Bizimkisi bir organ nakli hikâyesi
Hanifi Çöplü

Hanifi Çöplü

Her Şey Sağlık İçin

Bizimkisi bir organ nakli hikâyesi

08 Temmuz 2019 - 18:15

Bir hikâyedir gidiyor. Şehrimizde Organ nakli merkezi var; ama aslına bakacak olursak merkezimizin tabelası da yok. Biz sadece o yere merkez diyoruz. Sağlık Bakanlığı’nın organ nakli şartnamesinin içerisinde yer alan; “Bir hastanede organ nakli varsa oranın adı belli olması gerek.” Yani merkezin tabelasının yanı sıra bir de kendine ait yeri olması gerekir. Fakat bizde maalesef 2009’dan buyana yarım yamalak merkezde birçok insan böbrek nakli oldu.

Son dönemlerde ise kendi potansiyeline göre de yükseliş ivmesi yakalamıştı; ama geçtiğimiz aylarda Doku Tipleme Hocamız Prof. Dr. Ramazan Güneşaçar’ın başka bir üniversiteye geçmesiyle yerine de bakan bir doktor olmayınca yine sekteye uğradı. Bunda aslında suçlu aramıyoruz ama iş bilmeme diyebiliriz. Buradaki sorun koskoca birimin tek kişiye bağlı kalması!

Bir birimdeki hocanın gitmesi en doğal hakkı ama bir kişi gidince koca bir bölüm işlevini yitirmemeli! Bunda da yönümüzü doğal olarak Dekan Hanıma ve Başhekime çevirmek zorundayız. Organ naklinin nasıl yapıldığını, neye ihtiyaç duyulduğunu iyi analiz edip ona göre gardlarını almaları gerekti. Ama öyle olmadı. Şuan kadavradan 4-5 ay daha nakil yapılamayacak. Yani kısaca insanların şevkleri kırıldı.

Üstelik geçtiğimiz aylarda bazı doktorların; “Artık burada nakil olmuyor” diye bir yaygara çıkartıp hastaları dış merkezlere yönlendirmesi de cabası! Bir de üstüne aldığımız bilgiye göre Dekan Hanımın da öyle bir tabir kullanması bizi ziyadesiyle şaşırttı.

Eğer bir merkez de organ nakli durmuşsa bunun Bakanlık aracılığı ile yapılması veya Organ Nakli Başkanlığının kararı ile olması gerektiğini düşünüyoruz.

Çünkü her hekim veya yönetici bir hasta için organ naklinin ne kadar önem arz ettiğini bilmeyebilir. Ama hastalar için büyük önem arz etmektedir. Üstelik hayatı kadar önemlidir.

Elimizde birçok imkân var olmasına rağmen yine de düz yolda ayaklarımız birbirine dolaşıp yerimizde oturuyoruz.

Kahramanmaraş’ta böbrek yetmezliğine bağlı yaklaşık 1000 hasta diyaliz tedavisi görmektedir. Bu hastaların yaklaşık 500 tanesinin KSÜ Tıp Fakültesi Organ Nakli Merkezinde ulusal bekleme listesine kayıtları yapılmış durumda. Yani bu kadar hasta burada yaşama tutunmayı bekliyor ve bazı hastalar geçtiğimiz yıllarda yapılan başarılı nakilleri duyunca burada yani KSÜ’de umut bekliyor.

Bu nedenle;      

Kahramanmaraş’ta bulunan Tıp Fakültesi Organ Nakli Bölümü bağımsız hale getirilip kar zarar gözetilmeksizin tüm ekibi ile bir Enstitü haline getirilerek Kan, Organ ve Doku Nakli Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na devredilmesi sağlanmalıdır.

Bu şehirde; “Büyük ölçüde imkânlarımız olmasına rağmen neden her şey karmakarışık? Bir böbrek nakli yapılmasında neden güçlük çekiliyor? Neden bir karaciğer nakli de başlamıyor” diye soruyoruz.

Bunun yanı sıra şehrimizde bulunan milletvekillerimiz ve sağlık alanında bulunan idarecilerimiz de bu merkezin iyi bir şekilde hizmet etmesini sağlamak için kendine düşen görevi yerine getirmelidir.

 

Geçtiğimiz günlerde Necip Fazıl Şehir Hastanesinde yatmakta olan bir genç hastanın ailesi tarafından organları bağışlandı ve 5 kişiye nakledilmek üzere çeşitli hastanelere yönlendirildi. Allah rahmet eylesin, ailesine baş sağlığı diliyoruz. Ancak şehrimizde bulunan bir merkezin bu tür küçük nedenler ile sekteye uğraması ile burada bulunan hastaneye kadavra düşmedi. Oysaki tam donanımlı olan hastanenin yaklaşık her hafta 1-2 kadavra nakil etmesi içten bile değil. Ayrıca şunu düşünebiliriz: Hastalar başka merkeze neden gitmiyor? Gitsinler denilebilir; ama şunu unutmamak gerek burada sadece SGK-Bağkur gibi sosyal güvencesi olan hastalar tedavi olmuyor. Yaklaşık 350 hasta tedavisini yeşil kart güvencesiyle sürdürüyor. Bu nedenle her merkez bu hastaları kabul etmeyebilir. Bunun yanı sıra nakil olan hastaların en az 2-3 ay gibi yakın takip edilmeleri gerekiyor. Dolayısıyla nakil oldukları merkeze yakın bir adreste ikamet etmek zorundalar. Nitekim her insanın bütçesi bunları kaldırmayabilir.

Bu olaylara suçlu aramıyoruz ama üstüne alınıp şu işe el atalım diyen de yok.

Siyasiler, idareciler, KSÜ yönetimi birçok kişinin bu sorunda payı var.  Sorunlu olan olaylara insafla yaklaşıp çözüm aşamasına getirmeyenlerin hepsi suçlu.

Şu kelimeleri diyebiliriz: Para yok, hoca kendi gitti, malzemeleri getiren firmalar vermedi, borcumuz var, hocalar arasında çekişme var… Var da var.

Bu taşın altına herkes elini koymalı ve vicdanen yaklaşmalı!

Bir diyaliz hastasının ömrü makineye bağlı şekilde inanın çok uzun değil.

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar