Reklam
18 Mart Çanakkale zaferi
Mustafa Kalli

Mustafa Kalli

Kamus Yazıları

18 Mart Çanakkale zaferi

17 Mart 2020 - 22:05

18 Mart Çanakkale zaferi

  Tarih boyunca 18 Mart 1915 Çanakkale savaşı ve zaferi dilden dile destan olarak günümüze gelmektedir. Her yıl 18 mart günü Çanakkale kahraman şehitlerimizi anmak adına yurdumuzun her bölgesinde kutlanmaktadır. Bu nedenle bir çok okullarımızda öğretmenler hocalarımız öğrencilere bu unutulmaz destanı bir kez daha yaşamak ve yaşatmak için anlatırlar.

    Şanlı tarihimizdeki kahramanlık destanlarından biri de Çanakkale Zaferidir. Bu gün bura da bir kez daha Türk’ün ulusal savaş tarihine altın harflerle yazılan Çanakkale Zaferi’nin, Yıldönümünü kutlamanın ve mukaddes vatanımız için canlarını seve seve feda eden şehitlerimizin Şehitler Günü’nü idrak etmenin onurunu ve gururunu yaşamaktayız. Çanakkale Savaşları, yüzyılımızın en büyük savaşlarından birisidir

  Varlığını sürdürmek isteyen olan her toplum, tarih boyunca çeşitli zorlukları aşmak ve fedakarlıklara katlanmak durumunda kalmıştır. Bizim milletimiz de, geçmişte pek çok zorluklarla başa çıkmış en kutsal değer olarak gördüğü vatan için büyük bedeller ödemiştir.

     Çanakkale Zaferi olarak tarihte yerini alan 18 Mart 1915 tarihi, milletimizin bütün fertlerinin tek vücut haline geldiği, bağımsızlığını, onurunu, vatanını ve bayrağını korumak için bütün gayretiyle mücadele ettiği bir dönüm noktasıdır. Bu zafer tarihimizin kaydettiği en büyük zaferlerden biridir. Zira Çanakkale, Anadolu’yu işgal için hazırlanmış, renkleri, dilleri ve ırkları bambaşka insanlardan oluşan orduların, hezimete uğradığı yerdir. Akif’in benzetmesiyle; Göklerin ölüm indirdiği, yerin ölü püskürdüğü, ancak kahraman ecdadımızın, en güçlü silâhlar karşısında iman dolu göğsünü siper ederek şehit olmayı şeref bildiği bir kahramanlık destanıdır.

   Tarihin akışını değiştiren Çanakkale zaferi, imanın, vatan sevgisinin, dayanışmanın, birlik ve beraberlik duygularının, zirveye çıkmış örnekleriyle kazanılan bir zaferdir. Bu durum, aynı ruh ve inanca, aynı hedefe ve aynı dayanışma duygusuna sahip olunduğu müddetçe, bizim her türlü meselenin üstesinden gelebileceğimizi gösteren yaşanmış bir örnektir. Çanakkale'de şahlanan ruh, milletimizin mayasını oluşturan ruhtur. Bu ruh, dinin, vatanın, namusun, bayrağın, kısaca bizi biz yapan değerlerin en zor şartlarda bile feda edilemeyeceğini açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bu ruhu yaşattığımız müddetçe ulaşamayacağımız hiçbir hedef, başaramayacağımız hiçbir iş, üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir problem kalmayacaktır.

  Vatanını ve mukaddesatını korumak için canını ve kanını feda etmiş olan şehitlerimiz; bu yüce değerlerimizin korunmasını, savunulmasını ve ilelebet yaşatılmasını bizlere emanet etmişlerdir. Bu itibarla onları hayır dualarla yad ederek, emanetlerine sahip çıkmak vefa borcumuzdur.

    Milletimizin bitmez tükenmez gücüne, en güzel örnek olarak tarihimizde parlayan Çanakkale Zaferi'nin, özellikle genç nesillere iyi anlatılması, bu vefa borcunun ifa edilmesi olduğu kadar geleceğimiz açısından da önemli bir sorumluluktur.

   Bu kutsal zaferin yıl dönümünde "Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin. Hayır, onlar diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz." ayetiyle Yüce Allah'ın iltifatına mazhar olan aziz şehitlerimize Fatihalar göndermeliyiz. Şanlı tarihimizi ve Çanakkale'yi bu anlayış içerisinde anlamaya ve anlatmaya çalışmalıyız. Vatanımızın, milletimizin, devletimizin, bayrağımızın varlığını, istiklâl ve hürriyetimizi; milletçe namus ve şerefimizle yaşıyor olmamızı, doğusundan batısına ülkemizin hemen her bölgesinden gelerek, Çanakkale'de canlarını feda eden şehitlerimize borçlu olduğumuzu unutmamalıyız.

ÇANAKKALE İÇİNDE AYNALI ÇARŞI

       Osmanlı Devletinin Birinci Dünya Savaşına girmesiyle cepheler genişledi. Ruslar Kafkaslara saldırınca Osmanlı Hükümeti oraya asker yığdı. Fakat batıdaki Rus birliklerinin bir kısmı oraya kaydırılınca Alman cephesi zayıfladı. Rus Çarı hemen İngiltere’den yardım istedi. Bunun üzerine Churchill, Çanakkale'ye yüklendi. Hesaplarına göre ikinci bir cephe Osmanlıları Kafkaslardan çekecek, boğazlar ele geçerse savaş çabucak bitecekti. İngiliz Harbiye Nazırı Lord Kitchener bu fikri şiddetle destekler. Avustralya ve Yeni Zelanda' dan getirilen askerlerin (Anzakların) yöreye ulaşması ile saldırıya geçerler. 19 Şubat sabahı bombardıman başlar.

    Çanakkale savunmasını önceleri Esat Paşa yönetir, sonra Enver Paşa komutayı ondan koparırcasına alır. Bu savaşta İngilizler zayiat verir ama bizim kayıplarımız da büyük olur. Fidan boylu çocuklarımızın ölümünü umursamazlar. Zaten o devir savaşları gereğin den fazla kanlıdır. Anadolu'nun gayretkeş çocukları gözlerini kırpmadan savaşır, süngü ile makineli tüfeğin üzerine yürürler. Mehmetçikler, savaşı düşman mevzilerine girip gırtlak gırtlağa boğuşurlar. Ölüm mü? Zerre kadar gözlerinde yoktur. Askerlerimiz aç ve çıplaktır. Soğuk dayanılmaz olunca, kum torbalarını bozup elbise yamarlar. Seddülbahir çarpışmalarında düşmanın 10 bin, bizim ise 16 bin kaybımız vardır. Halbuki savunan tarafın az zayiat vermesi temel kuraldır. O gün İngilizler sadece yüz ölü verirler, biz ise 9 bin yiğidimizi kaybederiz. Malzeme kaybı tam bir felakettir. 4 koca tümen tanınmayacak haldedir. Ama denizde güzel şeyler olur. Muavenet-i Milli adındaki küçücük bir torpidobot koskoca Goliot zırhlısını batırır. Bunun üzerine Amiral Fisher elinde kalan son güçlü gemiyi (Quenn Elizabeth'i) İngiltere'ye yollar. Hasılı Çanakkale'de çeyrek milyon(253 bin) evladı mızı kaybederiz ki bunların ekserisi, Doktordur, mimardır, baytardır, ressamdır, öğretmendir, öğrencidir, mühendistir. Bu savaştan sonra cehalet, işsizlik, fakirlik kaçınılmaz olur. Çoğumuz "Aynalı çarşı" türküsünü Çanakkale havası sanarız, hâlbuki bu yanık ezgiler Kastamonu'da dile gelir. Düşünebiliyor musunuz Kastamonulu kadınların neredeyse tamamına yakın dul kalır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar