Reklam
İstanbul Sözleşmesi
Ahmet Durmaz

Ahmet Durmaz

İstanbul Sözleşmesi

13 Ağustos 2020 - 17:18

İstanbul sözleşmesi tartışmaları gündemde Ayasofya tartışmalarının arkasından gündemin neredeyse ilk maddesi haline geldi.

Tartışmanın tıpkı Ayasofya gibi bir hukuki bir siyasi cephede yankısı var.

Karşı duranlar ile kaldırılması gerekenler arasındaki sert tartışmaların arasında aslında her iki tarafında haklılıkları olduğunu düşünüyorum.

Tartışmanın yanlışlıkları üzerinden değil de haklılıkları üzerinden bir şey söylemeyi tercih edeceğim.

Kaldırılması üzerinden tartışmanın içerisinde duranların şu tezlerine tamamen olmasa da bir ucundan katılıyorum.

İstanbul sözleşmesi çerçevesinde yapılan kanunlar yetersiz, kadına şiddet ve aile içi şiddeti önleme noktasında başarısız,

Diğer cephede mağduriyetler doğuruyor.

En önemlisi adalete ulaşılamıyor.

Peşinen olayla ilgili kadının beyanı hâkim ve savcılar tarafından yanlış ve geniş bir şekilde yorumlanıyor.

Sonuç ’a bakmak lazım.

Kendi ülkemizde kendi halkımızın yönetilmesi için yapılacak yasaların, kendi kültürümüz, dini inancımız, örf anane ve aile yapımıza göre, üniversitelerimiz, sivil toplum kuruşlarımızın ve kendi hukukçularımız tarafından üretilerek yapılmasının istenmesine kim karşı durabilir.

Yani tamamen yerli ve milli kanunlar.

Doğru kabul edelim de;

Ancak;
Bu yerli ve milli kanunlar nasıl yapılacak peki?

Hangi hukukçular yazacak bu metinleri; siyasetin içinde hukuku kirleten, cepsiz cübbelerini düğmelemeye çalışan hukukçular mı?

Hangi üniversiteler katkı verecek; Seçimle değil artık atama ile atanan ve kendi ailesine, yakın çevresine kadro ve makam dağıtan rektörlerle yönetilen üniversiteler mi!

Hangi sivil toplum kuruluşları katkı sunacak; rant musluklarına ağzını dibine kadar dayamış ve halkın, milletin parasını yerken göstermemek için sessizlik içinde odasına çekilmişler mi!

Ve en önemlisi hangi meclis; kendi partisi dışındaki yasa teklifleri peşinen yanlış gören ve parti gurup başkalarının işareti ile el kaldıran ve indiren milletvekilleri mi geçirecek!

Tabi bu haklı itirazları dile getirenlerin, özellikle de din üzerinden göndermede bulunanların önce şunu görmesi ve düşünmesi gerekmez mi?

İslam’ın en temel kavramlarından özellikle Hz. Ömer üzerinden işlediğimiz ve adalet, liyakat, hakkaniyet kavramlarının içinin boşaltıldığı şu dönemde, bunu ortaya çıkaran politika ve uygulamaları öncelikle gözden geçirmemiz ve sorgulamamız gerekmez mi?

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar