Reklam
Kesintisiz Hayır Çeşmesi
Mustafa Kalli

Mustafa Kalli

Kamus Yazıları

Kesintisiz Hayır Çeşmesi

18 Mayıs 2020 - 18:19

        Vakıf, Allah’ın sevgisini ve rızasını kazanma umuduyla harcanan malın, kalıcı bir iyilik haline gelmesidir. Vakıf, Rabbimizin ikramı olan servetle, şefkat ve merhamet köprüleri inşa etmektedir. Vakıf, müminin kendisine emanet edilen mülkü ibadete dönüştürebilme çabasıdır. Vakıf,  insanı incitmeden, sağ elin verdiğini sol ele duyurmadan hayırda bulunmaktır Bencilliği ve hırsı bir kenara bırakarak, cömertliğe ve ihsana yapılan yatırım, vakıf eliyle süregelen bir sevaba dönüşür.

     Hz. Ömer(r.a) Hayber’de bir hurma bahçesine sahip olmuştu. İlk defa böylesine güzel bir bahçesi oluyordu. Resûlullah’ın(s.a.v) huzuruna gelerek şöyle dedi: “Ey Allah’ın Resûlü! Ben bu malımla Allah’ın rızasını kazanmak istiyorum. Onu nasıl değerlendirmemi uygun görürsünüz?” Peygamberimizin bu arazi ile ilgili tavsiyesi, asırlar boyu sürecek vakıf medeniyetinin temel taşlarını oluşturacak nitelikteydi. O (s.a.v) şöyle buyurmuştu: “Dilersen aslını vakfet. Mahsulünü de sadaka olarak dağıt. ”[1] Bunun üzerine Hz. Ömer, aslının satılmaması, hibe edilmemesi ve miras bırakılmaması şartıyla bahçesini vakfetti.

   Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’in ilahi mesajları ve Peygamber Efendimizin örnek hayatı, İslam tarihi boyunca Müslümanları hayır yapmaya teşvik etmiştir. “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.”[2] ayetini kendilerine şiar edinen Müslümanlar, infakı kalıcı hale getirmeye gayret etmişlerdir. Hem sahabeler hem de onları takip eden nesiller, vakıfların kesintisiz birer hayır çeşmesi olduğu bilinciyle hareket etmiştir. Böylece İslâm dünyasının dört bir köşesi, iyiliğin insanlığa ulaştığı en değerli kaynaklar olan vakıflarla donatılmıştır.

    Medeniyetimiz, yolcuya barınak, yoksula aş, işsize iş, borçluya destek, öğrenciye aile olan nice vakfa ev sahipliği yapmıştır. Vakıflarımız, yetimler için şefkat yuvası, hastalar için şifa kapısı, muhtaçlar için yardım eli, yaşlılar için huzur vesilesi olmuştur. Yaralı ve yuvasız hayvanların korunması için kurulan tarihî vakıflarımız, sadece insana değil, canlı-cansız bütün varlık âlemine şefkat nazarıyla bakmanın eşsiz örnekleridir. Âlicenap ecdadımızın yurt içinde ve yurt dışında kurmuş olduğu vakıflardan bugün de istifade edilmektedir. Camiler, çeşmeler, hanlar, kervansaraylar, kışlalar, hastaneler, kütüphaneler ve daha nice hayır hizmeti, atalarımızın yadigârı olarak yaşamaya devam etmektedir. Bizlere düşen, geçmişten devraldığımız bu yüce emaneti korumak; yaşatmak ve vakıf geleneğimizi güçlendirmektir. Hayrın ve hasenatın, iyiliğin ve güzelliğin hâkim olması için kurulan vakıflarımıza sahip çıkmaktır .

    Günümüzde hayırsever milletimizin yardımlarını sadece yurt içinde değil, yedi iklim dört köşede  ihtiyaç sahiplerine ulaştıran vakıflar kurmuşlardır. Vakıflarımız, ülkemizde ve dünyanın kritik coğrafyalarında camiler inşa etmekte, kuyular açmakta ve kurban bağışlarını  ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaktadırlar:

    Vakıf kurulmasına dayanak olan, Peygamber efendimizin şu hadis-i şerifi bize ışık tutmaktadır. “İnsan ölünce şu üçü dışında bütün amellerinin sevabı kesilir: Sadaka-i câriye (kalıcı ve sürekli sadaka) yani faydası süregelen hayır, kendisinden istifade edilen ilim ve arkasından dua eden hayırlı evlât.”[3] Bu nedenle hayır sahiplerimiz amel defterini kapatmamak için vakıf kurmuşlar ve kurulan vakıfları korumuşlar ve yaşatmışlardır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar