Reklam
Oğuz Paköz Kaleme Aldı: BAHAETTİN KARAKOÇ

Oğuz Paköz Kaleme Aldı: BAHAETTİN KARAKOÇ

06 Mart 2020 - 13:00 - Güncelleme: 06 Mart 2020 - 13:29

“Sanatçı bağımsız olmalıdır. Ulusal olmayan bir  sanatın  sınırları  aşacağı  düşünülemez. Sanatçının  dili  yaşayan  dildir.  Her  alanda  batı taklitçiliğine karşı çıkılmalı, gelenekler tümüyle reddedilmemelidir.  Sanat  siyasetin  aleti olmamalıdır. Dildeki kargaşaya son verilmelidir.” diyen  Bahaettin  Karakoç  değişik  ekollerce değerlendirilse de kendine özgü bir büyük şair ve yazardır.

“Ben Bahattin Karakoç

Arkam kalam Salavan

...............................

Şairim

Parmaklarım kalem tutar, çiçek tutar

Bin kurşunu değişmem bir beyaz güle

Çamlıbel'de Köroğlu, Salavan'da ben”

Soyca şair bir ailenin ilk çocuğu olan Bahaettin Karakoç 1930 yılında Kahramanmaraş'ın Elbistan İlçesine bağlı Cela Köyünde doğmuştur. Babasının ve anasının ailesi görece olarak varlıklı ve hoca takımından olduğu için çok küçük yaşlarda okuma yazma öğrenmiş ve küçük yaşta kendisini kitap dünyasında bulmuştur. Babası hem hocası hem de örnek  aldığı  bir  kişidir.  Bu  konuda  kendisini “Bahaettin Karakoç en belirgin çizgisiyle Ümmet Karakoç'un  oğludur.  Çünkü  benim  için  babam yalnız bir biyolojik olgu değildir. Fikir ve sanat bakımından vücudumun uzuvlarında, genlerinde yazılı  ne  varsa  gün  ışığına  çıkmasına  sebep babamdır” diye tanımlamıştır. Doğduğu köy Cela 1958  yılında  belde,  1983'te  ise  Ekinözü  adını alarak  Kahramanmaraş'ın  bir  ilçesi  olmuştur. İlköğrenimini  köyünde  tamamlamış  arkasından Düziçi  Köy  Enstitüsünde  sonra  da  Hasanoğlan Köy  Enstitüsünde  okuyarak  buradan  mezun olmuştur.  Ben  onu  son  görev  yeri  olan Kahramanmaraş  Verem  Savaş  Dispanserinde çalıştığı  sıralarda  1976  yılında  tanıdım. Kahramanmaraş'ta  yayımlanan  Kahramankent Gazetesinde  Şevket  Bulut  ile  yazılar,  şiirler yayımladığı  günlerde  ben  de  yeni  yeni  aynı gazetede haftada bir Çağşak adlı bir köşede yazı yazmaya başlamıştım.

“Bir nehir geçeceksen önce soyunmalısın

Bir dağı çıkacaksan soluklu olmalısın

Mademki niyetlisin seferin kutlu ola

Caydırmayı düşünmem ama derim ki sana

            Azıksız çıkma yola!...”

Bahaettin  Karakoç  şiir  dünyasına  güçlü  bir biçimde azığı bol olarak yalnız başına çıkmıştır. Sevgi  Turnaları  yeni  yayımlanmıştı. Onunla birlikte Seyran'ı da okumamıza almıştık. Ben onun düz  yazılarını  da  çok  seviyordum.  Konuyu dillendirince onun 1962'de Akşam Gazetesinde Türk Kadınları Birliğinin ülke genelinde açtığı hikaye yarışmasında “İsa ile İshak” adlı eseri ile ikinci olduğunu öğrendim. Ne yazık ki o öyküyü okumuş değilim.

“Söz odur ki kavi dura mıh gibi

Matkap olup kurcalaya gaibi

Sana fırsat vermiş mülkün sahibi

Sevgi başak tutmaz haram riyada”

Daha  sonraları  Bir  Çift  Beyaz  Kartal  ile başlayarak  gerçek  şiirlerle  dolu  şiir  kitapları yayımlanmaya başladı. 37 sayıya ulaşan Dolunay Dergisini çıkarttı. 16 yıl boyunca Dolunay Şiir Şölenini  yaşattı.  Bu  yönüyle Anadolu'da  şiir şölenlerinin  yaygınlaşmasına  öncülük  etmiştir diyebiliriz.  Bir  kültür  elçisi  olarak  1989'da Strugua'da, 1993'te Almaatı'da bildiriler sunarak ülkemizi temsil etmiştir. Seviye Dergisi 1998'de onu günümüzün Dede Korkut'u, Mefkure Dergisi ise Türk Şiirinin Aksakalı olarak değerlendirmiştir. Tarsus Belediyesince Karacoğlan Onur Ödülü ile ödüllendirilmiştir. Daha pek çok ödülün sahibidir.

“Yıldızlar kınalı keklikler gibi suya iner

Korkarım ürkütmekten

Zayıfım gidecek yeri bilmem

Saçların gözlerin davet eder

Durulmaz

Burası Anadolu'dur

Zaman yorulur gönül yorulmaz

Ama sen

Sen Uzaksın

Sen uzaksın balam gönül özler

Beklerim beklerim sabah olmaz”

O  şiiri  “Mutlak  gerçeğe,  mutlak  güzele yönelmenin  dillenişi  ve  kalbin  dirilişidir” kendisini de “Varlıkları var eden, dilediğinde yok eden  Mutlak  Varlık'a  imanım  tamdır“  diyerek tanımlamıştır.  “Kalbin  bir  zikir  aracı  olan  şiir tirajik bir iç yangını, aşkın sıcak kanatları altında doğan  bir  kutsanmış  sözler  armonisi  ve  dört kelimeyle özetleyecek olursak evrensel bir dua biçimidir” demiştir.  1991  yılında  Diyanet Vakfınca  düzenlenen  Münacaat Yarışmasında “Beyaz Dilekçe” şiiri ile birinci olması da onun inancının şiirini beslediğinin en güzel kanıtıdır.

“Rahman ve Rahim olan adına sığınarak,

Açtım iki elimi, Kor gibi iki yaprak.

 

Bir edep ölçeğinde umutlu ve utangaç,

İşte dünya önünde, benim ruhum sana aç

………………………………………………

 

Senden önce bir sen yok, kâinatta ilk,

Sen'sin! Bu kâinat bir meta, hepsine Malik Sen'sin!

Benden önce esirge, Muhammet ümmetini,

Esen gitsin her kervan, en sona ula beni!

 

Kâinat bir mozaik, her şeye sahip Allah!

Ey gizli ve aşikâr, her derde tabip Allah! ...

 

Bahaettin Karakoç “Ben şiiri yazdığım zaman o şiir bitmiştir. Tekrar o şiire dönüp dönüp saçını taramakla uğraşmam, yeni şiirleri ararım” diyor

Bu nedenle hep bir yeni aramış ve hemen her yıl bir şiir  kitabı  ile  okuyucularına  seslenmeyi sürdürmüştür. Bahaettin Karakoç Osmanlıcaya da Öztürkçeye de pek sıcak bakmamıştır. Ona göre şair konuşulan dil ile şiir yazmalıdır. Onun için şiir anlam, ahenk, ritim ve estetik yönünden varsıl olmalıdır. Şiirinin konuları gelenek, ahlak, kültür yozlaşması,  ruhsal  çöküntü,  bunalımlar  ve teknolojinin yan etkileri gibi çok çeşitlidir.

“Sevda ırmağına bir köprü kurdum

Herkes geçti benim yârim geçmedi

Kuru yere bağdaş kurup oturdum

Eller döşek açtı yârim açmadı”

………………………………………….

Yurtluk diye yüreğimi sunduğum

Gece gündüz hasret ile andığım

Çıkın çıkın dert doldurur sandığım

Her kuş uçtu benim turnam uçmadı”

Bahaettin  Karakoç  yazarımız  Mehmet Gözükara ile yaptığı bir söyleşide “Maraş şiirini bilmiyorum.  Maraş'ta  şair  var  mıdır  onu  da bilmiyorum.  Bunu  açık  söylüyorum.  Maraş kiminle övünüyor? ….Onlar Yedi Güzel Adam diyorlar, bense “yedi kokarca” diyorum”, devlet tarafından  beslenen  –ki  hala  besleniyor  ve korunuyorlar-…” diyerek sanatçının bir yerlerce beslenip korunmasına her zaman karşı çıkmıştır.

Arkasından  da  “Ben  yeryüzünde  yalnız Allah'tan korkarım. O'nun emirlerine uymamaktan O'na  karşı  ters  davranmaktan  korkar,  utanırım. O'nun  rızasını  güderek  iş  yapıyorsan  da  hiç korkma.  Darağacına  götürseler  dahi  gözünü kırpmadan git. Bu senin için bir şereftir” demiştir.

“IHLAMURLAR ÇİÇEK AÇTIĞI ZAMAN

..........................................

 

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan

Kimseye uğramam ben sana uğramadan

Kavlime sâdıkım sâdıkım sana

Takvim sorup hudut çizdirme bana

Ben sana çiçeklerle geleceğim

-Ihlamurlar çiçek açtığı zaman”

Onun  hakkında  dergimiz  yazar  ve şairlerinden rahmetli Sıddık Elbistanlı Alkış'ın 93. sayısında İncirlik'i konu alan “Evimiz İpotekli” şiiri için  şöyle  bir  saptama  yapıyor.  “Değme  solcu sanatçılara taş çıkartacak denli antiemperyalist bir şiirdir  Karakoç'un  bu  şiiri.  Ne  de  olsa  Bahaettin Karakoç  Usta  da  eski  bir  Köyenstitülüdür  ve doğuştan Kuvayı Milliyecidir.”

Sonuç olarak Karakoç kendisine şucu bucu gibi yakıştırmalara  gülüp  geçmiş  ve  kendi  bildiği doğruları yalın olarak okuyucusuna aktarmıştır. İşte o şiirden birkaç dize:

“Ülkemiz işgal edilmiş

Evimiz ipotekte

Özgürlüklerimiz de öyle

Çağdaş uygarlık düzeyi demişiz

Bahtımızın boyası olmuş en kara

Borçlanmayı sevmişiz Amerika'dan

Demode silahlar gelmiş

Zehirli dolarlar gelmiş

Gümrüksüz viskiler gelmiş

Yemiş ve yudumlamış Ankara

Daha daha daha demiş”

Büyük  usta  5.  Kahramanmaraş  Kitap  ve Kültür  Fuarına  katılmış,  sevenleri  ve  okurları buluşmuş ve kitaplarını imzalamıştı. Yaşlı bedenini o gün çok yormuş olacak ki akşam rahatsızlanarak hastaneye  kaldırıldı.  16  Ekim  2018'i  17  Ekim Çarşamba gününe bağlayan gece yarısı yaşama veda etti.

Güle güle git

Durağın cennet olsun

 Huzur içinde uyu

Durağın cennet olsun

 

Ülkemizde şair çok

Senin gibi az usta

Orda da şiirler yaz

Görklü şiirler usta

 

Şiir oku orada

Tüm cennette duyulsun

Sana rahmetler olsun

Durağın cennet olsun

 

 

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
İYİ Parti İl Ve İlçe Başkanlıkları 1 Mayıs'a Kadar Kapatıldı
İYİ Parti İl Ve İlçe Başkanlıkları 1 Mayıs'a Kadar...
Başkan Aydın: Sağlık İşçisi Unutuldu!
Başkan Aydın: Sağlık İşçisi Unutuldu!