Gurbet ve Sıla Algısında Değişim
Mustafa Okumuş

Mustafa Okumuş

Düşüncenin Ufku

Gurbet ve Sıla Algısında Değişim

08 Haziran 2021 - 16:16

Bugün gurbet ve sıla kavramı takıldı aklıma… Dünden bugüne her iki kavramdaki algı değişikliği, ilgi alanıma girdi. Sahi eski gurbet anlamındaki iticilik, sıla kavramındaki tutuculuk nerede kaldı? Teknolojinin hızlı gelişimiyle ekonominin ağırlığı bindi insanların omzuna… Böyle olunca da sılaya bağımlılık soğurken, gurbete soğukluk o kadar ısındı ki… Bugün insanları ne sıla tutuyor ne de gurbet itiyor. Nerde karnın doyarsa, orası vatanın anlamına gelir oldu gurbet…

         Bu nedenlerle özellikle çok kuşaklı aile fire vermeye başladı. Bu gidişle yerini tamamen çekirdek aileye bırakacağa benziyor. Çünkü hayat bir lokma bir hırka değildir artık. Gelişen teknoloji küçülttü dünyayı. Sayısız nimetler koydu insanoğlunun önüne. Edinme, daha varsıl yaşama özentisi tutkuya dönüşürken, hayat standardı da hızla yükselmeye başladı. Toplum, bu konuma ayak uydurmakta zorlanırken, düne göre çok daha varsıl ve de tüketici oldu. Bu da daha çok çalışmayı, üretmeyi tetikledi.  Varsıl olma, teknolojinin ürettiği birçok ürünü edinme ve kullanma eğilimi refah düzeyini yükseltse de insanoğlunun huzurunu ve mutluluğunu çaldı. Varsıllık ağır bedel ödenmesi gereken bir hedef oldu. Bu ise borçlanmayı hızlandırdı, tüketim toplumunu azdırdı.

        Bütün bunlar gurbet kavramını değiştirdi. İletişim araçları uzağı yakın etti. Mesafe kavramı daraldı. İnsanlar en uzak noktalardan yakınlarıyla görüntülü görüşebilmekte.   Ayrıca ulaşım araçlarının gelişimi, gurbetle sılayı kapı komşu yaptı. Tüketim toplumu çılgınlığı sonuçta toplumun önemli bir nüvesi olan çok kuşaklı aileyi bitirdi. Bu alanda oluşan çoğu geleneksel kültürümüz nostaljik alana çekildi. Diğer yanda hiç kimsenin üretmeden tüketmeye hakkı olmadığı gerçeği kabul görmeye başladı. Ne var ki edinme, tüketme çılgınlığı günümüz insanına : “Ayağını yorganına göre uzatmayı” unutturdu…

         Gelişmiş ülke ekonomi ve teknolojileri, geri kalmış ekonomileri sömürmeye başladı. Kurulu düzen çıkarcıları, acımasızlaştı. Hak güçlünün ilkesi geçerli olunca, toplumsal adalet incindi. Vahşi kapitalizm, geliştirdiği enstrümanlarla tüketimin önünü iyice açtı. Banka tüketici kredileri, kredi kartları paranın yerini aldı. Alış-veriş kolaylaştırılarak borçlanmayı teşvik eder oldu. Görünürde yükselen hayat standardı, borç ekonomisini beslerken, toplumsal barış için de potansiyel bir tehlike oluşturma eğilimine

girdi. Vahşi kapitalizmin doğurduğu materyalist bir dünyada yaşam savaşımı pek kolay olmayacak elbette. Dilim varmasa da toplumsal stresler insanlığı esir alacağa benziyor, demek geçiyor içimden…

         İnsanoğlu yaşama hakkını kullanma mücadelesi verirken, toplumsal bünyede birtakım aşınmaları, değişimleri de göze almak zorunda kalıyor. Sıla ve gurbet algısında değişim, çok kuşaklı ailenin yerini hızla çekirdek aileye bırakması, üretim ve tüketim dengesi gibi… Zamanın getirilerine karşı durma şansımız yoktur. Önemli olan getiri ve götürüleri doğru algılama, ayıklama ve uygulamadır, demeye çalışıyorum…       

  • Zamanın getirilerine karşı durma şansımız yoktur.
  • Toplumsal stresler, insan yaşamını çok olumsuz etkiliyor.
  • Görünürde yükselen yaşam standardı, borç ekonomisini beslerken toplumsal barış için de potansiyel bir tehlike oluşturma eğilimine girdiği görülüyor.
  • Artık her bireyin üretmeden tüketmeye ya da ürettiğinden fazla tüketmeye hakkı olmadığı gerçeği kabul görür oldu.
  • Refah düzeyinin yükselmesi, çok kuşaklı aileyi bitirirken çekirdek aileye geçişi hızlandırdı.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar