Reklam
Allah Dostlarının Halleri
Mustafa Kalli

Mustafa Kalli

Kamus Yazıları

Allah Dostlarının Halleri

26 Ağustos 2020 - 11:15

Sa’d b. Ebu Vakkas (r.a.) şöyle anlatır: Anneme karşı çok itaat eden biriydim. Annem Müslüman olduğumu  duyunca, beni çağırdı ve: Bu inandığın din nedir ey Sa’d dedi;  ya bu dinden vazgeçersin, yahut da yemeyeceğim, içmeyeceğim, öleceğim. Sana herkes “anne katili” diyecek, dedi. Sa’d, anneciğim bunu bana yapma, ben yeni inandığım dinimi terk etmem, dedi.

Aradan bir kaç gün geçti. Annem hiç bir şey yemedi, oldukça zayıflamış ve halsiz kalmıştı. Nihayet kendisine şöyle dedim: Ana ! Allah’a yemin ederim ki, bin canın olsa da hepsi tek tek çıksa yine de hak din olan İslamiyet'ten ayrılmam, dedim. Abdullah İbn-i Mübarek, ölüm döşeğinde iken yanında birisi vardı. Bu şahıs ölüm sarhoşluğu içinde bulunan Abdullah ibn-i Mübarek için bir takım ilmi meseleler yazıp kendisine okuyordu.

O sırada bulunanlardan biri: Ey Abdullah, bu ölüm anında da mı ilim öğreniyorsun? diye sordu.

İbn-i Mübarek’in cevabı şu oldu: "Evet belki de şu ana kadar  bilmediğim bir mesele öğrenirim de bana faydalı olur dedi."

Emevi halifelerinden Ömer Bin Abdülaziz, Horasan’a bir vali tayin ediyor. Vali Horasan’a vasıl olunca bakıyor, vaziyetler vahîm. Adamlar birbirini öldürüyorlar. Anarşi var, içki içiyorlar, her türlü rezalet var, soygun var. Oradan halifeye bir mektup yazıyor: “Ya benim istifamı kabul et, yahut ta meydanlara dikeceğim kazıklara direklere insanları bağlatacağım, at kamçıları ile dövdüreceğim” diyor ve müsaâde istiyor.

Emir' in ona verdiği cevap çok enteresan: İstifanı kabul etmem için fevkalâde bir sebep yok. Tebââmı dövmene de razı değilim, sakın dövme. Çaresini sana iki kelimeyle söylüyorum: Hakk’ın emrini halka öğret. Adaletten de kıl kadar inhiraf etme - dönme-” diyor ve mektubu böylece cevaplandırıyordu.

İmam-ı Âzam Ebu Hanife, sahip olduğu ilmi, bir geçim vasıtası yapmamış, resmi bir görev de kabul etmemiştir. Irak valisi İbn-i Hübeyre, kendisine bir ara kadılık teklif etti. Ebû Hanife kadılığı kabul etmedi. Bunun üzerine kendisine işkence yaptılar dayak atıp hapsettiler. Annesi oğlunun bu haline çok üzüldü. -"Ah oğlum! İlmin sana eza ve cefadan başka bir şey getirmedi" dedi. Ebu Hanife: " Üzülme anacığım, onlar bana dünyayı vermek istiyorlar, ben ise ahireti istiyorum. Ahirette Allah'ın azabına maruz kalmaktansa, dünyada işkenceye katlanırım." dedi.

İbrahim b. Ethem (k.s.), bir gün Beyt-ül Makdis’de bulunuyordu, gece olunca uykuya dalmıştı: Bir ses işitti. “Geceleri ibadetle kaim olmak, cehennem ateşini söndürür, sırat üzerinde ayakların kaymasını önler. Öyleyse bu hususta gaflete düşüp ihmalci olma!” O da bu hadiseden sonra ölünceye kadar geceleri ibadetle ihya etmiştir. Fatih Sultan Mehmet, hocası Akşemseddin'i çok severdi. Sık sık onu  ziyaret eder, saygıda kusur etmezdi. Fatih'in her gelişinde Akşemseddin ayağa kalkmaz, ona oturduğu yerden "hoş geldin evlât" derdi. Fakat, hocası kendisini ziyaret ettiği zaman Fatih onu ayağa kalkarak karşılardı.

Sadrazam Mahmut Paşa Fatih'ten bunun sebebini sordu. Büyük hükümdar ona şu cevabı verdi. "...paşam ! Bunun sebebini ben de bilmiyorum. Korkudan mı dır, yoksa aşırı sevgi ve saygıdan mıdır ?...  Onu gördüğüm zaman yerimde oturamıyorum, ayağa kalkıyorum, adeta elim ayağım titriyor, dilim dolaşıyor..." dedi. 

İşte sana saygı ve terbiye örneği... Ulu Hakan Sultan II. Abdülhamit Han, 33 yıl padişahlık yapmış muttaki bir zat idi. Yaptırdığı Yıldız Sarayı yakınında Hamidiye camiinde namazlarını kılardı. Bu camide uzun süre müezzinlik yapmış bir hafız diyor ki , " her sabah camii erken açarken, Sultan'ı benden önce camide bulurdum. Öyle ki bazen de saraya gitmez, camide sabahlardı. Ben de erken kalkmada bir türlü Sultan'a erişemezdim."

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar