Reklam
Serdar Yakar Kaleme Aldı: BU ADAM TOPUZ HASAN

Serdar Yakar Kaleme Aldı: BU ADAM TOPUZ HASAN

27 Şubat 2020 - 11:43

Kurtlar  sofrasında  paylaşılan  bir imparatorluğun son cephesinde şehit düşen Topuz Omar'ın biricik yetimi…

Yıllar  yılı  asker  kocasının  yolunu  bekleyip yetimini öksüz bırakmamak için hayatta kalmanın ağır yükünü sırtlanan Topuz Hatçe'nin göz nuru…

Yabani otları arpa ekmeğine katık edip karın tokluğuna  çalışmak  için  yollara  düşen  yetim Hasan…  Gücü  kuvveti  ile  tuttuğunu  koparan Topuz Hasan…

Topuz  Hasan'ın  doğum  tarihi  tam  olarak bilinmiyor. Onun doğduğu günlerde veya yıllarda olsa gerek 1326 (1910) doğumlu ağabeyi Ömer vefat ediyor. Babası cepheye gitmiş, vatan ve din için  savaşmaktadır.  Ölen  Ömer'i  nüfustan düşürmek,  yeni  doğan  Hasan'ı  nüfusa kaydettirmek muhtarın zoruna gider ve o yıllarda çokça  başvurulan  bir  metot  ile  Ömer'in  nüfus cüzdanını Hasan'a verir “bu senin kafa kağıdın” diyerek.

Cerit'in bilinen isimlerinden Topuz Goca'nın torunu  Topuz  Hasan  bir  ömür  boyu  ağabeyi Ömer'in kimliği ile yaşar. O, resmiyette Ömer'dir ama köylüleri son nefesine dek Topuz Hasan diye bilir onu. Soyisim kanunu ile Yakar soyadını alır. Topuz Goca'nın bir diğer torunu Yurtal soyadını alırken  bir  diğeri  ise Yaman  soyadını  almıştır. Bunlardan ayrı olarak Yel soyadını alan bir başka torun daha vardır. Bu dört ailenin tamamı da Topuz Goca'nın torunları olup öz be öz amca çocukları olmalarına  rağmen  soyadı kanunu  ile  akrabalıkları unutulmaya yüz tutmuştur.

Topuz  Hasan  anası  Topuz Hatçe  ile  yıllar  yılı  baba  yolu bekler. Bu arada büyür, serpilir. Çobanlık yapar. Kendini yollara vurup çalışmak için Adana'ya gider. “Tutma” olarak çiftliklerde çalışır.  Bu  ara  anası  eşinden ümidini  kesmiş  savaş  sonrası esaretten  sağ  olarak  dönen Osman  Goca  ile  evlenmiş  ve Resim soyadını almıştır. Topuz Hatçe'nin  Osman  Goca'dan  iki erkek iki de kız evladı dünyaya gelir. Topuz Hasan'ın Adana'da karın tokluğuna “tutma”  olarak  çalıştığı  yılların  maceraları anlatmakla bitmez. Çalışkandır, dürüsttür, güçlü kuvvetlidir.  Çukurova  düğünlerinin  aranan ismidir.

Davul  zurna  eşliğinde  oynadığı  oyunlar  ile meşhur  olur.  Güreşlerde  de  iddialıdır. Ağa'nın güvenini ve itibarını kazanır. Ağa'nın onu kızı ile evlendirme fikrini farklı yorumlayarak kaçar ve soluğu tekrar Cerit'te alır. Askerliğini ağabeyinin yerine Maraş'ta yapar. Bu ara amca oğlu vefat etmiş, eşi Topuz Fadıma iki küçük çocukla dul kalmıştır. Aile  büyükleri Topuz  Hasan'ı  ikna ederek kendisinden yaşça büyük olup iki çocuk anası olan Topuz Fadıma ile evlendirir.

Topuz Hasan'ın Topuz Fadıma'dan dört erkek evladı dünyaya gelir. Bunlardan ikisi erken yaşta bekar iken vefat eder. Diğer iki oğlu Mehmet ve Yusuf evlenip çor çocuk sahibi olur.

Topuz Hasan güçlü kuvvetlidir. İş aramak için evden çıktığı bir gün Pazarcık tren istasyonunda dört işçinin kaldırmak için uğraştığı demir rayı alır istenilen  yere  tek  başına  taşır.  Uzaktan  işçileri seyreden Alman mühendis Topuz Hasan'ı yanına çağırır  ve  Devlet  Demir Yollarında  işçi  olarak çalışmak üzere işe alır. Pazarcık'ta işe başlayan Topuz Hasan ikinci evliliğini Pazarcıkta bilinen bir ailenin  kızı  olan Ayşe  Hanım  ile  yapar. Ayşe Hanım'ın  İstanbul'da  akrabaları  vardır.  Topuz Hasan'ı da alıp İstanbul'a giderler. Topuz Hasan'ın İstanbul maceraları da oldukça ilginçtir.

Aşağı Pazarcık ile Yukarı Pazarcık arasındaki yüzlerce dönümlük araziyi banka ihalesinde satın alır. Arazinin  sahipleri  ölmüş,  tapular  bankada kalmıştır.  Topuz  Hasan'ın  çalışkanlığını  takdir

eden  banka  müdürü  Topuz Hasan'a  yol  yordam  gösterir, arazileri  ihaleye  çıkartır  ve Topuz  Hasan'dan  başka  talipli olmadığından satış gerçekleştirilir.

Topuz  Hasan  artık  çiftlik ağasıdır. Ama  bu  ağalık  uzun sürmez. Yüzlerce  dönümlük araziyi  Pazarcıklı  eşi Ayşe Hanım'la  yer  tüketir.  1950'li yıllardır.  Gavur  Gölü'nün kurutulması  projesi  hayata geçirilmektedir. (Şimdi yeniden yaşatmak  için  mücadele ediliyor.)  Genç  bir  mühendis olan Süleyman Demirel projenin başındadır ve Topuz Hasan Pazarcık'tan döşenen demir raylar üzerinden her gün Demirel ve ekibinin ihtiyaçları için Gavur Gölü şantiyesine gidip gelmektedir. Bir gün Süleyman Demirel Topuz Hasan'a;

-Git  köylülerine  haber  ver,  gelsinler  onlara buradan istedikleri kadar arazi vereyim, der.

Topuz  Hasan  Cerit'e  gider,  köyün  ileri gelenlerine  durumu  anlatır  ama  aldığı  cevap olumsuzdur. Hatta ardından ağır sözler söylenir;

-Bizi sivrisineğin içine atıp öldürmek istiyorlar, denilir.

Gerçekten de o yıllarda Gavur Gölü'nde yetişen sivrisinekler öldürücü bir zehire sahiptir.

Sonuçta Ceritliler Gavur Gölü'ne inmezler ama buraya  yerleşen  aşiret  köylüleri  başlangıçta zorluklar çekseler de hepisi zenginleşir, arazi ağası olur. Ceritliler ise halen ağlamaktadır. Pazarcık, Diyarbakır,  tekrar  Pazarcık  ve  Maraş istasyonlarında  çalışan Topuz  Hasan Ayşe Hanımla  olan  evliliği  bitince  Maraş'ta Asiye Hanım'la  evlenirse  de  bu  evlilik  uzun  sürmez. Asiye Hanımın vefatı ile Topuz Hasan tekrar bekar kalır. Ayşe  Hanım'dan  ve Asiye  Hanım'dan çocukları olmamıştır. Topuz Hasan son evliliğini Nedirli aşiretinden Hatice Hanım'la yapar. Bu evlilikten  iki  oğlu  ile  bir  kızı  dünyaya  gelir. 1970'de Devlet Demir Yollarından emekli olan Topuz Hasan Maraş'ın Kuyucak mahallesinden bir ev alarak oraya yerleşir. Evinde misafiri hiç eksik olmaz.

Sohbet ehlidir. Onun olduğu yerde televizyon izlenmez. Anlattığı  çoğu  yaşanmış  öyküler  ile dinleyicilerini  gülmekten  kırar  geçirir.  Onun anlattığı her bir anının derin izleri vardır. Şair Ali Akbaş'ın  “Kahramanmaraş  Tren  Garı”  başlıklı yazısında yer alan bir hatırayı Sayın Ali Akbaş'ın üslubu ile aynen aktarmak isterim.

“Tanınmış  siyaset  adamlarımızdan  İbrahim Öztürk  Bey,  o  yıllarda  Maraş  valisidir  (1955- 1959). Sağ ise Allah ömürler versin, bu zat, daha sonra Maraş Belediye Başkanlığı ve Maraş Millet Vekilliği  de  yapmıştır. Yukarıda  da  belirttiğim üzere o yıllarda gar, şehrin hâyli dışındadır ve yolu da bozuk olduğundan ancak bin zahmetle ulaşılır. Hele bir de mevsim kışsa çamurdan geçilmez.

Demiryolu işçilerinden, şimdi rahmetli olan, Ömer Yakar (Topuz Hasan, S.Y.) amca, garda gece vardiyasındadır. Bu sırada bir telefon çalar, santral memuru  yerinde  bulunmadığından  ahizeyi  o kaldırır. Telefondaki ses;

“Evladım, ben Maraş Valisiyim. Tren ne zaman gelir  acaba?  Bir  misafirimiz  gelecekti  de  onu aldıracaktım,” der.

Zaten  canı  sıkkın  olan  Ömer  amca,  bir boşboğazın  valinin  adını  kullanarak  kendisini işlettiğini sanarak;

“Hasdir  lan!  Sen  vali  olsan  önce  buranın yolunu yaptırırsın,” diye basar küfürü. Ama içine de  bir  kurt  düşer;  “Ya  gerçekten  valiyse konuşan…” diye.

Evet, korktuğu başına gelmiştir. Bir anda siren sesleri duyulur ve polisler garı kuşatırlar. Fakat Ömer  amca  çevik  davranarak  kaçar  ve  gece karanlığından da yararlanarak tarlaların arasında kaybolur. Sabah  olunca  çetin  bir  soruşturma başlatılır. Herkes sorguya çekilir, telefondaki sesin kimin  sesine  benzediği  üzerinde  durulur  fakat Ömer amcayı tespit edemezler. Ama bu karizmatik vali, hemen olayın arkasından birkaç gün içinde yol yapımını başlatır ve kısa zamanda, şimdiki Kahramanmaraş-Adana yolunun başlangıcı olan geniş bir cadde açılır.

Biyografisini araştırdım, sekiz adet telif eserin de sahibi olan sayın valimiz eğer sağ ise 93 yaşında olacaktır.  Belki  de  yıllar  sonra  sis  perdesini araladığımız  bu  olayın  arka  planını  ilk  defa öğrenerek her büyük adam gibi kendisi de gülerek okuyacaktır.  Öyle  ya,  “Geçmiş  zaman  olur  ki hayali cihan değer” diyor şair.

Topuz Hasan Cerit'ten küçük yaşta ayrılmış olsa da Cerit'le bağlarını hiçbir zaman koparmaz. Haftanın yedi günü Kuyucak'taki evinden çıkar, Uyuzpınarı'ndan aşağı iner, soluğu Cerid garajında alır. Cerit'ten o günün haberlerini, hastalananlarını, ölenlerini öğrenir.

Her bir ölüm haberi onda derin izler bırakır. Yaşı sekseni aşmıştır. Sonra garaj içindeki Tüpcü Yaşar'ın  dükkanında  soluklanır.  Hikmet Kabakcı'nın dükkanında muhabbet olgunlaşır.

1996 yılı sonlarında rahatsızlanır. Cerid'e son bir  kez  daha  gitmek  ister.  Gider,  rahatsızlığı ağırlaşmış olarak geri Maraş'a döner.

8 Ocak 1997'de Kuyucak'taki evinde vefat eder. İşte o adam, benim babam…

Allah rahmet eylesin.

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kahramanmaraş'ta Çocukların Pazarlara ve Marketlere  Girmesi Yasaklandı
Kahramanmaraş'ta Çocukların Pazarlara ve Marketlere Girmesi...
Yeni Rakamlar Açıklandı: 108 Ölü 7 Bin 402 Vaka
Yeni Rakamlar Açıklandı: 108 Ölü 7 Bin 402 Vaka