Reklam
Rasim Deniz Kaleme Aldı: SEYYİD İMÂDEDDİN NESÎMÎ (?- 1421)

Rasim Deniz Kaleme Aldı: SEYYİD İMÂDEDDİN NESÎMÎ (?- 1421)

29 Şubat 2020 - 15:14

a)Hayatı:

Kaynaklarda Seyyid Nesîmî'nin doğum yeri ve tarihi  hakkında  kesin  bilgi  bulunmamaktadır.  İran kaynakları onun Şiraz ya da Şirvan'da doğduğunu belirtirler.  Osmanlı  tezkirecilerinden  Âşık  Çelebi Bursalı  olduğunu  ifade  ederken,  Mehmet  Tahir Efendi,  Diyarbakır/Nusaybin'de;  Tezkireci, Kastamonu'lu  Latîfî,  Bağdat/Nesîmî  karyesinde doğduğunu ve onun Türkmen asıllı olduğunu iddia etmişlerdir.

Nesîmî'nin soyu ve gerçek adı hakkında da, farklı görüşler vardır. Sıbt İbnü'l-Acemî, Nesîmî'nin gerçek adının Ali olduğunu yazar. Âşık Çelebi, “Meşâirü'ş- şuara” Vr.133, isimli eserinde Nesîmî'nin Türkmen asıllı  olduğu  ve  gerçek  adı  da  Ömer'dir  der. “İmâdeddin” lakabı, gerçek ismi yerine geçecek genel kadar  kabul  görmüştür.  Soy  itibariyle  “Seyyid” olduğu  için  de,  “Seyyid”  unvanını her  zaman kullanmıştır.

Kaynakların ekserisine göre, Seyyid Nesîmî, aslen “Türkmen” veya “Azerbaycan Türküdür”. O iyi bir tahsil  görmüş,  hem  Türkçe,  hem  de  Farsça  divan yazmıştır.  Genç  yaşlarında  tasavvufa  yönelmiş, devrinin tanınmış mutasavvıflarından Bedreddin eş- Şiblîye  bağlanmış  ise  de,  daha  sonra  fikirleriyle herkesin dikkatini üzerine çeken Fazlullah Hurufî'ye intisap  etmiştir. Ve  O'nun  sadık  halifesi  olmuş,

Bakü'de, Şirvan'da ve daha birçok yerlerde Hurufiliği yaymaya  beraber  çalışmışlardır.  Hurufilik,  harflere rakamlar vererek mana çıkarmaktır.

Timurlenk, İran seferinde Hurufilikten rahatsızlık duymuş ve Fazlullah'ın durumunu, Ahmet Hoca ile görüştükten  sonra  Fazlullâh'ı  idam  ettirmiştir. Şeyhi'nin feci şekilde öldürülmesi olayı Nesîmî'yi, çok fazla sarstığı için İran'dan ayrılıp Anadolu'ya gelir. l. Murat zamanında Anadolu'da Diyarbakır, Karaman, Bursa ve Ankara'ya kadar bir çok vilayetlere uğrar fakat umduğunu bulamaz. Kendini dinleyen şeyhleri ve  din  ulularını  bulamadığı  gibi,  Hacı  Bayram-ı Velî'nin  kendini  huzura  bile  almadığını  görür  ve büsbütün ümitsizliğe düşer. Daha önce birkaç defa Suriye'ye gidip Halep ve Şam şehirlerinde Hurufiliği kabul etmiş müritleri olduğu için onlarla buluşmak amacıyla  giderken  yolu  Kahramanmaraş'a  uğrar. Maraş şeyhleri ve din uluları da kendini kabul etmek istemeyince:

“Rızkı Meraş'dan umarsan hoş değil Razzaku'l-erzâkımuz Merâş değil”

 Tuyuğunu yazıp, yoluna devam eder.

Seyyid  Nesîmî'nin,  Rakka'da  yaşayan  meczup sıfatlı, uzun saçlı hâl ehli Şah Handan isminde bir kardeşi  vardı.  O  kardeşi  Nesîmî'nin  durumundan haberdar olduğunda ona kısa bir mektup gönderir.

“Gel bu sırrı kimseye fâş eyleme Hûnı-hâsı âmeye âş eyleme”

(Gel bu sırrı kimseye açıklama; Eli ve ağzı kanlı haslarla ile bütün halka aş eyleme) der. Kardeşi Şah Handan'ın gönderdiği anlamlı mektubu alan Seyyid Nesîmî'de, kardeşi Şah Handan'a şu manzum mektubu gönderir:

1

Deryâyı muhît cûşa geldi

Kevnile mekân hurûşa geldi

2

Sırr-ı ezel oldı âşikârâ

Ârif nice eylesün müdârâ

3

Yer ü gök ârası Hak oldı mutlak

Söyler def ü çeng ü ney ene'l-Hak.

(Her yanı kuşatan deniz coştukça coştu, varlık da varlık durağı da çoğaldıkça çoğaldı.)

(Ezel sırrı ortaya döküldü, âşık artık kime mudâra eylesin?)

(Yerle gök baştanbaşa mutlak olarak Hak oldu, bundan dolayı def, saz ve ney Ene'l-Hak-benim der.)

b)Seyyid Nesîmî'nin Ölümü:

Suriye vilayetlerinde gezip Hurufîliğin yayılması için uğraşan Seyyid Nesîmî'den zahirî din adamları ve şeyhleri rahatsız oldular. Her gün kendilerine gelip Hurufîlik hakkında sorular sorup fetva isteyen halk tabakaları, kadıları, müftüleri canından bezdiriyordu. Özellikle de:

“Tanrı'nın insan yüzünde tecelli etmesi” ve “bütün organlarını  harflerle  izah”  etme  fikirleri,  Sünnî çevrelerde tepkiyle karşılandı. Halep uleması onun ulûhiyet iddia ettiğini ileri sürerek katline fetva verdi. Bu fetva Memlûk Sultanı el-Melikü'l- Müeyyed Şeyh el-  Mahmûdî'nin  onayını  alan  saltanat  nâibi  Emir Yeşbek tarafından boynu vurulup derisi yüzülmek suretiyle uygulandı.

İslâm inancına uymayan şu sözlerin doğru veya yanlış  olduğu  hakkında  halk  müftülerden  fetva istiyorlardı:

Dâim Ene'l-Hak söylerem Hak'dan çü Mansûr olmışam bu sözleri kabul edip, kendisi de:

“Mansur ene'l-Hak söyledi

Hak'dur sözü Hak söyledi” Latifî tezkiresi Vr.97b.

(Mansur  ben  Hakk'ım  dedi,  Hak  sözü,  Hak söyledi) gibi inancı zedeleyici sözleriyle;   Evrende bulunan her şey Allah'tır manasına gelen:

“Lâ-mevcûde illâ Allah” (Allah'tan başka hiçbir şey yoktur)inancını da yaymaya çalıştığı için: Halep şehrinde toplanan Arap hocaları, Nesîmî'nin halka anlattığı sözlerin şer'i şerif'e aykırı olduğuna ittifakla karar verdiler.

Mısır Sultanı Melikü'l-Müeyyed, Nesîmî hakkında verilen fetvayı(hükmü) tasdik edip, söyle emretti:

“Derisi yüzüle, ölüsü Halep'te 7 gün teşhir edile, durumu herkese duyurula, sonra uzuvları parçalana, birer  parçasın  Zülkadiroğlu  Ali  Bey'le  kardeşi Nasirü'd-din'e; bir parçasını da Kara Yülük Osman'a ve Karakoyunlu Hükümdarı Cihan Şah'a gönderile.”

İmâdeddin  Seyyid  Nesîmî  derisi  yüzülerek öldürüldü. Ferâfire Mahallesi'ndeki hükümet konağı yakınında Sultan Hamamı bitişiğinde, kendi adıyla anılan Tekye'de gömüldü.”

Hüseyin  Hallac-ı  Mansur,  Fazlullah  Hurufî  ve Seyyid  Nesîmî  her  üçü  de  inandıkları  düşünceleri nedeniyle İslâm din adamlarınca şer'i şerife aykırı olarak her üçü de feci şekilde öldürüldüler. Bunların her üçü de birer tavır adamı olduklarından inandıkları felsefeden canları pahasına dönmediler.

c)Ölümü Hakkında Efsaneler:

Seyyid  Nesîmî'nin  ölümü  hakkında  bazı kaynaklara göre, ölüsü bir hafta halka teşhir edilmiştir. Ölümü  sonrası  bazı  çevreler  bu  acıyı efsaneleştirmişlerdir. Örnek olarak;

Nesîmî, “Ene'l-Hakk'ım” sözünü söylediği zaman Hz. Muhammed, Nesîmî'ye  “sen  benim  şeriat çadırımdan bir delik açtın” der. Nesîmî de:

“Yâ  Rasulllah  açtığım  deliği,  kendi  derimle yamarım”  demiş.  Derisinin  yüzülmesinden  hiç  acı duymamış ve hep gülmüştür.

Ölümüne fetva veren kadı:

“Nesîmî'nin kanı, kimin üzerine değerse, değdiği yeri  kesmek  gerekir”  demiş.  Nesîmî'nin  derisi yüzülürken, Kadı'nın parmak ucuna bir damla kan isabet etmiş. Kadı efendi o kanı ne yaptıysa silip giderememiştir.  Nesîmî,  “bir  parmak'a  dahi dayanamıyorsun Ey Kadı!” Der.

 Nesîmî, derisi yüzüldükten sonra deriyi, omzuna atıp:  “Canı  verdiysek  de  postu  kurtardık elhamdülillah”   deyip Halep'in üç kapısından aynı anda çıktığı rivayet edilmiştir.

d)Seyyid Nesîmî'nin Eserleri: 1.Türkçe Divanı:

Çeşitli kütüphanelerde yazma nüshaları bulunan divanı  yanında,  birçok  şiir  mecmualarında  ve cönklerde de şiirleri vardır. Burada dikkat edilecek nokta, heceli olan şiirler Âşık Nesîmî'ye ait olmayıp daha sonra yaşamış olan Kul Nesimi'ye aittir.

Hüseyin Ayan, Türkçe Divanı üzerinde doktora çalışma  yapıp  iki  cilt  halinde  yayımlamıştır.  Bu yayıma göre, Divan'da üç mesnevi, 457 gazel, dört müstezad, bir murabba, üç terciibend, 315 tuyuğ, dört beyit  bulunmaktadır.(İslâm  Ansl.)  Fatih  Köksal Türkiye'de basılan Nesimi Divanlarında yer almayan 36,  Ömer  Zülfe'de  16  yeni  tuyuğ  tesbit etmişlerdir.(İslâm Ansl.)

Görülüyor ki, Nesimi'de Kadı Burhaneddin gibi halk zevkini devam ettiren tuyuğlar yazmıştır. Fakat Nesîmî'nin en güzel şiirleri gazel tarzında yazdığı İlâhi aşkı terennüm eden Türkçe manzumeleridir.

2.Farsça Dîvanı:

Nesîmî'nin  basılmış  olan  dîvanı  yanında  şiir mecmualarında  muhtelif  şiirlerine  rastlanır.  Farsça divanında bulunan şiirlerde Fazlullah Hurûfî'yi sıkça methetmiş, Hurûfilikle ilgili konulara yer vermiş ve Hz. Ali ile 12 imamlara methiyeler yazmıştır.

3.Mükaddimetü'l-hakâik

Fazlullah Hurûfi'nin Cavidan isimli kitabı esas alınarak yazılmış olan bu kitabın gerçekten Seyyid Nesîmî'nin  olup  olmadığı  şüphelidir.  Seyyid Nesîmî'nin gazellerinden biri:

Gazeli

1

Çün beni Bezm-i Ezel'de eyledi ol yâr mest

Ol cihetden görünür bu çeşmime deyyâr mest

(O  sevgili,  beni  daha  Ezel  toplantısında kendimden  geçirdi.  Onun  içindir  ki  bu  gözlerime herkes sarhoş görünüyor.)

2

Aşk-ı Subhanî meyinden vâlih oldı şöyle bil

Arş mest ü ferş mest ü kevkeb-i seyyâr mest

(Şöyle  bil:  İlâhî  aşk  şarabından  içip  hayran oldukları içindir ki gökler sarhoş, yerler sarhoş, dönen, dolaşan yıldızlar sarhoştur.)

3

Enbiya vü evliya vü asfiya vü etkiya

Oldular Hak meclisinde şöyle bi-hüşyâr mest

(Peygamberler, ermişler, temiz gönüllüler, Allah korkusu duyanlar (Tanrı aşkıyla) akıllarını yitirerek Tanrı meclisinde kendilerinden geçmişlerdir.)

4

Gönlümüz nûr-ı tecellî cismimizdir Kûh-i Tûr

Canımız dîdâre karşı oldu “Mûsâ” “var” mest

(Bizim gönlümüz tecellî nûru'dur; vücûdumuz Tanrı  güzelliğinin  görünüşü  karşısında  Mûsâ  gibi baygın düşmüştür.)

5

Ey Nesîmî sırr-ı Hakk'ın mahremi sensin bugün

Söyledin kudret diliyle man'ni-i esrâr mest

(Ey Nesîmî! Bugün, Tanrı sırlarını yakından bilen kişi  sensin.  Sen  bu  sırların  manasını  kendinden geçerek, kudret diliyle söyledin.)

e)Nesîmî'nin Etkileri:

Türk  edebiyatında  önemli  etkisi  olan  Seyyid Nesîmî'nin en çok Mutasavvıf şâirler ile bütün halk şairleri  üzerinde  etkili  olmuştur.  Şiirlerinde  “Elest bezmin”den  bahsetmeyen  halk  şairi  yok  gibidir. Bilhassa Alevi-Bektaşi şairler Nesimi'yi yedi büyük şairlerden sayarlar ve büyük saygı duyarlar.

XV.  yüzyılda  yaşayan  Âzeri  şair  Habîbî; Diyarbakırlı Halîlî, Karakoyunlu hükümdarlarından Cihan Şah(Hakîkî); Hurûfî şairlerden Refîî ve Panâhî, XVl.  yüzyılda  Arşî  ve  Usûlî  gibi  şairler etkilenmişlerdir. Şah İsmail Hatâî de, Nesîmî'den etkilenen ve ona nazireler yazan şairlerdendir. Seyyid Nesîmî'nin Anadolu'ya yamadığı Hurufiliği yaymak için  kendi  çevresinde  yetişmiş  veya  yetiştirilmiş şairleri ve şeyhleri Andolu'ya göndermek suretiyle bunlara  hem  mezhebî  hem  siyâsi  propaganda yaptırmıştır.  Mesela,  onlardan  biri  de,  Şeyh Temennâî'dir.

Şeyh  Temennâî,  siyasî  amaçla  gönderilen  Şah İsmail'in  Dâi'sidir.  Siyasi  amacına  ulaşmak  için Kayseri,  yakınlarında  ki  Yılanlı  Dağı'na  gelip yerleşmiştir. Şeyh diye yanına gelen yüzlerce adam işsiz, hırsız, asker kaçağı, yaramaz adamları toplamış onlara  dini  terbiye  yerine  askeri  talim  yaptırarak, “cennetin ve hurilerin hepsi dünyadadır. Boş yere çula çaputa secde etmeyin, insan ot gibi, dünyada biter, ot gibi kurur gider. Sağ iken dünya nimetlerinden fazlaca faydalanmasını  bilin  ve  zaten  sizin  namazını  ve orucunuzu benden önceki şeyhler kılmıştır.” Der.

Şeyh Temennâî'nin sapık düşüncelerinden bazıları şöyledir:

1

“Ey sanem sen mazharu' Allâhsın

Nusha-i cümle kelâmu'llâhsın”

(Ey  put  gibi  güzel  sen  Allah'ın  tecellisisin.

Bütünden bir örnek olmakla Allah'ın emrisin)

Deyip, gördükleri güzele secde ederlerdi. Veya başka bir şiirinde:

2

“Sofu kalender ol gel kazıt saçı sakalı

Sana bu bir tuzaktır gider bu kîl ü kâli”

(İbadet düşkünü gel saçı sakalı kazıt. Sana bu bir tuzaktır dedi koduyu gider)

Veya bir başka şiirinde de:

3

“Ebleh olma sofu virme nakd-i ömrü nesneye

Gözün aç dîdârı cennet hûr ü gılman bundadır”

Latifî Vr. 73b

(Aptal olma sofu değerli ömrünü boşa harcama. Gözünü  aç  cennetin  güzellikleri  huri  ve  gılman buradadır)

Sultan Bayezit zamanında çoğunu kılıçla, kimisini de, yakarak ortadan kaldırdılar. İçlerinden dokuz kişi kurtulduğundan, daha sonra “dokuz Osmanlar” adıyla gizli bir tarikat meydana getirmişlerdir.

 

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
İngiltere Başbakanı Boris Johnson Hastaneye Kaldırıldı
İngiltere Başbakanı Boris Johnson Hastaneye Kaldırıldı
Kahramanmaraş'ta Vaka Sayısı 39'a Yükseldi
Kahramanmaraş'ta Vaka Sayısı 39'a Yükseldi