Reklam
Aklın işlevinin neresindeyiz?
Mustafa Okumuş

Mustafa Okumuş

Düşüncenin Ufku

Aklın işlevinin neresindeyiz?

26 Ağustos 2020 - 11:17

Günlük yaşamda akıllı-akılsız insan tanımlarıyla sık karşılaşırız. Uluorta, gerekli-gereksiz, ölçülü-ölçüsüz anlatımlarla… Kim kime göre akıllıdır? Aklın bir ölçüsü var mı? Varsa herkes kullanabilir mi? Kuşkusuz bu sorulara yanıtlar vermek oldukça güçtür. Bakarsınız kimileri, bazılarının ölçeğine göre çok akıllıdır. Kimileri de kendi ölçeklerini kendileri için kullanır, herkesten daha akıllı olduklarını sanırlar. "Aklıyla övünen insan hücresinin genişliğiyle şişinen mahkuma benzer."diyor Simone Weil. Kimileyin de aklı, ilgisi, yetkisi olmayan ölçer. Neye göre? Kuşkusuz kullanılan veri özdeksel (maddi) görünümdür. Buna mevki, erk kullanımını da katabiliriz. "Varsılın akçesi yoksulun çenesini yorar."Atasözündeki ince kınama bunlar için olmalıdır.

         Çok kazanan, şu- bu konuma gelmiş insanlar, kendi akıllarını ölçmeye pek vakit bulamazlar. "Allah yürü kulum" demiş, o da yürümüş. Nasıl yürümüş? Güzel ahlakla yürümüşse ne iyi, kimsenin bir diyeceği olamaz takdirden başka… Yok, tam karşıtıysa? Haramın binası olur mu? Güzel ahlaka uymayan akla iyi akıl denilebilir mi? Descartes, "Akıllı olmak önemli değil, önemli olan aklı yerinde kullanmaktır" diyor.

         Güzel ahlakı olmayan bir akla hizmet etmişse kişi, başkasının, çevresinin, ülkenin, insanlığın zararına ise birikimi, zenginliği, mevkisi; bu yüzden vicdanıyla çatışıyorsa; doğruyu bulsa bile tutkularına yenik düşüyorsa; bu çıkmazda, bu ikilemde erincini, mutluluğunu yitirmişse, "İçi beni dışı eli yakar" türündense başarısı-aklı… Buna güzel akıl, gerçek başarı denilebilir mi?...

          Akıl dediğin kişiye erincin mutluluğun yolunu açmalı değil mi? Akıllı diye özenti duyduğumuz nicelerin içini görün, bir de sonlarına bakın. Ussal bir yaklaşımla gözlediğimizde hiçte özenilecek yanlarının olmadığını anlarız. Akıl bireyci olduğunca toplumcu, bencil olduğunca da özverili olmalıdır değil mi? Toplumla paylaşamadığımız akıl verileri bizi yanılgıya, yanlışlığa götürmez mi? Akıl sevgiyle bütünleşmeli. Toplumun, insanlığı geliştirdiği değerlerle de barışık olmalı demekten alamıyorum kendimi. Aristofanes: "Akıllı bir kimsenin ülkesi bütün dünyadır."diyor.

           Vurgun-talanla, yalan-dolanla, fırsatçılıkla edinilmiş başarının akıl neresinde? Sonunda gelecek yıkıntılardan kaçış var mı? Kısa sürede akıllı geçinmenin sonu olur mu? Bu tür akıl ürünü, başarı gibi görünen sonuçların kalıcılığı nerede görülmüş! Her yozlaşmanın batağına uyum sağlama, bir akıllık olgusu mu? Yoksa görünürdeki başarı bir Makyavelizm ürünü mü? Gerçek akıllılık dürüstlükte, hakta, bölüşümde, huzurda ve mutluluktadır. Her şey kuşkusuz insan içindir. Tüm nimetler insanların hayrı ve mutluluğu içindir. Bu amaçlarla kullanılmayan akıl, akıl değildir dersek yanlış mı olur?

          Çoğu kez aklın bilimselliğinden habersiz olarak kullanırız onu. Rast gele, gelişigüzel anlamlar, amaçlarla… Bir de bilimsel kaynaklardan bakalım aklın ne olup-olmadığına: "İnsanın kendi davranışlarını bilmesine, yargılamasına, belirlemesine yarayan yetenek." "İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan, gerçeği yalandan ayırma yeteneği." "Kanı, düşünce, idrak, anlayış ve basirettir." M. Larouse, Cilt:1, sf/ 223.

          Kimi aileler çocukları arasında akıllı-akılsız ayırımı yapar. Niçin, neye göre? Birinin öbüründen akıllı olduğunu bilmeden… Peki, akılsız olarak aşağılanan kardeşin, bilmediğiniz bir yanıyla, daha akıllı olmadığı nereden belli? Öğretmen öğrencileri, amir memurları, usta çırakları, işveren işçileri için yapar hep bu ayırımı. Tek yönlü bu değerlendirmeye daha onlarca örnek verebiliriz.

        "Akıllı uslu olmak" deyimini sıkça kullanırız; terbiye ile aklı karıştırarak ne yararı varsa! "Akıllı insan işini bilir, karda yürür izini belli etmez." "Benim memurum işini bilir, gibi esnek, değişik uygulamalara, yorumlara kapı aralayan bu tür sözlerin cinliğe, bencilliğe pirim verdiği düşünülemez mi?

        Bazen de yaşlılar, gençlerin söze karışmasına hemen engel olurlar. "Senin yaşın ne, başın ne? Biz bu saçları değirmende ağartmadık. Bu işlere aklın ermez" gibi. Doğru yaşlılık deneyim birikimdir bir anlamda. Ama daha akıllı olma olasılığı vermez kişiye. "Akıl yaşta değil, baştadır" diyen atasözümüz bu gerçeği açık dille belirtmiyor mu?

        Bir de "akıllı olan dağ aşmış, aklı kıt olan yolda şaşmış." Ya da başka bir deyişle: "Varsıl kişi arabasını dağdan aşırmış, yoksul düzde yolun şaşırmış." Aklın zoru yenmede kullanılması gerçek başarının sırrı değil mi? Fırsatçılığı, düzenbazlığı, asalaklılığı akıllılık sayanlara işte en güzel örnek budur. Akıllı gözler uzak, duygulu gözler derin, çıkarcı gözler yakın görür." Anonim sözünün yorumunu da okuyucularıma bırakıyorum.

         Kimse kimsenin aklını ölçmeye kalkışmamalı. Ayrıca böyle bir ölçüt de yok. Göreceli bir değerlendirme nedenli gerçekçi olabilir? Kimin kime göre akıllı olduğu, çok yönlü bir gözlem ve değerlendirme ister. Aklın tek sonucu ve değeri olduğunu da söyleyemeyiz. Aklın işlevi çok boyutlu bir olgudur. Bunu tek bir verini sonucuna göre değerlendirirsek çoğu zaman yanılabiliriz.

         Bir başkasının aklını ölçerken kendi aklımızı nedenli doğru kullandığımızı biliyor muyuz? Unutmayalım kendi aklımız çoğu kez kendimize yetmez, bizi yanlış yönlendirebilir. "Akıllılar nedenler konusunda tartışır, aptallar karar verir" diyor, Anarchasis. Öyleyse akıl verirken, akıl ölçerken, akıl alırken, son derece tutarlı davranmalıyız. Böylesine karmaşık konuda, bir yargıya varma hakkımız olmadığını bilmemiz gerekmez mi? Ama yine de aklın üstünlüğünü, zayıflığını gelin uzun sürede zamana bırakalım. Aklın işlevindeki nesnelliğin tartışılabilirliğini daha baştan kabullenelim.

          "Akıl akıldan üstündür."Atasözü çok doğru. Her aklın başka bir akla ihtiyacı, üstünlüğü de vardır. Daha akıllılar bile zayıf akıldan etkilenirler. Codo der ki; "Aptallar akıllılardan az, akıllılarsa aptallardan çok şey öğrenir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar