Reklam
Süleyman Can kaleme aldı: Karantina Altında Ramazan Ayı

Süleyman Can kaleme aldı: Karantina Altında Ramazan Ayı

Şehir ve Kültür Platformu Başkanı aynı zamanda İl Kültür ve Turizm Müdür Yardımcısı Süleyman Can, karantina sürecinde Ramazan ayı üzerine bir yazı kaleme aldı. Can, yazısında geçen seneki Ramazan ayları ile 2020 yılı Ramazan ayının karşılaştırmasını yaptı.

04 Mayıs 2020 - 16:58

İlk defa karantina altında bir Ramazan Ayının yaşandığını ifade eden Can, Ramazan ayının insan maneviyatına katkısını anlattı. Karantina şartlarında Ramazan ayı yaşamanın üzücü olduğunu ancak bunu sevince dönüştürmenin de mümkün olduğunu kaydeden Can, yazısında; “içinde bulunduğumuz muhasaramızı bir muhasebeye ve özgürlüğe dönüştürebiliriz. Yeter ki biz kendimizi, ruhumuzu, kalbimizi onun şifalı iklimine bırakalım. Yeter ki onun her sene bize yeniden getirdiği Kur-an’ın iklimine, kuran ve sünnet tarafından belirlenen o muhteşem zengin programına harfiyen uyalım” ifadesine yer verdi.

İşte Şehir ve Kültür Platformu Başkanı Süleyman Can’ın o yazısı:

Mübarek Ramazan ayındayız, sayılı günleri geride bıraktık. Ramazan her sene bin bir nimetle gelir. Sayısız rahmet ve bereketle gelir. Ramazan her sene bize yeni bir can verir. Yeni bir ruh üfler; sevinç getirir, huzur getirir, güven getirir. Ancak bu sene Ramazan biraz başka geldi. Hepimizin kalbinde buruk bir hüzün olduğunu biliyoruz.

Mahzunuz…

Ramazanın bize getirdiği pek çok şeyden yoksun kaldık. Mahzunuz evlerimizde belki de ilk defa karantina altında karşıladık mübarek ramazanı,

Ancak Ramazan öyle bir imkân öyle bir nimet öyle bir rahmet ki hüznümüzü, sevincimize dönüştürebilir. Hatta içinde bulunduğumuz muhasaramızı bir muhasebeye ve özgürlüğe dönüştürebiliriz. Yeter ki biz kendimizi, ruhumuzu, kalbimizi onun şifalı iklimine bırakalım. Yeter ki onun her sene bize yeniden getirdiği Kur-an’ın iklimine, kuran ve sünnet tarafından belirlenen o muhteşem zengin programına harfiyen uyalım.

Kıymetli dostlar; Ramazan, müminler için aslında bir aylık ilahi bir mekteptir ve bu mektebin muhteşem bir programı bir gayesi vardır. Bir okul bir üniversitedir. Bu mektep için seçilen zaman Kur-an’ınnazil olduğu aydır. Bu çok önemlidir.  Ramazanın kalbinde Kur-an vardır ve bu mektebin muhteşem bir programı ve yüksek bir gayesi vardır. Elbette programın ilk maddesi Kur-an’dır. Mektebin programında Kur-an’dan sonra, Allah (c.c) ile insan arasında adeta bir sır olan oruç vardır.

Yaradan; “Oruç benim içindir ve onun mükâfatını ancak ben veririm.” Buyurmuştur.

Ramazan mektebinin programında insanın rabbine en yakın olduğu zaman iftarın sevinci vardır. Allah Resulü (S.A.V) şöyle buyurur;

                “Oruçlunun iki sevinci vardır. Biri iftar vaktindeki sevinci, diğeri Rabbiyle buluştuğu andaki sevincidir.”

Bu ramazan mektebinin programında Sahurun bereketi vardır. Efendimiz, “Sahura kalkın çünkü onda bereket vardır” buyurmuştur.

Bu mektepte teravihin huzuru vardır. Teravih rahatlamadır. Kur-an’la namazla huzura ermektir.

Bu mektepte infak vardır. Sadaka vardır. Rahmet yüzlü rüzgâr gibi cömert olmak vardır. İbnî Abbas Efendimiz için öyle der;

“Biz peygamber efendimizi (S.A.V) ramazan ayında rahmet yüklü rüzgar kadar cömert bulurdur.”

Bu mektepte varlığımızın sadakası fıtır vardır.

Bu mektepte Kur-an’ı bize getiren O, gece vardır. Bin aydan daha hayırlı, bir ömre bedel, gözlerden gizli gönüllere aşikâr gecelerin imamı ve efendisi Kadir gecesi vardır. Kadrimizi yücelten gece vardır.

Bu mektepte mukabelenin Kur-an’la olan birlikteliği vardır. Mukabele kuran dersidir.

Bu mektepte imsakin sabrı vardır.  İtikâf vardır onun sükûnu vardır.

Bu mektepte gündüzün siyamı, gecenin kıyamı vardır.

Kıymetli dostlar, bu mektepte sadece midenin orucu yoktur. Gözün orucu vardır, dilin orucu kulağın orucu vardır. Aklın, kalbin orucu vardır. Oruç yemek vakitlerini değiştirmekten ibaret değildir.

Bu mektepte kötü söz yoktur.

Bu mektepte gıybet hiç yoktur. Eğri büğrü konuşmak yoktur.

Bu mektepte kalp kırmak, gönül kırmak yoktur. Gönül kırmak Kâbe’yi yıkmak kadar günahtır. Öyle der büyük şair Molla Cami;

                Kâbe, Âzer oğlu Halil İbrahim tarafından yapılmıştır.

Gönül ise, celil ve Ekber olan Allah’ın nazargâhıdır.”

Bu mektepte haram lokma yoktur.

Bu mektepte komşusu açken tok yatmak hiç yoktur. Bu ramazan mektebinde malayani söz yoktur. Anlamsız boş beyhude sözler ise hiç yoktur.

Bu mektepte yüreğin rikkatini yok eden kin yoktur. Kalbin inceliğini ortadan kaldıran öfke hiç yoktur.

Bu mektepte yüreği işgal eden intikam duygusu yoktur.

Bu mektepte kalbin yüceliğini alıp götüren kibir, guru hiç yoktur. Aldatma tutkusu yoktur.

Bu mektepte kendisinden başkasını yok sayan bencillik yoktur.

Bu mektepte Sataşıldığı zaman ben oruçluyum diyip çekip gitmek vardır.

Kıymetli dostlar; dijital devrimle birlikte dünya da adeta sanal bir âlem kuruldu ve hepimiz bu dünyanın önünde birer izleyici seyirci durumuna geldik.

Nazar eden, düşünen varlık olmaktan çıktık. Sadece izleyici seyirciye dönüştük. Görsel idrakin egemenliğine mahkûm olduk. Aklın idraki zayıflar, kalbin idraki ölür. Ramazan bu rahmet ikliminde dirilmeye çalışmaktır.

Evlerimizde mahsur kaldığımız böyle bir zamanda bu ekran dünyası üzerinden bu sanal dünya üzerinden birbirimizi yaralamaya devam ediyoruz. Kutuplaşmaya ve kutuplaştırmaya devam ediyoruz.

Sadece dillerimizin değil, ellerimize de artık oruç tutturmalıyız. O tuşlara basan ellerimize bu dünyanın sanallığına aldanıp sözün şehvetine hem de yazıya dönüştürerek kapılmayalım bu oruçlu hallerimizle

                Klavyelerimizde birbirimizin yüreğini incitiyoruz, incitmemeliyiz. Gelin güzel sözü sadaka sayan Allah Resulüne kulak verelim.

“Dilinden emin olmayı Müslümanlığın şartlarından gören bir peygamberin ümmeti olduğumuzu unutmayalım.

Kıymetli dostlar; bu mektep bize unuttuğumuz çok büyük değerleri hatırlatan bir mekteptir ve kaybettiklerimizi bulduran bir mekteptir. Yüce rabbimiz şöyle buyuruyor.

                “"Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da kendilerine kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın." (Haşir, 59/19)

Bu ramazan mektebi bize kendimizi ve unuttuklarımızı ve Rabbimizi hatırlatmaya gelir. İnsanın en büyük zaafı aslında unutmaktır. İnsanın en büyük isyanı nisyan iledir. İnsan kendini unutur, Rabbini unutur, eşini, ana babasını ve çocuklarını unutur. Ramazan bütün unuttuklarımızı bize hatırlatır.

İnsanın en büyük kaybı anlam kaybıdır. Varlığının anlamını, manasını varoluşunun gayesini, hikmetini kaybetmesidir. İşte her sene gelen ramazan bize bu manayı, bu hikmeti, bu anlamını yeniden kazandırır.

Aziz dostlar, Ramazan mektebinin en büyük gayesi özgürlüktür, hürriyettir. Ramazan insana hür bir irade kazandırmak için gelir. İnsanı insan kılan iradedir. İrade göklerin, yerin ve dağların almaktan çekindiği ama insanın yüklendiği büyük emanettir.

Ahzap süresi 72 ayet,

“ Biz emaneti göklere, yerküreye ve dağlara teklif ettik, ama onlar bunu yüklenmek istemediler, ondan korktular ve onu insan yüklendi. Kuşkusuz insan çok zalim, çok bilgisizdir.

O, emanet iradedir. Ramazan mektebinin en büyük gayesi insanı arzu ve hevanın boyunduruğundan kurtarmak, tutkuların esaretinden kurtarıp arındırmak ve özgür bir iradeye sahip olmasını sağlamaktır. İslam âlimleri hürriyeti üçe ayırmıştır.

1-            Cismani ve bedeni hürriyet

2-            Siyasi ve medeni hürriyet

3-            Ahlaki ve vicdani hürriyetidir.

Ahlaki ve vicdani hürriyet,  irade hürriyetidir. İnsanın nefsin isteklerine boyun eğmemesidir. Fikir ve vicdan hürriyeti de bu hürriyetin bir parçasıdır. Bu üç hürriyeti önem sırasına göre alırsak en önde Ahlaki ve vicdan hürriyeti gelir.

Hiç kimse zindandaki Hz. Yusuf’a özgür değil diyebilir mi zindanda Yusuf (A.S) ne kadar özgürse, sarayda firavun o kadar esir ve köledir aslında.

Değerli dostlar, bu zor zamanlarda salgın hastalık tehlikesi hürriyetimizi kısmen elimizden almış gözüküyor. Ancak en zor karantina evlere kapanışımız değildir.

En zor karantina nedir biliyor musunuz? Kalplerimizin, yüreklerimizin üstündeki karantinadır. Yüreklerimizin iyiliğe kapanmasıdır. En zor esaret yüreklerin esaretidir. İyiliğe güzelliğe hayra kapanmasıdır.

En zor muhasara bedenlerimizin evlerimizde kapalı kalması değildir. Ruhlarımızın muhasır altına alınmasıdır. İşte aslında topyekûn İslam, imanımız ramazan mektebinin en büyük gayesi yüreklerimiz, kalbimiz ve ruhumuz üzerindeki bütün bu karantinaları ortadan kaldırmaktır.

Değerli dostlar, mahzun olmaya gerek yok. Kendimizi mahsur hissetmeye gerek yok.

Bu yıl ramazan tümüyle bizim oldu. Elhamdülillah evlerimiz, hanelerimiz ramazan sayesinde bir mabede dönüştü, bir mektebe dönüştü. Zaten ramazan bütün yeryüzünü bir mabede dönüştürmek içindir. Bu yıl evlerdeki yalnızlığımızı ramazanla geçiriyoruz. Gelin evlerdeki muhasaramızı muhasebeye dönüştürelim. Her gün ailece özel saatlerimiz, özel anlarımız olmalı, ibadet vakitlerimiz bellidir. Mümkün oldukça evde ailemizle teravihi beraber kılalım, her aile reisi kendi ailesine teravih kılabilir. Okuma vakitlerimiz olsun, mutlaka ramazanın kalbinde yer alan Kuran olsun, Allah Resulünün hayatı olmalı bütün okumalar makbuldür.

Bir tefekkür vaktimiz olmalı, bir dua vaktimiz olmalı duanın en kıymetli vakti iftar vaktidir. İftar vakti secde anı gibi insanın Rabbine en yakın olduğu andır.

Ramazan ramat kökünden geldiğinde kavurucu sıcaklık demektir.

Ramda kökünden geldiğinde sonbaharın yağmuru demektir. Sadece rahmet değil aynı zamanda şifada beklediğimiz bu zor zamanlarda ramazanımızın insanlık ailesini kuşatan her türlü virüsü, mikrobu hastalığı yakıp kül ederek şifa olmasını niyaz ederiz. Yüce Rabbimizden üzerimize ilkbahar yağmuru misali rahmet sağanağı olmasıdır.

Unutmayalım İnşirah süresinin 5 ayetinde

“Muhakkak ki her güçlükle beraber bir kolaylık vardır.”

Bütün kolaylıklar, zorlukların tarlasında ekili birer tohumdur. Rabbim sadece bizleri değil bütün insanlık ailesini Ramazanın şifalı elleriyle kurtuluşa erdirsin, hepimizi bayrama yetiştirsin.

Ramazan ruhlarımızı donatsın, aydınlığını gönüllerimize salsın yüreklerimizde kalplerimizde derin izler bıraksın.

Ramazan bizleri bozulandan, kokandan çürüyenden uzaklaştırıp yüzümüzün akıyla bayrama erdirsin inşallah.

Hepinizi saygıyla selamlar,

Allahın rahmeti bereketi mağfireti inayeti üzerimize üzerinize olsun. Allaha emanet olun.

Not: Bu yazını bazı bölümleri alıntıdır.

                                                                                                             

 

Reklam

YORUMLAR

  • 5 Yorum
  • Arzu Can
    4 hafta önce
    Bilmeyenlere bilge görmeyenlere göz duymayanlara kulak o*** herşeyi en içtenlikle anlatan sayin şehir ve kültür başkanımız Süleyman CAN a böylesi bir yazıyı paylaştığı için sonsuz saygilar sunarım kalemine ellerine ve yüreğine sağlık
  • Arzu Can
    4 hafta önce
    Bilmeyenlere bilge görmeyenlere göz duymayanlara kulak o*** herşeyi en içtenlikle anlatan sayin şehir ve kültür başkanımız Süleyman CAN a böylesi bir yazıyı paylaştığı için sonsuz saygilar sunarım kalemine ellerine ve yüreğine sağlık
  • Betül Can
    4 hafta önce
    Ağzınıza, yüreğinize sağlık abimiz. Çok güzel noktalara temas etmişsiniz. Allah razı olsun...
  • Betül Can
    4 hafta önce
    Ağzınıza, yüreğinize sağlık abimiz. Çok güzel noktalara temas etmişsiniz. Allah razı olsun...
  • Betül Can
    4 hafta önce
    Ağzınıza, yüreğinize sağlık abimiz. Çok güzel noktalara temas etmişsiniz. Allah razı olsun...
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Andırın'da İlk Koronavirüs Vakası
Andırın'da İlk Koronavirüs Vakası
Kahramanmaraş'ta Altın Kalpli Memura Plaket
Kahramanmaraş'ta Altın Kalpli Memura Plaket