Reklam
Türk Dizileri Ve Ahlakın Bozulması
Ramazan Yumşak

Ramazan Yumşak

Türk Dizileri Ve Ahlakın Bozulması

23 Eylül 2018 - 17:09

Televizyon hepimiz için vazgeçilmez bir eğlence aracıdır. Her ne kadar ilk icat edildiğinde ‘Bu aptal kutunun karşısında, kim saatlerce oturup izleyecek’ dense de. Günümüzde bu sözün geçersiz olduğunu ve bu aptal kutunun bizleri bağladığını görüyoruz. Özellikle de diziler, bizleri adeta esir alıyor ve saatlerce başından kaldırmıyor. İnsanlar misafirliklerini bile dizilere göre ayarlar hale geldi.

Çok şükür günümüzde izlenen diziler yerli daha önceleri ise Amerika ve Brezilya dizileri izliyorduk ve o dizilerin bağımlısı oluyorduk. Ülkemiz de yıllarca Amerikan dizileriyle büyüyen nesiller yetiştirdik. Bu durumdan pek çok insan şikâyetçi oldu. Çünkü bu diziler Amerikan yaşam tarzını ve kültürünü empoze ediyordu. Daha sonra Türk film sektörü gelişti. Özellikle de ortaya kaliteli diziler çıktı. Halkın büyük bir kısmı bunlardan da şikâyetçi oldu vay efendim bunlar ahlakımızı bozuyor, dizilerde yaşananlar kültürümüz değil vs. Tıpkı sabahları yayınlanan kadın programları gibi…  

Sabah programları en çok şikâyet edilen programlardandır. Fakat ne hikmetse en çok izlenen programlar listesinde de zirveye oynuyorlar. Bu da tartışılması gereken ayrı bir konu değil mi? Hem en çok şikâyetçi olduğumuz program diyoruz hem de en çok o programları izliyoruz. Yine en çok tartışılan ve şikâyet edilen diziler de, reyting rekorları kırıyor (Reklamın iyisi kötüsü olmuyor).

Bizim sevmediğimiz ve hoşumuza gitmeyen dizileri şikâyet ediyoruz. Çünkü biz sevdiğimiz ya da bizden olanı seviyoruz. Biz sevmiyor ve izlemiyorsak başkasının izlemesi ya da sevmesi önemli değil. Onlarda izlemesin, izleyemesin istiyoruz. Bu dizlerin eleştiri konusu ise ya ahlaka ya da Türk aile yapısına aykırı oluşu veya buluşumuz. Tarihi filmler ise tarihi ve olayları saptırıyor, tarihi kişileri kötü gösteriyor. Ahlak çizgisini de Türk aile yapısını da tarihi karakterlerin duruşunu da kendi ahlak ve hayat anlayışımıza göre değerlendiriyoruz. Gerçeklere göre değil.

Özellikle tarihi dizi ve filmlerde tarihi moda mod anlatmasını istiyoruz. Diziden ziyade belgesel tadında çekilsin istiyoruz. Peki, bunu isteyen kaç kişi oturup ta, o istediği gibi yayınlanan tarih belgeselini izliyor. Zannımca çok çok az kişi. Çünkü bizim halkımız belgesel izlediğini ve sevdiğini her ortamda söyler. Ama hiçbir zaman, hiçbir belgesel programı reytinglerde birinci olamaz ne hikmetse. Şikâyet ettiği programlar birinci olur. O da onları izlemeyi tercih eder.

Yıllarca İstanbul’un Fethi filminin çekilmesini istedik ve çekildi, ama bu çok kaliteli ve maliyetli filmi bile birçok insan eleştirdi. İlk kez çekilmiş ve uzun yıllar beklenen filme; çok güzel olmuş, harika olmuş diyemediler, eksik bulmaya ve eleştirmeye çalıştılar. Kendi zihniyetlerinde biri olmadığı için eksik bulmaya ve eleştirmeye odaklandılar.

Kanuni dönemini anlatan dizi sayesinde insanlar, tarih kitaplarına bakmaya ve okumaya başladı. Yani tarihimizi kulaktan dolma değil, kitaplardan öğrenmeye başladı. Tabi arada gidip Hürrem Sultana dizi nedeniyle beddua edenlerde oldu. Eskiden Erol Taşı dövmeye çalıştıkları gibi. Ama sonuçta insanlarda bir tarih bilinci veya merakı oluştu. ‘Doğru mu yanlış mı’ tartışması insanların onu kitaplardan ve tarihçilerden öğrenmesine neden oldu. Tarihe ilgi ve alaka zirve yaptı. İnsanlar Tarihin toz pembe hikayeler dışında acı gerçeklerle de dolu olduğunu duydu (duydu diyorum çünkü hala buna inanmayanlar var) ve bir nebze de olsa bu acı gerçeklerle yüzleşme fırsatı bulacak.

 Bu dizide ben annelerin oğullarının hayatı için verdiği mücadeleleri görüyorum. Küçük bir şirkette veya miras malında bile cana kıyılan ülkemizde onlarca can için veya ya senin ya benim çocuğum ve torunlarım öldürülecek tercihi için verilen mücadeleyi yanlış görüyorsanız insanlığınızı bir sorgulayın. Hiçbir anne hayvanlar da dâhil çocuğunun göz göre göre öldürülmesine müsaade etmez ve bunun için elinden gelen bütün mücadelesini verir her türlü hile ve desiseye de baş vurur. Bu nedenle o kınanmaz ve eleştirilemez. Bunu hayvanlar bile yaparken saygıyla karşılayanların insanlar yaptığında neden eleştirdiğini anlayamıyorum. Evet, Osmanlı Türk tarihinin en büyük ve kültürlü devletidir bununla da gurur duyuyorum ve Osmanlıyı da çok seviyorum. Ama onun da hatalı olduğunu ve yanlışlarının olduğunu kabul ediyorum. Ben onu yanlışlarıyla seviyorum. Onlar tarihte devletlerin çabuk yıkılmasından bir ders çıkarmış ve kendilerince bir yöntem bulmuşlar bunu da uygulamışlar. En mükemmel sistemlerin bile hatalar içerdiği bir dünyada elbette Osmanlının sistemi de hata verecek ve kardeşi kardeşe düşman edecek Anneleri sarayda birbiriyle mücadeleye sevk edecektir. Bu doğal bir sonuçtur. Keşke bunun yerine daha güzel bir sistem getirilseydi ve nihayetinde de getiriliyor. Şimdi bu sistem var diye kadın ve çocuklar mı suçlu sistemi getirenler mi. Her sistemin yanlışları vardır. Sonuçta bir sistem seçilmiş ve uygulanmış ve onlar ölmüş gitmiş bari bizler eski için birbirimizi kırmayalım.

Fatma gülün suçu ne ve Aşkı memnu gibi filmlerde ahlak bozan kategorisinde. Aşkı Memnu Halit Ziyanın ölümsüz eseri kitabı var ve yıllardır klasikler arasında okullarda da okutulur. Bunun neresi sapıklık ben anlayamadım. Dizi galiba amcalarınızın karısına âşık olun diye öğüt veriyor. Ama normal bir insan izlediğinde veya okuduğunda yanlış aşkların ne kadar kötü olduğunu ve ileride önü alınamayan sonuçlar doğuracağını anlar. Zaten dizinin sonunda aşık olanlar değil tüm aile hatta bakıcı kadın bile olumsuz etkilenmektedir.

Fatma gülün suçu ne filminde eğer siz tecavüzün savunulduğunu düşünüyorsanız kurslarda ve yurtlardaki tecavüzlerde galiba o kişiler sürekli bu diziyi izliyor. Bir gariban kıza tecavüzün ve sonuçlarının anlatıldığı filmde adalet sistemindeki yanlışları ve zengin ile fakir arasındaki farkı görmek yerine beş dakikalık bir sahneye odaklanmak ve tüm diziyi sadece bu açıdan izlemek ne kadar mantıklı ve doğru. Kız sahilde açık gezmeseydi diyenler var. Eğer o kıza kara çarşaf giydirilseydi bu sefer de kara çarşaflılara iftira atılıyor onlar karalanıyor diyeceklerdi. Burada ahlaksızlık anlatılıyor ama sizin anladığınız ahlaksızlık değil. Ülkedeki adalet sistemindeki boşluklar ve parası olanın gücü olur ve garibanın hakkını araması için çok paraya ihtiyacı olduğu ama ülkedeki bazı sivil toplum kuruluşları ve şahısların da artık bu konularda aktif olduğu anlatılıyor.

Bu dizide tüm bu olumsuzlukları ve ahlaksızlığı görmeyip Amcanın hanımına aşkı kışkırtıyor diyenlerin kendi durumlarını göz önüne almalarını ve bir psikoloğa gitmelerini tavsiye ederim. Kitap okuyun deniliyor bu insanlar kitap okusa ne olur okumasa ne olur.

Bir de film kahramanına mevlitler okutan ve kötü karakterleri gerçekten kötü zanneden ülke siyasetini izlediği diziye göre şekillendiren kişilerin böyle yapması çok normal. Böyle insanların olduğu bir ortamda film ve diziler elbette yanlış anlaşılacaktır. Bu tip insanların eleştirdiği film ve diziler

Tüm bu film ve dizilere ahlak bozucu ve tarihi kötüleyici olarak bakanlar zaten filmler 7-10 yaş üstü yazıyor. Yani onları anlayamayacak kadar ya da yanlış anlayacak kadar küçük olanlar izleyemiyor. O konuda sıkıntınız olmasın akıl yaşı gelişmeyenler de izlemezse iyi olur.

Ama her ne olursa olsun kim her ne anlarsa anlasın şu bir gerçek, artık Türk dizi ve filmleri kalitesini arttırdı. Birçok ülkeye dizi ihraç ediyoruz ve bu dizilerden milyonlarca dolar gelir elde ediliyor. Tabi her şey para değil diyeceksiniz haklı olarak. Birde kültürümüzü tanıttığını unutmayın. Diziler ve kahramanlarına hayranlık, ardından Türk kültürü ve Türkiye’ye hayranlığı getiriyor. Hani Amerikan dizileri Amerikan Kültürünü empoze ediyor, diyoruz ya. Aynısı bizim diziler için de geçerli.

Doğu Avrupa, Balkanlar, Ortadoğu hatta Pakistan’da bile dizilerimiz çok seviliyor ve izleniyor. Ülkemize ve insanımıza karşı merak ve ilgi uyandırıyor. Orijinal dilinde izlemek isteyenler Türkçe öğrenmeye çalışıyorlar. Hele Balkan ülkelerinde ki ilgi ve isteği görseniz, orası bambaşka, eskiden iç içe olduğumuz insanlara, şu an o kadar yabancıyız ki, fakat Türk dizileri bu eski bağı tekrar kuruyor. Zira bu tarihi dizi ve karakterler arasında onların da hikâyeleri ve acıları gizli, onlar da geçmişlerini bu tarihi dizilerde görüyor ve onun için dikkatle izliyor.

Sizler aynı kanaatte değilsinizdir belki, ama ben; kültürümüzü empoze eden ve insanlara ülkemizi tanıtıp ilgisini çektiren bu dizilere devlet desteği verilmesini istiyorum. Böyle düşünmeyenlere de bu konuda ki düşüncelerinizi değiştireceğini umduğum TRT deki Sınırları Aşanlar adlı belgesel programını izlemenizi tavsiye ederim (Hani belgesel izlemeyi çok seviyoruz ya). İnanın bu belgesel programını izleyince sizin de Türk Dizilerine bakış açınız değişecektir.

ABD dizileriyle Amerikan kültürü empoze ediliyor, diyenler haklı, çünkü Türk dizileriyle de Türk Kültürü empoze ediliyor. Türk Kültürünün başka ülkelere yayılması kötü mü olur? Bunun neresi ahlakımızı bozar veya Türk kültürünün diğer devletlere de yayılması ne kadar ahlaksızlık.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar