Reklam
M. Demirel Babacanoğlu Kaleme Aldı: BAHAETTİN KARAKOÇ

M. Demirel Babacanoğlu Kaleme Aldı: BAHAETTİN KARAKOÇ

29 Şubat 2020 - 15:57

05.03.1930  Kahramanmaraş-Elbistan-Ekinözü Köyü doğumlu Düziçi Köy Enstitüsü/Hasanoğlan Köy Enstitüsü Sağlık Bölümü bitirgeli Şair Yazar Bahaettin  Karakoç  17.10.2018  günü Kahramanmaraş'ta yaşamdan ayrıldı.

Onu,  1985  Mut  Karacaoğlan  Festivali'nde tanımıştım.  Şiirlerinden  birini  okudu;  çok coşumlandı,  elleri,  ayakları,  bütün  bedeni  şiire katıldı… Alkışlandı.

Daha  sonraları,  Çukurova  Üniversitesi  Büyük Amfi konuşmalarında dinledim onu; yine aynı coşum taşım içindeydi.

Kahraman  Maraş'ın  Kurtuluş  günleri konuşmalarım için gittiğimde de dinlemiştim onu.

“Şol Maraş'ı gördüm düşümde/ Ak çağlara kanat açmıştı  bayraklardan/  Bir  düğün  tutulmuş  töreye göre/  Seymenler  geliyordu  uzaklardan// Ahırdağı dersen  duman  dumandı/  Rüzgar  turaç  seslerince ılımandı/ Zamanlar içinde bir kutlu zamandı/ Maraş Maraş derler tümden Sütçü İmam'dı/ Tecelli eden haklardan//…” Diyordu.

22 günde Maraşlı yiğitler sürmüştü düşmanı.

2018  Köy  enstitülerinin  kuruluş  gününde  yan yanaydık.  Konuştuk,  hal  hatır  soruştuk,  fotoğraf çektirdik.

Şiirleri yüreğimizi ateşliyor, coşturuyordu. Yolu güneşli, yeri İrem Bahçesi olsun.

Babası din adamı, sanatsever, her fırsatta şiirler okur  Rıza  Tevfik'ten  “Anadolu              sultan  Osmanlı yurdu/ Tuğrul Bey'in konağıdır eller/…” diye. Bu şiiri bir türlü unutamaz, yer eder kafasında; şairliği böyle başlar Karakoç'un.

“Zonklar şuramda buramda/ Bir şah damar gibi şiir/…” der. Şöyle niteler şiiri:

“Bu  ustura  gibi  bir  gerçeğin  ifadesidir.  Şiir yazmak  için  asla  bir  ilham  perisi  beklemedim. Şiirlerim içimde çimlendi. İstediğim anda şiirlerimi güneş  ve  kutsal  kağıt  aydınlığında  kundaklayıp sarmaktayım…”

O doğayı gördü doğar doğmaz, doğanın içinden geldi.  Düziçi  Köy  Enstitüsü'ne  girdi,  1949'da Hasanoğlan Köy Enstitüsü'nü bitirdi.

“Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü/ Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü/ Rahvan atlar gibi  ırgalanan  gökyüzü/  Gözlerimi  kamaştırsa  da geleceğim sana/ Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana/ Ihlamurlar çiçek açtığı zaman//…”

1942'de,  ilk  şiiri  Behçet  Kemal  Çağlar'ın yönettiği Yurt gazetesinde yayınlandı.

Kahramanmaraş Sağlık Memurluğuna atandı. 30 yıl iki ay çalıştı 1982'de emekli oldu.

1973'te Seyran adlı kitabıyla edebiyata girdi.

1960'a  kadar  yayınlanan  şiirlerinin  hiç  birini kitabına almadı.

Şiirleri;  Köy  Postası,  Genç  Kalemler,  Orkun, Tohum,  Ozan  (1949-59)  ve  1963 Varlık Yıllığı, Büyük Türkiye, Hareket, Adımlar, Elif, Zeren, Töre, Hisar, Türk Edebiyatı, Doğuş, Nilüfer, Milli Kültür, Elbistan'ın  Sesi, Yeni  Elbistan,  Kent,  Huduteli, Ortadoğu,  Sabah,  İstiklal,  Bayrak  gazete  ve dergilerde yayınlandı.

“Ben  sevda  bölüğünde  kıdemli  bir  askerim/ Hizmetim sanadır ey tacidarım/ Canı bir emanet bilir taşırım/ Bir ırmak delirir geceleri/ Bir yıldız kayar ötelerden/ Bir bulut geçer Ay'ın önüne//…”

1986'dan başlamak üzere Dolunay sanat dergisini 37 sayı çıkarır. 1990 ve sonrasında da Dolunay şiir etkinliklerini, yayınlarını gerçekleştirir.

Halk şiiri tarzında yazan şair daha sonra modern şiirlere yöneldi. Kendine öz tadı, rengi, biçimi,  özü olan şiirler yazdı. Şiirin biçimini bir   'enstrüman'a benzetir. 'Bunu da şiirin kendisi belirler' der. Şiirin niçin satılmadığı üzerine de şöyle söyler:

“Şiir,  aşk  tarif  edilemez,  yaşanır;  ilim  değil inançtır, Satmaz. Atinalı bir kurtizan, Japonyalı bir geyşa, Parisli bir fahişe mi de kendisini her önüne gelene satsın?...”

“Ansızın  bir  karasu  iner/  Deniz  fenerinin gözlerine/ Fener kör olur/ Ve ağır ağır uyanmaya başlar/ Deniz dibinin devleri”

Karakoç bir derin deniz, gökyüzü gibi mavidir; sarar sizi şiirleriyle düşündürür…

1991'de Diyanet Vakfı'ndan, 1993'te Kazakistan- Almaata'dan,  1997'de  Malatya  Büyükşehir Belediyesinden şiir ödülleri alır.

1998'de  Seviye  dergisi  Türk  Şiirinin  yaşayan Dedekort'u; 2003'te   Mefkure dergisi Türk Şiirinin yaşayan aksakalı sanını vermişlerdir.

Yine aynı yılda Türkiye Yazarlar Birliği onun için çeyrek asrın şairi izlencesi düzenlemiştir.

Üniversitelerde  adına  tezler  yazılmış,  şiirleri yabancı dillere çevrilmiştir.

İlkyazda şiiriyle noktalayalım yazımızı:

“iLK YAZDA/  Sen  bir  şarkıyı  yorumlarken/ Ayaklarım yerden kesilir benim/ Yedi kat göklerde dolaşırken/ Başım bir yıldıza çarpar/ Akkor kesilir bedenim//  Sen  bir  şiiri  yorumlarken/  Ben gökkuşaklarına  binerim/ Yüreğim  kıpır  kıpır  bir kuştur artık/ Dağların vadileri üzerinde/ Yağmurla yarış ederim// Sen bir resmi yorumlarken Boyalar canıma karışır benim/ Figürler egemen olur zamana ve mekana/ Yer gök bir türkü çiçeğidir artık/ Yeşerten sensin güzelim// Sen sustuğun vakit ilkyaz yok artık/ Bereket de biter sevda da biter/ Birden çöküverir kış ve  karanlık/  Şarkısız,  şiirsiz,  resimsiz  bir  dünya dökülür/  Kanatları  kırılan  türküler  Durmadan kendimi dağıtırım ben/ Haydar bir çeşme gibidir benim yüreğim/ Şiir derim, sevgi derim, dost derim/ İlklerin sahneden çekildiği gündüz ve gece/ Yalnız kalsam bile başım yine dik”

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kahramanmaraş’ta polisin ölümüne sebep olan sürücü serbest!
Kahramanmaraş’ta polisin ölümüne sebep olan sürücü serbest!
İngiltere Başbakanı Boris Johnson Hastaneye Kaldırıldı
İngiltere Başbakanı Boris Johnson Hastaneye Kaldırıldı