Kahramanmaraş'ta kaybolmaya yüz tutmuş el sanatlarından...
Fatma Demir

Fatma Demir

Eğitim ve Sanat

Kahramanmaraş'ta kaybolmaya yüz tutmuş el sanatlarından köşkerlik

13 Kasım 2019 - 15:55 - Güncelleme: 13 Kasım 2019 - 15:59

El sanatları milletlerin geçmişlerini geleceklerine bağlayan, geçmişlerine ışık tutarak gelecek kuşakları aydınlatarak kültürel bir bağ kurmalarında önemli rol oynamaktadır. El sanatları insanlığın var olduğu tarihten günümüze kadar uygarlıklarla iç içe yaşamış ve büyük çeşitlilik içinde insanların duygularını, sanatsal beğenilerini aktarmada aracı olmuştur.

Bir kültür unsuru olan el sanatları içerisinde köşkerlik önemli yer tutmaktadır. Genel anlamda deri işletmeciliği anlamına gelen köşkerlik eskiden Anadolu’da yaygın olan meslekler arasındaydı. Günümüzde ise teknolojik ürünlerin ortaya çıkmasıyla birlikte kaybolmaya yüz tutmuş meslekler arasında yer almaktadır.

El sanatları bir toplumun geçmişini yansıtan belge niteliğinde kültürel değerlerdir. Anadolu’da geçmişten günümüze farklı el sanatlarının ekonomik faaliyetler arasında olduğu görülmektedir. Ancak teknolojinin gelişmesiyle birlikte fabrikaların da artması, geleneksel el sanatlarının sahip olduğu ekonomik potansiyeli yok olma tehlikesiyle karşı karşıya getirmiştir.

El sanatları kişilerin bilgi ve becerisine dayanan, ananevi karakteri olan ekonomik değer taşıyan kişisel ya da küçük çaplı işletmelerin gerçekleştirdiği üretim şeklidir (Özen,2008:13). El sanatları, tarihi ve turistik değer taşıması, geleneksel özellikler bulundurması, kişinin zevk, duygu, düşünce ve yaratıcılığını yansıtması açısından önemli bir kültür öğesi özelliği taşımaktadır. Yüzyıllardır sürdürülen, geçmişte ve günümüzde uygulanan el sanatlarından biri de dericiliktir ( Özdemir, Kayabaşı, 2007:15).

Kahramanmaraş ve Gaziantep yöresine yemeni ilk defa “Yemen-i Ekber” isminde bir kişi tarafından icat edildiği için ayakkabıya bu ismin verildiği rivayet edilmektedir (Özkarcı, 2006:7). Daha sonraları yemeni Yemen’den Halep’e ve Halep’ten de Güneydoğu Anadolu’ya intikal etmiştir. Gaziantep, Diyarbakır, Antakya ve Adana’ya kadar uzanmaktadır (Doğan, Kaya, 1997:82)

Mahalli tabiriyle köşkerlik diye bilinen “Deri işçiliği” Kahramanmaraş’ta önemli bir el sanatıdır (Özkarcı, 2006:4). Kahramanmaraş’ta köşkerlik sanatı 1940’lı yıllara kadar en parlak dönemini yaşamış ve imal edilen ürünlerin geneli ihraç edilmiştir. Cumhuriyet’in ilanından sonra ülkede ayakkabı fabrikalarının açılmasıyla köşkerlik mesleği de gerilemeye başlamıştır. Günümüzde ise kazancın az olması ve ürünlerine yeterli talebin olmaması sebebiyle yeni ustalar yetişememektedir. (Öztürk, Özdilli, 2012:102). Genel anlamıyla Kahramanmaraş’ta yemeni olarak bilinen köşkerlik ürünleri günümüzde yok olmaya yüz tutmuş el sanatlarından biridir.

Maraş’ta önceden köşkerler çarşısı, kapalı çarşının (XVI. yy. sonları) bünyesinde yer almaktaydı. Kapalı çarşının doğu sokağında bezirgânlar, orta sokağında kavaflar, günümüze gelmeyen batı sokağında ise köşkerler bulunuyordu. Maalesef kapalı çarşının köşkerler sokağı, yol açmak gayesi ile 1948 yılında belediye tarafından yıkılmıştır. Yıkılan dükkânların bazılarının izleri günümüzde görülmektedir. Daha sonra 1960 yıllarında semerciler çarşısının alt kısmında betonarme olarak yeniden köşkerler çarşısı yapılmıştır. Önceden tamamen köşkerlerin çalıştığı bu çarşıda bugün 3 köşker dükkânı kalmıştır (Özkarcı, 2006: s. 4). Esas kullanım alanında artık rağbet görmeyen ancak turistik eşya olarak üretilmesiyle adeta küllerinden yeniden hayat bulan yemenicilik bugün şehrin sembollerindendir (Günay, 2012:262).

Sorunlar ve Çözüm önerileri

 Özellikle endüstrinin gereği kurulan fabrikalarda ihtiyaç maddelerinin seri ve ucuz bir şekilde üretilmeye başlanması artık pahalıya malolan, ağır emeği ve özveriyi gerektiren el sanatlarımızın ikinci plana atılmasına neden olmuştur. Ancak hala fonksiyonlarını koruyabilen insan yaşamının vazgeçilmez unsurları bazılarının zor şartlarda da olsa yaşadığını ve yaşama için gayret gösteren gönüllülerinin olduğunu görmek mümkün olabilmektedir. Her ne kadar renk, desen, fonksiyon olarak değişikliklere uğrasa da usta, çırak ve aile eğitimi sonucu günümüze kadar ulaşmış olsalar da bu konuda net bir politikanın olmaması konuyla ilgili özel ve tüzel kişi, kuruluşlar arasındaki koordinasyonsuzluk nedeniyle son dönemlerini yaşadığına şahit olmaktayız (Altuntaş, 1992:2).

Teknolojiye yenik düşen el sanatlarından olan, ve kunduraların bilinmediği yıllarda giyilen yemeniyi artık dağlardaki çobanlar dışında kimse giymeyince bu el sanatı tarihe karışmakla yüz yüzedir. Kültürün en canlı örneği olan el sanatlarından köşkerlik, teknolojik ve fabrikasyonel ürünler karışışında varolma çabası vermektedir.

Her ne kadar iç açıcı bir tablo çizilmese de köşkerlikte son zamanlarda olumlu kıpırdanmaların olduğu görülmektedir. Ülkemizde Maraş’ta Dört kuşak köşkerlik yapan Kopar ailesinin “Osmanlı Çarıkları” adıyla yapmış oldukları yemeniler ve çarıklar birçok yerli ve yabancı sinema filmine ürünler yaparak bu sanatı yaşatma çabalarına devam etmektedirler. “Truva”, “Yüzüklerin Efendisi”, “Harry Potter” gibi yabancı filmlerin yanı sıra “Ulak” filmi, “Karaoğlan” ve “Kurşun Yarası” adlı yerli dizilere de ürün yaparak bu mesleği yaşatmaya devam etmektedirler.

Bu düşünceler doğrultusunda başlıca görevimiz üretici halkımızın eğitimine öncelik vermek, yeni nesillere el sanatlarıyla ilgili bilinci oluşturmaktır. El sanatlarımızı üreten ve kullanan halkımız bu çok değerli ürünlere öncelikle kendilerinin sahip çıkmaları gerektiğini öğrenmelidirler. Ancak bu arada yalnızca ticari açıdan düşünen kişilerin konuyu yanlış yönlendirmelerini önlemek gerekir. Geçmiş yaşantıların bir aynası olan el sanatları toplumsal değerleri geleceğe aktarmada önemli bir araçtır. Bu açıdan bakıldığında maddi değerinin öncesinde manevi değerinin önemi yadsınamaz. Hem kültürel hem de sanatsal mirasımız olarak baktığımız el sanatları denince, devlet bazında aklımıza ilk olarak Kültür Bakanlığı ile üniversitelerin ilgili bölümleri gelmektedir.

Kültür Bakanlığının ilgili birimleri yıllardır belirledikleri amaçlar çerçevesinde çalışmalarını sürdürmektedirler. Genel olarak Türk el sanatlarını araştırmak, bulmak ve bulduklarını derlemek, el sanatlarını yayın, kongre ve konferanslarla tanıtmak onları aslına uygun biçimde geliştirmek yani taklit ve kopyadan kurtarmak, üretime dönük atölyeler kurmak ve el emeğinin değerlendirilmesini sağlamak şeklinde belirlenen bu temel ilkelerle, üniversitelerimizin ilgili bölümlerinin de katkılarıyla doğru ve hızlı adımlar atılabilecektir. Zaman zaman devreye bu konulara sempati duyan özel kurumların desteği de girebilir. Birde sağlam, sonuçları iyi hesaplanmış ulusal bir politika izlenmesi gerekmektedir (Kazıcıoğlu, 1992:274-275).

Ayrıca standart üretim için işin ehli kişi ve kuruluşlar tarafından yönetilecek büyük atölyeler ve kooperatiflere ihtiyaç vardır. Yukarıda gerçekleştirmesini dilediğimiz bu organizasyonların uzun bir zaman dilimi içerisinde yapılaşması mümkün olabilecektir.

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Ramazan Çetin
    3 hafta önce
    Yukarda da bahsedildiği üzere son yıllarda tarihi filim sektöründe yaşanan gelişmelerle (Diriliş Ertuğrul, Kuruluş Osman, Abdulhamid Kurtlarla Dans vb.) bu ve benzeri filmlerin yapımında büyük rol oynayan bu zaanat dallarının haline vazgeçilmez olduğu ortaya çıkmaktadır. Bildiğimiz gibi bir çok sanatçıya "Devlet Sanatçısı" ünvanı verilerek devletimiz tarafından maaş ödenmektedir. O halde kültürümüzün bir parçası o*** bu ve benzeri zanat dallarını halen diri tutan kişilere "Devlet Zanaatçısı" ünvanı verilerek, maaş bağ***ması ve diri tutulması gerektiği kanaatini taşımaktayım.

Son Yazılar