Reklam
Korona Bahane, Çözüm Şahane!
Selahattin Saygıner

Selahattin Saygıner

Karış Karış Kahramanmaraş

Korona Bahane, Çözüm Şahane!

07 Haziran 2020 - 16:30

  “Sayın Velim, öncelikle iyi günler dilerim. Kahramanmaraş’ta 11000 öğrenci LGS’ ye girecek. Okullarda ki kontenjan ise 12500. Yani tüm öğrenciler okula yerleşecek ayrıca sınavla öğrenci alan okul sayısı ise 10 civarı. Yani sadece çok yüksek puan alacak öğrencilerimiz sınavla gidilen okullara gidebilecek. Bundan dolayı öğrencilerimizden denemelerde 350 puan ve aşağı puan alan öğrencilerimiz sınava girmemelerini istiyorum. Çünkü malumunuz hala Korona virüs tehlikesi devam ediyor. Sınava girmesi ile ilgili düşüncenizi bana bildirmenizi bekliyorum. İyi günler dilerim.”

   Önemli bir ortaokulumuzdaki, sınıf öğretmeni arkadaşımızın öğrenci velilerine attığı bu mesajı görünce, önce nasıl olur diye garipsedim ve biraz araştırdığımda Maraş’ımızda milli eğitim müdürlüğü de dâhil korona sürecinde bazı öğrencilerin sınava girmelerine gerek olmadığı kanaatini yaymak amacında olduklarını öğrendim. Biraz daha araştırdığımızda amacın öğrencileri sadece korona’dan korumak olmadığını, asıl amaçlarının Kahramanmaraş’taki eğitim başarısını yükseltmek! Olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz.

   Hatta il başarısını yükseltmek için engelli öğrencilerin ve 350 puan altında kapasitesi olanların sınava girmemeleri yönünde bir görüş birliği içinde olmaları bizi biraz daha şaşırttı. Bu durum diğer illerde de böyle ise ki duyumlar o yönde, ateş olmayan yerden duman tütmez misali demek ki diğer illerimizde de kendilerince böyle şahane! Çözümlerle bir s.d.k yarışı için alavere dalavere içindeler.

   İl başarısı sıralamasında geçen yıllarda 64. Sırada olan ilimizle ilgili bir itiraz ve eleştiri söz konusu olmuş, Eğitim camiası da bu eleştirilere karşı biz aslında 15. Sırdayız gibi savunmaları olmuştu. Genel ortalama üzerinden değil de, çok az sayıdaki, istedikleri okullara yerleşen çalışkan öğrenciler üzerinden bir başarı hikâyesi yazmak derdindeler belli ki.

  Başında her ne kadar milli kelimesi olsa da hala milli olamayan bir eğitim sistemine sahibiz ne yazık ki. Bir asırdır bırakın eğitim sistemini yerli yerine oturtmayı, her bir bakan değişiminde değiştirilen sınav sistemlerini eğitimde reform zannettik ve medet ummaya başladık. Son 30-40 yıldır Fetönün kurum ve kuruluşlarıyla eğitim sistemine verdiği zarar ayrı bir tartışma konusu zaten. Demek ki sadece çok güzel fiziki mekânlar oluşturmak yetmiyormuş.

 LYS Sınavına girmek mecburi değildir algısı bir süredir yetkililer tarafından dillendiriliyordu zaten.

  İsmi değişmeyen fakat soy ismi değişen dershaneler, Maaş, ek ücret ve tatilleri yetersiz olan! Branş Öğretmenlerinin bazıları daha insanca bir hayat!  Yaşamak adına okul dışında, merdiven altlarında ek ders vermeye devam ediyorlar.

  Bazı branşlarda ki Öğretmenler bu mesleği bir ticari kuruluşa çevirmiş durumdalar maalesef.

   Okullarda hafta sonu açılan kurslara katılım ve genel başarı oranları işte böyle baltalanıyor diye düşünüyorum. Hasılı o kadar problemin hangisini buradan dile getirelim ki….

Aslında eğitim sistemimiz belli bir yaştan sonra zorunlu olmaktan kalkmalıdır. Ana sınıfı ve ilkokul mecburi, ortaokul tavsiye, lise ve üniversite mecburi olmamalıdır. İlkokul’dan sonra Çıraklık, Ortaokul’dan sonra kalfalık, bazı meslek liselerinden sonra da ustalık belgeleri teşvik edilmelidir. Özetle yeteneklere göre yönlendirme mecburi olmalıdır.

  Üniversitelere ise isteyen öğrenciler değil, belli kriterler dahilinde istenilen öğrenciler kabul edilmelidir.

  Milli eğitimimizin hala o kadar problemi var ki, halledildiği an Türkiye’nin yüzde elli problemleri halledilmiş olur.

  Milli Eğitimciler ve Dini İmamlar konusu halledilirse de yüzde yüze yakın bir problemimiz de kendiliğinden çözülmüş olur.

  Çünkü her çocuk bir öğretmenin ve imamın tedrisatından muhakkak geçiyor.

  Tayyip Erdoğan’da bir öğretmen ve imamın eseri, Diğer bazı siyasetçi ve sanatçılarda bir öğretmen ve İmamın eseri, fakat suç sadece bazı siyasetçi ve sanatçıların değil elbette…

  Öğretmenlik ve imamlık bir meslek ise ki bana göre meslek ötesi bir aşk ve gönül işidir, onların statüsü ilk önce başka bir şekilde belirlenmeli ve sadece ücretle yapılan bir iş olmamalıdır.

  Milli Eğitimin Hz. Suffa modelini, Öğretmen ve İmamlarımızın da İlk Öğretmenimiz, Önderimiz ve Rehberimiz Hz. Peygamber(sav)i örnek almadıkları müddetçe bir arpa boyu ilerlemeleri imkânsızdır…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar