Bilim Çağından Ben Ne Bilim? Çağına
Oğuzcan Akgönen

Oğuzcan Akgönen

Her "Tell"den!

Bilim Çağından Ben Ne Bilim? Çağına

20 Kasım 2018 - 15:40

Başkası gibi tekrar tekrar İslam ülkelerindeki bilimin altın çağından, bu çağın buluşlarından bahsedip '' batı bizden aldı bilimi '' gibi avuntu cümleleri kurup sizi sıkmak istemiyorum. Bilmeyenler için kastedilen çağın, İslam ülkelerinde bilim ve felsefenin zirve olduğu 9.-14. yüzyıl dönemi olduğunu söyleyeyim.

Güzel şeyler olmuş, sebebi araştırılmalı, neden bu haldeyiz, nasıl düzeliriz, bu tarz cümle ve sorular ile uğraşıp duruyoruz, neden? Çünkü ister kabul edelim ister etmeyelim şu anda Batı teknolojisi ve bilimsel gelişmelerini geriden takip ediyoruz, bana göre çok geriden, kimine göre uçurum var, kimine göre yakalamışız!
Bırakın bunları da esas meseleye gelelim; siz hiç günümüz gençlerinin ne konuştuklarına denk geldiniz mi? Son iki yıldır çok fazla dışarıda, sokaklardayım. Bu durum genç yaşımda – çok şükür - bazı şeyleri yakından görüp anlamamı sağladı, her ne kadar çileli bir kabullenme dönemi olsa da. Gençlerin kendi aralarında konuşmalarına denk gelmeyenlere birkaç genel başlık olarak örnek vereyim; İçki alemleri, İddia oranları, Karşı cins etkileşimleri, Televizyon ikonları, Kavga gündemleri, Ağır abi olayları...

Sizi temin ederim daha ergenliğe girmemiş ve yahut çıkmamış ya da ağır etkiler altında çıkmış o gençlerin hiçbirini suçlamıyorum, eğitimi suçluyorum fakat örgün eğitimi değil aile eğitimini ve dolayısı ile ebeveynleri. Daha evlilik, hayat koşuşturmacası ve evlat sahibi olmak görmemiş biri olarak bana '' Her şey o kadar kolay değil, yaşayınca anlarsın, bazı şeyler istenildiği gibi olmuyor '' gibi cümleler kurabilirsiniz sizi dinlerim. Fakat siz de beni dinleyin, her ne kadar bana kalırsa daha kapsamlı ve çözüme yönelik olarak görsem de din ve ahlak eğitimi, insanların kendi kutsal kitabını okuyarak o dini kabul etmesi ve yaşaması gibi konuları teğet geçerek bilim, teknoloji ve muasır medeniyetler seviyesine ülkeyi taşımak adına şunları düşünmenizi istiyorum;


- Çocuklarınızı bilime, felsefeye teşvik etmek için niyetlenseniz, standart bilim ve mantıktan bahsedebilecek kadar bilgi sahibi misiniz?

- Onlarla ilgilenip onların yeteneklerini görmeye çalışıyor musunuz yoksa herkes gibi televizyona defedip kendi aleminizde yaşamaya mı çabalıyorsunuz?

- Ahlak, din, dersler konusunda onları sadece zorlayarak, ''yapacaksın,yapmayacaksın'' gibi nedeni belirtilmeyen emirlerle boğdunuz mu? Ve onlar büyüyünce ''nasıl bu hale geldi bu çocuk'' diyor musunuz?

- Onlar masum çocukluk döneminden çıktıktan sonra kızsanız bile onlara sarılmayı, saçlarını okşamayı deniyor musunuz?

- Milli şuuru, teknoloji ve bilimin çok önemli olduğunu sebepleriyle nakşedebildiniz mi zihinlerine, yoksa siz de bunlardan yoksun musunuz?

Onlarca, yüzlerce soru sorulabilir. Ama merak ediyorum; Allah aşkına, önlerine yemeğini koyup, onlara kıyafet alıp onları okula götürmek gibi temel zorunluluklarınızı yapınca ''babalık-annelik'' mi yaptığınızı sanıyorsunuz? Fikir tohumlarını genç zihinlere sevgi ile ekip ilgi ile sulamanız gerekir, bırakın tohum ekmeyi, elimizde tohum yok! İslam dünyası 9.-14. yy. lar arasında öyle bir atılım gerçekleştirmiş ki, şu an geçmişe bakınca üzülüyorum çünkü insan nasıl bu hale geldik diyor, nasıl bu hale geldik aklınıza bir fikir geliyor mu? Yoksa ezber cümleleri sahiplenmeyi fikir sahibi olmak sananlardan mısınız? İslam aleminin tekrar ayağa kalkmasını istiyorsak, sözde medeni medeniyetlerin teknoloji ve bilim seviyesine ermek istiyorsak, o zaman çocuklarımıza neyimiz varsa vermeliyiz, onlar küçükken sevip hevesinizi alınca televizyona mahkum ederek değil, sevgi ve ilgiyle, sebep ve sonuçla, mantık ve tutarlılık ile kendi ayakları üzerinde durana ve ebediyete kadar. Elimizde ne var? Herkes kartlarını masaya açsın, sanıyorum ki elimizde kartımız bile yok!

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar