiç tanımayan insanları en özellerinde, birbirlerinde misafir eden, bilmediği yerlerde ayaklarını yormadan gezdiren; insanları, mekanlar, ruhlar ve alemler arasında ışınlayan bir zaman makinesi, müthiş bir teknolojidir.

Kitap en masum suçludur, en güvenilir şahittir,    en sadık emanetçidir, en uzun yolculuk ve hiç bitmeyecek olan en kestirme yoldur.

Kitap, yüzme bilmeyeni okyanusun ortasında kulaç attırıp balıklarla yarıştıran; uçmasını bilmeyeni gökyüzüne kanatlandırıp kuşlara bile hava attıran muhteşem bir illüzyondur.

Kitap, insanlar, zamanlar, kültürler, değerler, inançlar ve çağlar arasında duygu- düşünce ve bilgi aktarımında bir köprü, bir bağ, bir vasıtadır. Dünyayı yöneten; kalem, mürekkep ve kağıttır. İnsanların bunları, ne şekilde ve ne amaçla kullandığı ise yine kendi tercihleridir.

      İnsanların okuma-yazma bilmedikleri, kağıdın, kalemin olmadığı çağlarda yasalar, inançlar, efsane ve destanlar, duygu ve düşünceler zihinlerde saklanırdı. Bilgi kaynağı olarak o dönemlerde sadece insanların hafızası vardı. Duyularak ve şahit olunarak elde edilen bilgiler hafızaya kaydediliyor, yine oradan başkalarına aktarılıyordu. Yani insan "canlı bir kitap"tı. Ve insanlar bilgiye bu canlı kitapların hafızalarından ulaşıyordu. İnsanoğlu yaklaşık dört bin yıl önce yazıyı buldu. Böylelikle, daha önceleri basit ve sade resimlerle başkalarına aktarılan duygu ve düşünceler yazı halini aldı ve böylece en basit şekliyle kitap doğmuş oldu. Orhun Abideleri  bu anlamda güzel bir örnektir. 8.yüzyılda taşlar üzerine yazılan bu yazıtlar, tarih ve edebiyat alanında ilk yazılı belge olmasının yanında döneminin yaşamı hakkında ipucu vermesi nedeniyle tarihe ışık tutan ölümsüz eserlerdir. Kitabın ne zaman insanın hayatına girdiği, neyin ilk olarak kitap haline getirildiği kesin olarak bilinmese de ilk, dini metinlerin kayıt ve muhafaza altına alınmasıyla ortaya çıkmıştır. Tarihi kaynaklarda Tevrat başta olmak üzere dini metinlerin kitap haline getirilmesinden söz edilmektedir. Bu metinler yine önce bir takım taşların üzerine kazılmak suretiyle yazılmıştır. Nitekim ilk emri "oku" olan Kuran-ı Kerim, kitap haline geldikten sonra tebliğ konusunda ilerleme kaydedilmiş ve daha çok insana aynı bilgi ulaşmıştır. Bu sebeple okumak ve kitap her zaman her dönemde insanlık için önem arz etmiştir.

     Kitap, ölen bedene, canlıya inat; ruhun, sözlerin, bilginin ölümsüzleştiği, ölümün kendisinin bile ölümsüz olduğu yerdir. Rufus hoote'nin dediği gibi "Kitap tek ölümsüzlüktür."  Bu ölümsüzlüğü elimizde tutmak, sahip çıkmak bizim elimizdedir. Unutmamak ve unutulmamak adına kitap bir nimettir. Bilen unutur, kitap unutmaz; bilgin unutur ama kitap unutmaz.

Bu durum, Bulver Lytton'un "Kitaplar yaşadıkça geçmiş diye bir şey olmayacaktır." sözünün doğruluğunu da desteklemektedir.

     Sonuç olarak; bilmek ve bildirmek, öğrenmek ve öğretmek, duymak ve duyurmak, görmek ve gördürmek, hissetmek ve hissettirmek, yaşamak ve yaşattırmak için, insanlar arasında karşılıklı ve de sürekli bir bilgi aktarımı, duygu aktarımı olması gerekir ki evren döngüsü sağlanabilsin. Bunun için de yazılı belgeler yani kitaplar insanlar için hava gibi su gibi önem arz etmektedir. Her kitap bir emanet ve onu okuyan herkes bir emanetçidir; sahibi ise o kitabı okumamış olan en son kişidir.

YORUMLAR

  • 6 Yorum
  • Ceritli
    3 hafta önce
    Harika bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık
  • Selma Dolgun
    3 hafta önce
    Çok teşekkür ederim. Sağ olun.
  • Elife
    3 hafta önce
    \"Her kitap bir emanet onu okuyan kişi ise emanetidir, sahibi ise o kitabı okumamış o*** en son kişidir\"
  • Selma Dolgun
    3 hafta önce
    Nasıl da iyi tanıyorum seni! Tam bu cümleyi yazarken senin bu cümleye düşeceğini bilmek ve sonuç olarak haklı çıkmak... cansın!
  • Merve Solmaz
    3 hafta önce
    Kalemine sağlık
  • Selma Dolgun
    3 hafta önce
    Teşekkür ederim Merve.

Son Yazılar