Reklam
Tepkilerimiz Olaylara Değil Kişilere
Ramazan Yumşak

Ramazan Yumşak

Tepkilerimiz Olaylara Değil Kişilere

23 Eylül 2018 - 17:25

Her toplumda, yani insanların yaşadığı çevrede mutlaka gruplaşma vardır. Gruplaşmak bazıları tarafından yadırganır ya da kötü bir şey olarak algılanır. Aslında kötü olan gruplaşma değildir. Çünkü insanlar ortak yönleri olan kişi ya da gruplarla daha fazla irtibat halinde ve onlara yakın olur. Bu yakınlıkta doğal olarak gruplaşmayı doğurur. Görüş, yaşam tarzı ve inanç gibi birçok noktada benzerlik gösteren bu insanların aynı amaç altında toplanmaları ve grup oluşturmaları da en doğal haklarıdır. Bazılarının belirttiği gibi gruplaşmak değildir, yanlış olan. Yanlış olan grubunun dışındakileri dışlamak ve onları doğru kabul etmemektir.

Biz de toplum olarak gruplaşmayı ve taraflılığı çok benimsedik, diğer toplumlar gibi birçok gruba ayrıldık. Bu gruplaşma, insanların çoğalmasıyla o kadar arttı ki, grupların içinde de yeni gruplar oluşmaya başladı. Gruba bağlılığımız arttıkça yaşam tarzımızı bile grubumuza göre ayarlamaya başladık. Hatta iyilik yaparken bile kendi grubumuza yapmaya gayret ettik. İyilik alanında yarışmak yerine, kendi grubumuzun reklamı için yarışır olduk.

Grubumuza bağlılığımız artınca, iyiliklerimizi değil, doğru ve yanlışlarımızı da, hakikat yerine kendi grubumuza göre değerlendirir olduk. Yani; Doğrulara göre insanları değerlendirmek yerine, doğruları insanlara göre (grubumuza) değerlendirmeye başladık. Hal böyle olunca doğrularımız sabitlenmedi ve değişken olmaya başladı. Bugün doğru dediğimize yarın yanlış demeye başladık. Bir kişinin iyi ya da kötü olmasını onun iyilikleri yerine grubumuza, tarafımıza yakınlığı ile ölçer olduk.

Bu konuyu seçimler nedeniyle sadece siyasiler için düşünenler olacak, keşke tek siyasiler için böyle düşünebilseydik. Hayatımızın her alanında bu duyguya göre davranan insanlar var. Taraf tutmayı o kadar benimsedik ki, (yense de yenilse de takımı desteklerken) yanlışında da, hatasında da arkasında durmayı, onu desteklemeyi borç bildik, ikaz edip doğruyu göstermeyi hiç düşünmedik. Grubumuzda yanlış yapılmış ise bunun mutlaka bir açıklaması ve gerekçesi vardır, diye düşündük.

Bu nedenle yanlışlar nedeniyle eleştirenleri veya taraf değiştirenleri, ihanetle ve bizi satmakla suçluyoruz. Ne yapacağımızı veya kime ne diyeceğimizi bilemiyoruz. Kendi tarafında iken her sözünü alkışlayan, her dediğini doğru kabul edenler, taraf değiştirdiğinde ise, en büyük hakaretleri ve en kötü kötü ithamları saymakta bir beis görmüyor.

Karşı taraftan kendi grubuna geçen kişi için ise tam tersi, eski sövgülerini ve yergilerini unutuyor, hatta hiç olmamış gibi davranıp, ona en güzel methiyeleri diziyor. İnsan uzaktan bu yaşanan çelişkiyi izlerken ne yapacağını bilemiyor, sadece; güler misin, ağlar mısın? Demekten kendini alamıyor. 

Galiba unuttuğumuz nokta; insanları tarafımıza göre değil, doğrulara göre yargılamak. Karşıda olması onun bütünüyle yanlış olduğu ve doğrusunun olmadığı, tarafımızda olması da, onun yanlış yapmayacağı veya hatalı olmayacağı anlamına gelmez. Kul hatası ile vardır, önemli olan bizlerin, her kim olursa olsun, Kul’un, hata yapabileceğini idrak edip, onun yanlışını alkışlamak yerine, yanlış yapıyorsun, her kim olursa olsun doğru yapana da, sen doğrusun diyebilmektir.

Yani tepkimizi kişilere göre değil, olaylara göre vermeliyiz, önemli olan doğru hareket etmek ve doğru durabilmektir. Biz doğruları ve hakkı baz aldığımızda doğru hareket edebiliriz, kişileri değil.

Bu erdemi gösterdiğimiz zaman küçülmeyiz ya da grubumuza ihanet etmeyiz, aksine doğru duruşumuzla herkesin takdirini kazanır, dik yürüyüşümüze devam ederiz. Aksi halde; dün sövdüğümüze bugün övgü, dün övdüğümüze de bugün sövgü dizeriz, işte o zaman küçülür, itibarsızlaşırız. Çıkarlarımıza göre dönüp duran ve nerede duracağı belli olmayan biri oluruz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar