Reklam
Her şey sil baştan "Öze Dönüş"
Selahattin Saygıner

Selahattin Saygıner

Karış Karış Kahramanmaraş

Her şey sil baştan "Öze Dönüş"

07 Mayıs 2020 - 18:23

Fani olan dünya hayatında her insanın, her ailenin, kurum ve kuruluşların, partilerin!, cemaatlerin, vakıfların ve derneklerin, ülkelerin, işleyişinde yaşantılarında faaliyetlerinde hep bir dönüm noktaları olmuştur ve olmaya da devam edecektir.

  İnsanlık ve Dünya değişime, dönüşüme her zaman gebedir. Bu günkü dünya düzeni,  gücü elinde bulunduranların kendi iktidarlarını devam ettirmek için koydukları o değişmez gibi gözüken kurallar, kanunlar ve tüzükler hep değişmeye mahkûmdur.

   Kısacası insan aklının ortaya koyduğu her türlü kaide, kural ve kanunlar her zaman değişmiştir. Çünkü zor her zaman oyunu bozar. Bu zor, adalet ve hukuk temelinde gerçekleştiğinde insanlık her zaman barış ve huzuru bulmuştur. Bu günün zoru da salgındır.

  “ Değişmeyen kanunlar tüm kâinatı yoktan var eden ve insanın emrine veren yüce Allahın kanunlarıdır”

  Tüm dünyayı kasıp kavuran salgın dolayısıyla da hayatımızda olumlu yönde birçok değişiklik olması gerekmektedir. Olacaktır demiyorum özellikle olması gerekir diyorum.

 YAPMAMIZ GEREKENLER

-“Müslüman olduğunu iddia edenler olarak bizler; alışık, barışık ve birazda karmaşık olan tüm alışkanlıklarımızı, ortaya karışık yaşantımızı sil baştan gözden geçirmek zorundayız”

 -Özellikle Vakıflar, dernekler, cemaatler, partiler, kurum ve kuruluşlar; kuruluş amaçlarını, gayelerini, hedeflerini, tüm ticari işletmeler işleyişlerini tekrardan gözden geçirmeliler.

  -Allah bu salgın la; azgınlaşan, azmanlaşan, hadsizleşen, haddi aşan, tüm kişi ve kuruluşlara özellikle biz Müslümanlara kendimize ve kuruluşlarımıza bir format atma fırsatı vermiştir. Bunu hangi teknik ve usulle yapacağımızı yine rabbimiz bize buyuruyor.

-“Ey İman Edenler; Allaha, Peygamberine ve İndirdiği Kitaba (Kur’an a) İman Edin”! (nisa 136)

* Ey Müslüman olduğunu iddia edenler;  kendinize gelin, aklınızı başınıza alın, verdiğiniz sözleri hatırlayın, yaratılış gayenizi unuttunuz. Bu ne haz.., bu ne hız…, bu ne hırs…, bu ne lüks ve konfor tutkusu böyle.

 * Bu dünyanın sahte cazibelerine kaptırmayın kendinizi. Bu dünya şatafat, makam mevki yeri değil, bu dünya sadece ebedi âleme azık hazırlama yeridir. Şu kısacık ömrünüzde söz ve senetlerinize sahip çıkarsanız, sonsuz olan ahret yurdunda hayal bile edemeyeceğiniz en güzel nimetler sizi beklemektedir.

- “Dünyada başı pişenin, ahrette aşı pişer”….

  *Kendinize gelmeniz için hızınızı biraz yavaşlatıyorum ve kendinize, ailenize ve kurumlarınıza bir format atmanız için size bir fırsat daha tanıyorum diyor yüce rabbimiz bizlere…

-Miras Müslümanları olmamızla hem avantaj, hem de dezavantajlı konumdayız. İslam’ı; okuyarak, araştırarak kendimiz isteyerek ve özümseyerek kabul etmediğimizden dolayı mirasın kıymetini gereği gibi maalesef bilemiyoruz.

 - Oysaki Müslümanlık bize miras değil de alın terimiz olsaydı sahip olduğumuz değerlere çok daha canımız pahasına sahip çıkardık.            Olsun dünyalık hiçbir mirasın aslını değiştiremeyiz ama, annelerimizin, babalarımızın ve toplumun İslam ve Müslüman olmasıyla elde ettiğimiz bu şerefi, Allahın emri gereği yeniden iman ederek daha da taçlandırmalı ve sil baştan “sahih İslami bir hayatı” yaşamaya başlamalıyız..

  -İnsanın mükemmel bir şekilde yaratılışı ve sonrasındaki yüce yaratana verilen söz ve senetler, doğduktan sonraki masumiyeti ile kurum ve kuruluşların ilk kuruluş dilekçe ve tüzükleri genelde hep masum ve samimidirler.

- İslam’a, Müslümanlara ve insanlara hizmet etmesi için kurulan tüm kurum ve kuruluşlarımızı yeniden özüne döndürmeliyiz. “Siyasi toplum Kuruluşu” haline gelen vakıf ve derneklerimizi “Sivil Toplum Kuruluşu“ misyonuna yeniden kavuşturmalıyız..

-Siyaset kurumunun da güçlenmesi için, STK’larımız içindeki siyasete meyilli, ehliyet liyakat sahibi, alanında uzman kişilerin siyaset kurumuna transferi gerçekleştirilerek, STK’larla irtibatı kesilmelidir.

-Müslümanlar olarak yüce yaratana verdiğimiz sözü tekrardan hatırlama, gereğini yerine getirme ve özümüze dönme mecburiyetindeyiz.

-“Temizlik İmandandır” gerçeğinden hareketle hayatımızın tüm alanlarında yeniden bir temizlik yapmak mecburiyetindeyiz.

-“Önce beş vakit abdestle dinin direği olan namazla ayağa kalkmalıyız”

 -Hayatımıza musallat ettiğimiz; içki, kumar, faiz, zina, dedikodu, gıybet, iftira, gurur, kibir, yetim ve kul hakkı, vurdumduymazlık, neme lazımcılık virüslerini ve her türlü kötü alışkanlarımızı “İMAN” dezenfektanı ile bir daha bulaşmayacak şekilde temizlemeliyiz.

 - Şüphesiz ki salgınlar, depremler, afatlar, kuraklık, yokluk, fakirlik, hastalık vb hepsi Allahın ayetleridir. Bu ayetleri ancak uhrevi mihenk taşımız olan Kur’an ve Sünnet’e vurarak okuyabiliriz. Bu salgın ayetini de özellikle iyi okumak zorundayız. Aksi halde sil baştan değil, aynı bataklıkta tekrar debelenmeye devam ederiz..

 -  “Suya sabuna dokunmayan”! ve “bana değmeyen yılan bin yaşasın” diyen bir nesil yerine, gerektiğinde suya sabuna dokunan, haksızlıklar karşısında susmayan ve İslam hukuku çerçevesinde gereklerini yerine getiren bir toplum olmalıyız.

 -Bundan sonra hayatımızda atacağımız her adımı, ölçerek, biçerek, tartarak atmak zorundayız. Hata yapma hakkımız ve lüksümüz yok.

  Müslümanlar olarak toplumdaki yerimizi tekrar gözden geçirmek zorundayız. “Yeni Bir İslam Medeniyeti” inşasında bir tuğlamı, HARÇMI yoksa HİÇMİ olacağımıza bir karar vermeliyiz.

   Salgın sonrası  savrulmamak ve salıvermemek dileğiyle, sağlıklı, mutlu, huzurlu ve bereketli bit ömür temennisi ve duasıyla….

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar