Reklam
Sorumluluk Sahibi Bir İnsan Olabilmek
Mustafa Kalli

Mustafa Kalli

Kamus Yazıları

Sorumluluk Sahibi Bir İnsan Olabilmek

23 Şubat 2020 - 13:18

    En kıymetli nimetlerden biri aile olmaktır. Zira aile güvendir, dayanaktır, sığınaktır. İyilikte yardımlaşmak, el birliğiyle kötülüğe engel olmaktır. Aile aynı zamanda insanı geleceğe hazırlayan en önemli kurumdur. İnsan ilk eğitimini ailesinden alır. Karakteri aile ocağında şekillenir. Sevgiyi, saygıyı, dürüstlüğü anne babasından öğrenir.

   Ailede anne ile birlikte babaya da önemli görevler düşmektedir. Babanın sorumluluğu ailesinin maddi ihtiyaçlarını karşılamaktan ibaret değildir. Merhamet eğitimi almış, güzel ahlakla donanmış, değerlerini benimsemiş bir nesil yetiştirmek her babanın öncelikli sorumluluğudur. Hadis-i şerifte Peygamberimiz (s.a.v) şöyle buyurmaktadır: “Bir baba çocuğuna güzel ahlâktan daha değerli bir miras bırakmış olamaz.”(1)

   Baba olmak, Hz. Nuh misali evladının imanla şereflenmesi için gayret göstermektir. Onun dünya ve ahiret saadetini kazanması için çırpınmaktır. Hz. Nuh, tevhit gemisine binmeyi reddeden oğluna son bir umutla şöyle seslenmişti: “...Haydi yavrum gel, sen de bizimle birlikte gemiye bin, kâfirlerle beraber olma!”(2)  Baba olmak, Hz. İbrahim misali. Salih bir nesil için Allah’a yalvarmaktır. Nitekim İbrahim (a.s) Rabbine şöyle niyaz etmişti:“Ey Rabbimiz! Bizi sana teslim olanlardan eyle, soyumuzdan da sana teslim olacak bir ümmet çıkar.”(3)  “Rabbim! Beni ve soyumdan gelecek olanları namaza devam edenlerden eyle! Ey Rabbimiz, duamı kabul eyle!”(4)  Baba olmak, Hz. Yakup gibi zorluklar karşısında metanetini korumaktır. Ne kadar ağır olursa olsun dünya imtihanını sabır ve tevekkülle karşılamaktır.” (5)  Baba olmak, Hz. Lokman gibi evladına şefkatle öğüt vermektir. Ona doğruyu ve yanlışı, haramı ve helali öğretmektir. Hz. Lokman, oğluna şu güzel nasihatlerde bulunmuştur: “Yavrucuğum! Allah’a ortak koşma; çünkü O’na ortak koşmak elbette büyük bir zulümdür.” “Yavrucuğum, namazını özenle kıl, iyiliği emret, kötülükten vazgeçirmeye çalış, başına gelen musibetlere sabret. ”Gurura kapılarak insanlara burun kıvırma, yeryüzünde böbürlenerek yürüme; unutma ki Allah gurura kapılıp kendini beğenen hiç kimseyi sevmez.” “Yürüyüşünde ölçülü ol, sesini de yükseltme...”(6)

  Allah Resûlü (s.a.v), örnek bir aile babasıydı. Çocukları arasında hiçbir ayrım yapmazdı. Kızı Fatıma’yı görünce ayağa kalkar, elinden tutar, şefkatle öper ve kendi yerine oturturdu.(7) O sadece kendi yavrularına değil bütün çocuklara anlayışlı davranırdı. Peygamberimizin terbiyesinde büyüyen Hz. Enes, Resûl-i Ekrem’den şöyle bahseder:“Resûlullah’a on sene hizmet ettim. Vallahi bana bir kez olsun ‘Öf! Bile demedi.”8 demiştir.

   Çocuklar  ilgi ve şefkat bekler. Günlük hayatın koşuşturması ve geçim telaşı içinde çocuklar ihmal edilmemelidir. Dinine, vatanına ve bütün insanlığa faydalı nesiller yetiştirmek için her türlü fedakârlık göstermelidir

1.Tirmizî, 2. Hûd, 11/42.3. Bakara, 2/128. 4. İbrâhim, 14/40.5. Yûsuf, 12/18. 6. Lokmân, 31/13,17-19. 7. Ebû Dâvûd, 8 Müslim,

SORUMLULUKTAN KURTULMA

    Büyük Osmanlı Hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman'a "Kanunî" lakabının hak ve adalet konusundaki titizliği dolayısıyla verildiği malumdur

    Bu büyük hükümdarın ölümüne bağlı olarak yerine getirilmesini istediği bir vasiyeti vardı. Bu vasiyet, içinde ne olduğunu kendisinden başka kimsenin bilmediği küçük bir sandığın, ölümü halinde mezarda yanına konmasıydı. Hayatı seferlerde geçen, seferdeyken ölen Kanuni İstanbul'a getirilince derhal defin işlemlerine başlandı ve bu vasiyet de hatırlandı Sandık meydana çıkarıldı ve hazır tutuldu Büyük hükümdarın cenaze töreninde büyük din bilgini ve şeyhülislamı Ebu Suud Efendi'ye Kanuni'nin anıldığı şekilde bir vasiyeti bulunduğu, fikrini almak bakımından söylendi. Ebu Suud Efendi "Zinhar böyle bir vasiyeti yerine getirmeyiz, dini mübine (İslâm'a) uymaz' dedi. Ebu Suud Efendi bir şey söylüyorsa orada durmak gerekirdi. Konunun en büyük otoritesiydi. Nihayet üzerinde diğer görüşler de alındıktan sonra vasiyetin yerine getirilmemesi kararlaştırıldı Küçük sandık mezara konulmadı ama içinde ne vardı, dünyanın en büyük hükümdarının mezarına konmasını istediği şey neydi? Herkesi bunun merakı sarmıştı. Bu vasiyet yerine getirilmediğine göre sandık açılmalıydı Nitekim öyle yapıldı. Kutu ehil bir el tarafından açıldı. Bir de ne görülsün, içi, Kanuni'nin yapacağı işlerin, vereceği kararların dine uygun olup olmadığı hakkında şeyhülislama sorduğu sorulara aldığı cevaplar demek olan "fetva"larla dolu idi. Kanuni, Allah'ın huzuruna yüzü ak çıkmak, O'nun rızasına aykırı bir iş yapmadığını belgelemek istiyordu Devrin en büyük bilgini Ebussuud Efendi bu olay karşısında, "Hey büyük sultan, sen Allah katında kendini temize çıkardın, mes'uliyeti bize yıktın, biz nasıl bunun altından kalkacağız bakalım?" demekten kendini alamamıştı

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar