Reklam
Ya yapacağız yada yakacağız
Selahattin Saygıner

Selahattin Saygıner

Karış Karış Kahramanmaraş

Ya yapacağız yada yakacağız

24 Eylül 2019 - 19:25

   Osmanlı İslam Medeniyeti yerine lütfedilen Türkiye Cumhuriyeti tarihi darbeler, balans ayarları, post modern darbeler, Cumhurbaşkanı zehirlemeler, Başbakan asmalar, idamlar, sahibi belli faili meçhul cinayetler, adam ayartmalar, laik dayatmalar, dış kaynaklı iç destekli derin projeler (askeri, siyasi, parti, stk vb) tehditler, şantajlar, uçak, helikopter, araç kazaları, ezan, camii, başörtüsü ve inanç düşmanlığı ve daha bir çok   değerlerimize olan saldırılılarla anılmaktan kurtulamayacaktır.

    Bin yıl sürecek denilen28 Şubat post modern darbesiyle ve onlarca bankanın içinin boşaltıldığı 2001 ekonomik krizinin hemen ardından kurularak, Milli ve Manevi değerlere sahip Anadolu irfanına sahip özelliklede inançlı kesimden hiçbir menfaat gözetmeksizin destek almış ve almaya da devam ediyor. Şu an iktidar partisinden desteğini çekenler bir vesileyle menfaati çatışanlardır.

   Doğdu, yürüdü, koştu, koşturdu, coşturdu. O artık çocuk değil, delikanlı değil, artık sorumluluk sahibi kimden bahsediyoruz tabii ki AK Patiden.

   Ak parti REİS’İN liderliğinde Türkiye’yi Cumhuriyet tarihine denk gelen yatırımlarla tanıştırdı, fakat aynı oranda olmasa da birçok olumsuzluklarla da tanıştı bu ülke. Tabii bunda İktidarın birinci derecede sorumluluğu kadar görevini tam anlamıyla yapmayan sivil toplum kuruluşlarının ve tabiî ki kanaat önderlerinin de payının olduğu bir gerçektir.

   Bir asırdır iktidardan uzak olan kesimin iktidarı bir anda kucağında bulması ile ezilmişliğin, dışlanmışlığın ve horlanmışlığın tadını çıkaralım derken iktidar sarhoşluğuna kapıldık. 15 Temmuz işgal girişimini samimi olarak Allahın yardımıyla geçiştiren bir avuç samimi Müslüman’ın dışındaki birçok kesim bu sarhoşluğun içerisinde kayboldu. Bu yüzden ekonomik ve manevi kalkınma maalesef aynı paralelde ilerlemedi.

  Ülkemizi baştan başa duble yollarla ördük ama gönülden gönüle yollar yapamadık.

    Denizleri doldurarak hava limanları, dağları delerek tüneller, otoyollar yaptık ama gönüllere bir avuç sevgi, merhamet serpemedik.

   Her şehre bir hava limanı yaparak hava yolunu halkın yolu yaptık ama halkı hakkın yoluna götürecek projeleri hayata geçiremedik. Her ekonomik krizde iktidarın biletini keserek yaya bırakanlar yine o bölgenin zenginleriydi.

   Gençlerin gönlünü kazanacak projeleri hayata geçirmeden, seçme seçilme yaşını on sekize düşürdüğümüz gençlerimiz sanki tavır alırcasına oyları düşürdü. Aynı gençlerin sigara alkol uyuşturucu ve sosyal medya yaşının ilkokula kadar düşmesine engel olamadık.

  Başörtüsünü her yerde serbest bıraktık, fakat örtünün altındaki ruhun kaybedilmesine mani olamadık. Sözde modern örtülerle özümüzü kaybettik.

  Okullarda kılık kıyafeti serbest bırakarak öğrencilerin bahar çiçekleri gibi açılmasına vesile olduk.

   Her ile üniversite açtık ama üniversite mezunlarının tamamına masa başı makamlar veremeyince aynı gençliğin seçimlerde iktidara kocaman sıfır çekmelerini çaresiz seyrettik.

    Yolsuzlukla mücadele ederken yolunu kaybedenlere, Yoksullukla mücadele adına bir taraftan fakir fukaraya yardım yaparken bir taraftan da balık tutmayı öğretemediğimiz için asalaklar ürettik. Yasakları kaldırırken yeni yasakları yasalaştırdık. İstanbul sözleşmesi,  Kadın erkek eşitliği ve kadınlara pozitif ayrımcılık safsatasıyla fabrikaları, devlet dairelerini kadınlarla doldurarak ailenin temeline dinamit koyarak yasak aşkların ve ölümlerin çoğalmasına engel olamazken, yakayı mor kademlere kaptırdık.

   Avrupa birliğine girmek için çıkardığımız her yasa bizi batıya bir adım daha yaklaştırırken özümüzden uzaklaştık.  Gıda sektöründe Avrupa birliğine uyum yasaları yüzünden köy yumurtası ve yoğurduna hasret kalırken birçok değerimizi de kaybettik.

  Yıllardır Ak parti ANAP’laşıyor derken, biz çaldık biz oynadık. Maalesef Ak parti içindeki iktidarın nimetlerinden faydalanan AKP’liler yaptı bunu. Buna engel olamayan vakıf dernek, odalar ve kanat önderleri olarak seyirci kaldık.

   Önceleri üç beş öğrenciye okullarda mescit açılması için mücadele ederken, engel olan idarecilere elimizden geleni arkamıza koymazken şimdi bizim Bildiğimiz idarecilerimiz!  “ŞEHRİN EN PRESTİJLİ İMAM HATİP ORTAOKULUNUN MESCİDİNİN KİRLETİLME BAHANESİYLE KAPATILMASINDAN BİHABER HALE GELDİK.”

  Vatana, bayrağa, özgürlüğe, özüne sözüne, tarihine kültürüne, Kudüs’e Mescidi Aksa ya düşkün olan İslami kesim, Van Minut ve dünya beşten büyüktür diyen ve şiir okuduğu için mağdur olan Tayyip Erdoğan’ı karşılıksız sevdi ve hala sevmeye devam eden tek kesim. Ne için, millet, ümmet ve mazlum coğrafya adına, Bedir, Çanakkale, Maraş ve 15 Temmuz ruhu adına.

   Her şeyi iktidardan bekler bir hale geldik. Hâlbuki iktidarı meydana getiren unsurlar bizler idik. 28 Şubat ve öncesi süreçlerdeki olumsuzluklara karşı olan hassasiyetimiz bu dönemde maalesef kayboldu. Eleştiri kültürümüzü kaybettik. İktidardan menfaatimiz kesilir diye hiçbir siyasetçiyi eleştiremedik.

   Bu arada sadece Ak pati AKP’leşirken biz Müslümanlarında dünyevileştiğinin ve azgınlaştığının da altını özellikle çizmemiz gerekiyor. Bununda özellikle bu dönemde olması manidardır. Bu konunun ayrı bir tez konusu olarak ayrıca ele alınması gerekmektedir.

   CHDPKK, DAEŞ, FETÖ kadar METÖ(Menfaat Terör Örgütü) ler de o kadar tehlikelidir. Çünkü çıkarcıların menfaatleri için satmayacakları değer yoktur.

   Birinci dünya savaşından sonraki en büyük kuşatmanın şimdi Ege, Balkanlar, Kafkaslar, Doğu Akdeniz, Filistin. Kudüs, tüm orta doğu ve Kuzey Suriye’den kuşatıldığımızı kabul edip, milli ve manevi değerlere sahip herkesin parti cemaat vakıf dernek oda vs ayrımı gözetmeksizin bir dava uğruna kenetlenme vaktidir. Bunu bir asır önce yapan Maraşlı ecdadımız gibi şimdide en iyi yapacak onların torunlarıdır.

   O halde şimdi birlik zamanı, çünkü bu bir din bahsidir. Şimdi yeniden yapılanıp ya YAP diyeceksiniz ya da Roma’yı yeniden YAK diyeceksiniz. Karar sizin yoksa Osmanlı ve Selçukludan sonra ilk defa yükselişe geçtiğimiz bu tarihi fırsat, uzun bir süre ordusuyla komutanıyla ve askeriyle bir daha ele geçmeyebilir. Tarih kitaplarında ecdadımızın bir asır öncesi yokluklar içinde kazandığı kahramanlıkları ve zaferleri bir asır sonra onlardan kat ve kat güçlü olduğumuz bir dönemdeki bu savaşı kazanmaya yâda kaybetmeye çok yakınız. Özetle ya YAP(acağız)  ya YAK(acağız) karar hepimizin kardeşlerim.

 Ey Allahım zalimleri bizim ellerimizle cezalandırmayı nasip eyle bize. Amin.

                                                                                                      Selahattin SEVMEZ

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar