Reklam
Kadın-Erkek Birbirinin Tamamlayıcısıdır
Mustafa Kalli

Mustafa Kalli

Kamus Yazıları

Kadın-Erkek Birbirinin Tamamlayıcısıdır

07 Mart 2020 - 13:33

ANNELİK EN BÜYÜK PAYE

    İslam’da kadın en büyük payeye sahiptir. Rivayete göre bir adam gelerek: “Ey Allah’ın Resulü iyi davranmaya en ziyade kim hak sahibidir?” diye sormuş. Hz. Peygamber (s.a.v)”Annen” demiş. Adam dördüncü kez” sonra kim” dediğinde ise, Resulüllah (s.a.v) “Baban” diye buyurmuş.(Buhari).Kur’an anne ve babaya iyi davranmayı emretmiştir.

  Çocukların özellikle kız çocuklarının eğitimi ve terbiyesinde kadının rolü ve emeği daha büyüktür. Aile içerisinde eğitimine başlayan bir çocuk okul ve çevre ile devam eder.

  Kadın Müslüman nazarında en değerli varlıktır. Kişiliğini dişiliği ile değil, ailenin ve toplumun insan yetiştiren bir anne, bir eş olmakla bulur. Eş olarak kadın, toplumda mümtaz bir yere sahiptir. Bu değerini korumalıdır. Çoğu dinlerde kadının aşağı bir varlık günahın kaynağı olarak kaydedilmektedir. Ortaçağ Hıristiyan din adamları ilk günahın sorumluluğunu Hz. Havva’ya , dolayısı ile kadına yüklemiştir. Asli suçu, her doğan çocuğun suçlu doğduğunu Hz. Adem ve Hz. Havva’ya yüklemişlerdir. Onun için vaftiz yaparlar ve nemalanırlar. Böylece kadını aşağılamışlardır. Kadının ruhu varımdır yok mudur tartışmalarını başlatmışlardır.

   İslam suçu kadında aramaz. Birinin suçunu da bir başkasına yüklemez. İlk günahın sorumlusu da kadın değildir. Hz. Adem ve Havva yaptıkları işlere pişman olup tövbe etmişlerdir.

  Kadın erkek eşitliği Batı dünyasında ilk defa 1789 Fransız ihtilalinden sonra yer almış. 1948 yılında ise İnsan hakları evrensel beyannamesi ile ilan edilmiştir.

   İslam dini kadınlara harama bulaşmamak kaydıyla çalışma hakkı tanımıştır. Kadın, inanç, ibadet, eğitim kültür ve sosyal alanda erkekle birliktedir. Mekke döneminde Allah2ın elçisi, Safa tepesinde, Darul’l Erkam’da tebliğ faaliyetlerini yürütürken oralarda kadınların bulunduğu rivayet edilmektedir. Medine döneminde, Mescid-i Nebevi’de  kadınlara mahsus suffa vardır. Namazlarda erkek saflarının arkasında kadın safları oluşurdu. Onlar Cuma namazına giderler  arka saflarda Hz. Peygamberin hutbelerini dinlerlerdi. Sosyal faaliyetlerde kadınların erkeklerle beraber rol almışlardır. Ayet-i Kerimede; “ mü’min erkeklerle mü’min kadınlar birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler Allah ve Resulüne itaat ederler.”(Tövbe,9/71)  buyrulmuştur.

 DİLİ KOPARILAN ANNE

Ali yaramazdı. Ama iş yaramazlıkla kalmıyor, komşu­larına zarar da veriyordu. Biraz büyüyünce hırsızlığa da başlamıştı. İşin kötüsü bu yaptıklarına annesi kızmıyor, hatta teşvik ediyordu.

Önce bir yumurta çalıp getirdi Ali. Annesi sevinerek başını okşadı:

— Aferin oğluma, artık aklın çalışıyor, dedi. Bundan cesa­retlenen Ali, ertesi gün bir tavuk getirdi. Annesi yine se­vindi. Derken bir koyun getirdi. Ve büyüdükçe, büyük hırsızlıklar yapmaya, karşı koyanları da öldürmeye baş­ladı. Bir cani, bir katil olup çıktı.

    Bir gün saklandığı bodrumda polislerin eline geçti. Karşı koydu, ateş açtı, ama yakalandı. Kollarına kelepçe­yi vurdukları gibi karakola götürdüler. Yazdılar, çizdiler. Sonra hâkim karşısına çıkardılar.

Sorgulamada bir sürü suç işlediği anlaşılıp idama mahkûm edildi. Hırsız, uğursuz Ali asılacaktı.

   Bir sabah idam sehpasının altına götürdüler onu. Âdetti, idam mahkûmlarına son isteklerinin ne olduğu sorulurdu.

Ali'ye de soruldu:

— Son bir isteğin var mı?..

— Var, dedi Ali. Şu kenarda ağlayıp sızlayan kadın be­nim annemdir. Buraya getirin. Annemi dilinin ucundan öpmek istiyorum. Çocukluğumda onu hep böyle Öper­dim. O günleri tekrar yaşamak İstiyorum. İzin verildi. Hırsız Ali'nin annesi getirildi.

   Ağlıyordu. Hem de hüngür hüngür ağlıyor, görevlilere oğlunu şerbet bırakmaları için yalvarıyordu. Tabii bu mümkün değildi. Ali suçluydu ve suçunun karşılığı idamdı. Cezasını çekecekti.

   Ali annesine sokuldu. Onunla kucaklaştı. Çocuklu­ğunda yaptığı gibi şimdi de dilinden öpmek istediğini söyledi.

   Annesi dilini çıkarıp uzattı. Ali annesinin dilini öyle bir ısırma ısırdı ki yarısı kopup ağzında kaldı, yere tükürdü. Annesi cıyak cıyak bağırırken etraftan yetişenler

— Bunu niçin yaptın?., diye sordular Ali'ye. Sen ne uğursuz evlatsın! Hiç annenin dili koparılır mı?

   Hırsız Ali sakin sakin konuştu:

— Böyle anne olursa koparılır. İdamıma sebep onun bu dilidir. Çocukluğumda yaptığım ufak-tefek hırsızlıkla­rı hoş görüp sözleriyle beni teşvik etmeseydi şu idam sehpası altında bulunmayacaktım.

— Haklı konuştu, dediler.

KADIN-ERKEK BİRBİRİNİ TAMAMLAYICIDIR

    Kadın ne cinsel cazibe ile kendini gösteren bir eşyadır, ne erkekle kadın arasında bir çatışma bir sınıf mücadelesi olmalıdır. Her ikisi birbirini tamamlayıcıdır. Kuran-ı kerim de; “Onlar(Kadınlar) sizin için bir elbise, sizde onlar için bir elbise durumundasınız.”(Bakara,2/187) “ Kaynaşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratıp, aranızda sevgi ve merhamet peyda etmesi de O’nun(varlığının) delillerindendir.”(Rum,30/21) buyrulmaktadır.

     Kadın erkek eşitliği, adalet, inanç, insan olma ve  sosyal hayatta itiraf edilmesine rağmen biyolojik, fizyolojik ve psikolojik bakımdan yaratılış farklılıkları vardır. Mutlak eşitlik ise bir kompleks belirtisidir. Günümüzde erkekler günü yerine kadınlar günü kutlanıyorsa, Kadınların bilinç altından erkeğin seviyesine varmaya çalışmak gibi bir istek söz konusudur.

   İslam öncesi dönemlerde(Cahiliye dönemi), kızın harpte esir düşmesi, cariye olması ve  büyüdüğünde başkasına eş olmasından utanç duyan babayı Kur’an şiddetle yasaklamıştır.” Onlardan birine kız müjdelendiği zaman öfkelenmiş olarak yüzü kapkara kesilir. Kendisine verilen müjdenin kötülüğünden  dolayı kavminden gizlenir. Onu aşağılık duygusu içerisinde yanında mı tutsun, yoksa toprağa mı gömsün. Bakın verdikleri hüküm ne kadar kötüdür.” ( Nahl,1/5-59)

    Hadis-i Şeriflere göre terbiyeli iki kız yetiştiren cennettedir. “Buluğa erinceye kadar, kim iki kız evladı yetiştirirse(iki parmağını birleştirerek) kıyamet günü o ve ben beraber oluruz.”(Müslim,Tirmizi, Ebu Dâvud) “Kim iki kız yetiştirir onu terbiye eder, onlara iyi davranır ve evlendirirse cenneti hak etmiştir.”(Tirmizi,Ebu Dâvud)

    Kız çocukla erkek çocuk arasında ayrım yapılmamalıdır. Hediyede bile eşit davranılmalıdır. Peygamberimiz “Hediye de çocuklarınızı eşit tutunuz. Eğer birini üstün tutacak olsaydım, kızları üstün tutardım.” Buyurmuştur.

  ANA GİBİ YAR

  Vaktiyle bir vezir, padişah katında hatırının kırılmayacağına inanarak kendisinden şöyle bir ricada bulundu:

- Sultanım benim iki tane karım, her birinden de üçer çocuğum var Karılarımın hangisinin analık duygularının daha kuvvetli olduğunu merak ediyorum. Malımı da buna göre vasiyet edeceğim Şunları bu konuda bir sınamanız mümkün mü?

Padişah, veziri sevdiği için gönlünü yapmak istedi Hanımlarından birini çağırttı ve dedi ki:

- Ey hatun, benim vezirim olan senin kocan, gözdelerimden birini baştan çıkarmış. Bunun cezası aslında ölümdür Ama sen kocanı affedersen idamdan vazgeçip onu sevgilisiyle beraber ülke dışına sürgün edeceğim

Kadının gözlerinde intikam alevi parladı:

- İstemem, bana yar olmayan başkasına da yar olmasın! Asın, ipini de bana çektirin!

  Padişah daha sonra vezirin öbür karısını çağırttı Ona da aynı şeyi söyledi Vezirin ikinci karısı tam tersine bir tavır takındı:

- Aman sultanım, ben kocasız kalmaya razıyım, ama çocuklarım babasız kalmasın, idam edeceğinize sürgün edin de çocuklarım babalarıyla bir gün kavuşma ümidini kaybetmesinler.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar