Reklam
CHP'nin Sorunu Ve CHP Sorunu
Ramazan Yumşak

Ramazan Yumşak

CHP'nin Sorunu Ve CHP Sorunu

23 Eylül 2018 - 17:22

Ülkemizin en büyük sorunlarından biri de sağ seçmenden oy alabilecek bir sol partinin olmamasıdır. Kendisini sol diye adlandıran partilerin büyükleri maalesef sol değil (%90’ı) sistem partisi veya ırkçı bir parti. Şu an en büyük sol parti CHP olarak gözükmekte, parti, Atatürk tarafından kuruldu (Bu nedenle kendilerini kutsal ve devletin sahibi zannediyorlar). Ve tek parti olarak devleti sol ve komünist (devletçi) sisteme yakın bir çizgide yönetti. Gerçek sol olmadığı için özgür, liberal ve demokratik bir ortam yerine; milliyetçi, laik ve devletçi bir sistemi kabul ettiler. Bu arada halk da zorla değişime tabi tutuldu. İsmet İnönü dönemi ise tam bir buhran dönemiydi. II. Dünya savaşı patlak verdi ve savaş nedeniyle çok zor bir dönemden geçildi (Bence bu dönem İnönü’nün beceriksizliği değil şansızlığıdır). Bu dönem her yönüyle tam bir şikayetler dönemi oldu.

50’li yıllara gelindiğinde dış güçlerin zorlamasıyla ve değişen şartlar nedeniyle çok partili sisteme geçildi. 60 tan sonra ise CHP koalisyonlarda ve azınlık hükümetlerinde görev aldı. En güçlü iktidarı Ecevit ile oldu. Evet, Ecevit geldi, Karaoğlan kurtarıcı kişi olmuştu. CHP solu (dünyada böyle bir sol var mı bilmiyorum) yerine Anadolu solu yani gerçek solu savundu. Devleti ve sistemi koruma refleksinden halkın sorunlarına inmeyi seçti ve iktidarı hak etti. Ama 80’den sonra Ecevit’te CHP ile sol siyaset yapamayacağını anladığı için DSP’yi kurdu ve onun genel başkanı oldu. CHP ise sol kılığında, Kemalist sistemle yaşayan ve halk yerine devleti savunan bir parti olarak devam etti.

Daha sonra Deniz Baykal uzun süre Kemalist zihniyetle partiyi yönetti ve hiçbir zaman halkın sorunları ya da işçi, emekçi, köylü sınıfını savunmadı. Tek derdi ve davası vardı o da Laiklik, saç sakal, kılık kıyafet ve Kemalist sistemdi. Böylece parti zengin mahalle ve şehirler ile sahillere hapsoldu. Daha sonra parti yönetimi Baykal’dan bıkmış olacak ki onu devirdi ve yerine Kılıçtaroğlu’nu getirdi. Kılıçtaroğlu’nun gelişi de sadece başkanı değiştirdi, sistem aynen devam etti. Sosyalist ve bürokrat yönü ağır basan biriydi. Ancak partiyi demokratlaştırır diyen solcuları hayal kırıklığına uğrattı. Bürokrat yönü ağır bastı ve tarafını sistemi korumadan yana kullandı. Zaten bu ülke bürokratlardan çok çekmişti (Bunu iyi bilen Erdoğan, yeri geldikçe bunu kullandı, çünkü Kemalist sistemin uygulayıcıları ve halka baskı yapanlar bürokratlardan başkası değildi). Türkiye’deki tüm siyasiler gibi o da koltuğu çok sevdi ve hiç seçim kazanamadığı halde koltuğunu bırakmadı. Hatta kendisini başarılı bile buldu. Zaten hiçbir zaman iktidar olmak gibi bir iddiası da olmadı. Diğer liderler gibi o da %25’lik oy oranından memnundu ve bu oy oranın kendisine yeterli olduğunu savunuyordu. Hem milletvekili hem de CHP genel başkanıydı, daha ne isteyebilirdi ki.

Bir de CHP’de lider adayı olarak Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce çıktı. İnce, Anadolu soluna daha yakın biri olarak ön plandaydı. Ecevit gibi Kemalist sistemden çok halktan yana gözüktü. CHP’li oluşu ona dezavantaj sağladığı halde oyu partiyi geçti. Erdoğan’a rakip olamadı ancak beklenenden fazla oy alması onu Kılıçtaroğlu’na rakip yaptı. İleride bir şeyler yapabilmesi sağlam bir ekip kurmasına bağlı. Zira bu iş ekip işi, tıpkı Erdoğan’ın saadet partisinden ayrılıp ekibiyle Ak partiyi kurması gibi. Kendisi ne kadar etkili olursa olsun onu başarılı kılan ekibi olmuştu. ‘Lider her zaman çok önemlidir ama başarıda devamlılık ekip işidir’. Bu önemli nokta unutulmamalıdır.

Peki, CHP nasıl başarılı olabilir:

*Kesinlikle yeni bir yüze ve lidere ihtiyaç var. Yeni liderin; genç, dinamik, halkı anlayan ve onları aşağılamayan bir ekibe ihtiyacı var.

*Hizmetlere hayır demeyen halka ‘istemeyüzcü’ gözükmeyen daha iyisini ve güzelini yapmayı vaat eden bir parti olmalı. Yıkımla değil, yapımla ön plana çıkmalı. Hizmete bu kadar aç bir ülkede yıkım ekibine kimse oy vermez. Bu istemeyüzcü tavrı rakip parti tarafından çok iyi kullanılmakta ve CHP ye kurşun tokat olarak dönmektedir.

*En önemlisi de artık iktidar olmak isteyen bir CHP olmalı, enflasyon, işsizlik, terör, yol -köprü, yolsuzluk, hizmet gibi kavramların sakal, saç, etek ve kıyafetlerden daha önemli olduğunu insanların bunlarla ilgilendiğini bilmeli. Gerçek dünyaya dönmeli ve ülke şartlarını dikkate almalı. Sadece sahillerden, zengin mahalle ve ilçelerden oy alan bir CHP asla iktidar olamaz. Bütün davalar ve başarılı insanlar fakir halkı savunarak ve onların sorunlarını ön plana çıkararak ön plana çıkmıştır. Yani sistem partisi değil adında ki gibi halk partisi olmalı, zira toplum, sistemin adamını da partisini de sevmez.

*Halkın kalbine ve gönlüne dokunmalı. Halk söze değil dokunuşa bakar. Halkın derdine dokunabilmeli halka güven verebilmelidir. Bunun için CHP yöneticileri kılavuzlarını değiştirmeli, seçmeni anlayan ve onlarla aynı duyguları paylaşan danışmanlarla çalışmalı. Müspet, milliyetçi ve muhafazakâr insanlardan oy almak istiyorsa, Kemalist zihniyetle düşünmeyen danışmanlar da edinmeli ve dünyaya oy almak istediği insanların gözünden bakabilmelidir.

*Nasıl ki CHP bazı insanları ülke ve sistem için tehlike olarak görüyorsa, bazı insanlar da CHP’yi kendisi, inancı ve hayat tarzı için tehlike olarak görüyor. Yine bu tutum ve davranışı rakip partiler tarafından kullanılmaktadır. Kendinden olmayanlara ve kendi gibi yaşamayana saygı duyduğunu göstermelidir. Bu konuda halkın yaşam tarzını değiştiremeyeceğine göre kendisini ve onlara bakış açısını değişmelidir.

*Bir parti için Belediyecilik kendini göstermenin en güzel yoludur. Zira belediyeler partilerin reklam yüzüdür. Sorunlarla boğuşan CHP belediyeleri kötü reklamdır ve rakibi bunu her zaman kullanıyor. CHP Belediyelerini örnek gösterebilmeli, iktidara gelemediğine göre mitinglerinde belediyelerinin hizmetlerini anlatmalı ve onları ön plana çıkarmalıdır. Eskişehir gibi örnek şehirler çoğaltılmalı, CHP’nin kalesi olan şehirler sorunlarla ve sadece heykel açılışlarıyla değil, hizmetlerle ön plana çıkmalı ve örnek gösterilmelidir.

*Kavgacı ve saldırgan görünümden uzak durmalılar, ama her kongre ve seçimde bir kavga çıkmakta bu da halkı soğutmaktadır. Ülke olarak birlik beraberliğe ihtiyacımızın olduğu şu dönemlerde kimse kendi partisinde bile uzlaşamayana oy vermez. Bazıları buna demokrasi diyebilir ama nasıl ki, lidere tam itaat demokrasi değilse, kendi partilileriyle çatışma da demokrasi değildir zira demokrasilerde kişiler değil fikirler çatışır.

*Partililerin içki içmesi, oruç tutmaması aslında halkın büyük çoğunluğunun umurunda değil ve bununla ilgilenmiyorlar. O insanlar CHP’lilerin ibadet etmesini değil, ibadet yaparken kendilerine saygı duyulduğunu görmek istiyor. Unutmayın halk kişilerin kendi inancından olmasını önemsemez ama inancına saygı duyulmasını çok önemser (Öyle olsaydı dindar Türkler Avrupa’da yaşayamazdı ve Avrupalıların saygısından bahsetmezdi).

*Bu ülkenin herkesi kucaklayan ve her kesimden oy alabilecek bir sol partiye ihtiyacı var. Bunu da CHP başarmak zorundadır. Artık Cumhuriyetin ilk yıllarında değiliz devir değişti, zamana uymak zorundalar ve zamana uymayanlar zamanla yok olmaya mahkûmdur.

Birileri Cumhuriyetin ilk yıllarında olmadığımızı, CHP’nin yıllardır iktidara gelemediğini,  CHP’nin devletin sahibi olamadığını ve artık Atatürk’ün partisi olmalarının onlara bir getirisinin olmadığını CHP’ye hatırlatmalı. Yoksa yeni sol partilere yol açmalı, kendilerini sol parti olarak tanıtmamalı. Bunu kendileri için yapmıyorlarsa ülkemiz için yapmalılar.

Unutmayalım ki; ülkeleri güçlü kılan şey demokrasidir. Demokrasileri güçlü kılan ise muhalefettir. Ülkemizin kalkınması ve daha iyi gelişmesi için güçlü bir muhalefete ihtiyacımız var. Tez zamanda gelmesi dileğiyle…

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar