Gençliğin Kıymeti
Mustafa Kalli

Mustafa Kalli

Kamus Yazıları

Gençliğin Kıymeti

11 Mart 2019 - 12:04

Gençliğin kıymeti hususunda Ayet-i Kerime de; “O sizi bir topraktan, sonra bir meniden, sonra bir kan pıhtısından yaratıp sonra bebek olarak çıkaran, sonra da sizi güçlü kuvvetli bir çağa erişmeniz için, sonra da ihtiyar olmanız için yaşatandır. İçinizden kimi de daha evvel öldürülmektedir. (Allah, yaşatmayı) muayyen bir vakte (ecele) ulaşmanız ve olur ki, aklınızı kullanmanız için yapar.”(Mü’min Suresi,67.ayet) 

   Topraktan yaratılan insanın geçirdiği merhaleler neticesinde ulaştığı kemal, bu ayet-i kerime’de açıkça görülmekte ve anlaşılmaktadır. Dünya hayatına bebek olarak adım atan, tedrici bir gelişme ile ergenlik çağına ve gençlik devresine ulaşmaktadır. Pırıl pırıl zekâsı, tükenmek bilmeyen vücut enerjisiyle ulaştığı çağa Şebab(gençlik) adı verilmektedir. Dilimizde delikanlı ismiyle ifade edilmektedir.

  Bir bilye gibi parlak ve yuvarlak karaktere sahip bulunan delikanlının oturaklı bir hale gelebilmesi, dini bilgilerle donatılmasına bağlıdır. O, kendi haline terk edilecek olursa, akl-ı selimle te’lifi kabil olmayan heveslerin peşine takılır. Onun his ve hevesleri aklına galip geleceğinden kendisine delikanlı(kanı deli) adı verilmiştir. Hayatının Nevbahar’ını yaşayan bir gence delikanlı denilmesi, çoğu kere dengeli hareket edemeyişinden kaynaklanmaktadır.

    Gençlik çağının paha biçilemez bir kıymeti vardır. Bu sözü çok kimse söylemekte, fakat insanlardan çok azı onun değerini bilmektedir. Fıkır fıkır hareketlerin depolandığı Gençlik Çağı’nın değeri hakkıyla bilinmiş ve yerli yerinde kullanılmış olursa, memleketimizin geleceği için çok faydalı temeller atılmış olur. Bu anlayışı ihmal etmemiz sebebiyle değerli zamanlar çok kere boşa akıp gitmekte ve “ Gençler bilebilseydi, ihtiyarlar yapabilseydi” sözü gerçekleşmektedir.

    Gençler, çok değerli ve meyve vermeye müsait bir fidana benzer. Gelişip olgunluk devresine ulaşıncaya kadar devamlı bir bakım ve kontrol ister. Terbiyesiyle meşgul olmak, ıslahına gayret göstermek ve iyi fikirleri aşılamak ister. Bunlar yapılmadığı zaman yozlaşır ve yobazlaşır. Onları iyi yetiştirebilmek için, kendilerini iyi yetiştirmiş bir kadronun ve eğitilmiş bir cemiyetin oluşması gerekmektedir. Topluluk olgunlaşmadığı müddetçe gençleri yetiştirmekte başarılı bir sonuç elde edilemez.

    Gençleri kendi haline terk etmemenin zaruriyeti, münakaşa götürmeyecek bir husustur. O, tıpkı bir su gibidir. İyi bir yönde sevk ve idare edilmezse, her yöne dağılır ve her istikamete meylederek perişan olur. Şayet milletin ve memleketin hayrına ve yararına olacak yönde kanalize edilecek olursa, ufuklar pırıl pırıl olur, istikbalimizle birlikte istiklalimiz garanti altına alınmış olur.

     Delikanlılık çağında bulunan insanlar; ilmin, görgünün ve aklın uzaklarında yaşayan bir enerji kaynağıdır. Atisini gören ve geleceğini düşünen milletler, bu enerjiyi hikmetin, basiretin ve milli değerler içinde tutmaya gayret göstermelidirler. Aksi halde dinine düşman, tarihine yabancı, vatan sevgisinden habersiz ve serseri bir güruh haline gelirler.

     Bir milletin istikbalini keşfetmek isterseniz, gençlerini ne şekilde yetiştirdiklerine ve okullarındaki öğretim usullerine bakınız. Bu aynada o milletin istikbalini seyredebilirsiniz. Bu sırrı keşfeden milletler, faydalı yolu tutarak mesut sonuçlar ve sevindirici neticeler elde etmişlerdir. Bir toplumun yükselmesi gençlerinin iyi terbiye edilmesine bağlıdır. İyi terbiye verilmeyen bir çocukla, kötü terbiye edilen çocuk arasında hiçbir fark yoktur. Zira biri hiç terbiye edilmemiş, diğeri ise kötü yetiştirilmiş olmakta ve neticede aynı çıkmaz sokakta buluşmaktadırlar. Din ve iman ile kalp ve ruhunu, ilimle dimağını aydınlattığımız gençler, inkârcılığı bırakıp imana, dalaleti terk edip hidayete, zulmü çiğneyip adalete meyledecektir.

     Kalbinde iman, serinde irfan ve göğsünde vicdan bulunan bir genç, gösterişe kapılmamalı, slogan ve pörsüyen fikirlere talip olmamalı, ilim dilberini nefsanî zevkler uğrunda feda etmemeli ve kalbinden Allah korkusunu çıkarmamalıdır. İstikbal ümidimiz olan gençler, kendilerini zarara uğratacak ve ahlakını ifsat edecek şeylerden ve kişilerden ancak ALLAH Korkusu ile korunabilirler

     Peygamberimiz (SAV) şöyle buyuruyor:

  “Nefsanî heva ve heveslerine meyli olmayan genci Allah beğenir.”

     Hayatımızın ilkbaharı olan gençlik günleri, Allah’ın ihsan ettiği çok değerli bir nimettir. Bu nimetin değerini bilen, bu çağın enerjisini dinimizin esaslarına uygun olarak kullanmalıdır. Allah’ın verdiği nimetler, kıymeti bilinmeyecek ve yerinde kullanılmayacak olursa boşa gitmiş ve nimeti verene karşı nankörlük yapılmış olur. Sağlık ve gençlik, Allah’ın bizlere ikram ettiği en değerli nimetlerdir. Bunları şerli işlerde yıpratmak veya hayırlı işlerde kullanmamak, nimetin kadrini bilmemek olur. Kıymeti bilinmeyen bir nimet, onu veren tarafından geri alınmak suretiyle cezalandırılır. Bir hadisinde Peygamberimiz (SAV) şöyle buyuruyor:

      “Beş şeyden önce beş şeyin kıymetini biiniz; yaşlanmadan önce gençliğinin, hastalığından önce sağlığının, fakirliğinden önce zenginliğinin, meşguliyetten önce boş vaktinin ve ölümün (gelme) den önce hayatının (kıymetini) ganimet bil.”

     Kıymetli vakitlerin değeri bilinmezse, telafisi mümkün olmayan bir zarara girilmiş olur. Vakitler altınlarla satın alınamayacak kadar değerlidir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar