Reklam
Kumar Bağımlılığının Tedavisi Ömür Boyu Sürüyor

Kumar Bağımlılığının Tedavisi Ömür Boyu Sürüyor

Ülkemizde kumarhaneler uzun yıllar önce kapanmış olsa da günümüzde iyice yaygınlaşan internet sayesinde online bahis sitelerinin rahatça kumar oynamaya imkân tanıması son zamanlarda kumar tutkusunun neden olduğu bazı olumsuz haberleri yeniden gündeme taşımış durumda.

11 Ocak 2020 - 11:51

Ülkemizde kumarhaneler uzun yıllar önce kapanmış olsa da günümüzde iyice yaygınlaşan internet sayesinde online bahis sitelerinin rahatça kumar oynamaya imkân tanıması son zamanlarda kumar tutkusunun neden olduğu bazı olumsuz haberleri yeniden gündeme taşımış durumda.

İnsanlık tarihinin ilk zamanlarına bakıldığında dahi kumarla ilgili izlerle karşılaşmanın mümkün olduğunu söyleyen Medline Adana Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Yunus Emre Sönmez, “Kimileri için sadece aile içinde oynanan tombala gibi küçük bir eğlence olan kumar, kimileri içinse bir hastalık halidir” diyerek tedavi edilmesi gereken bu durum hakkında bilgiler verdi.

Hastalık olarak kabul ediliyor

Kumarı bazı kişiler için bir hastalık olarak isimlendirmenin ve bu şekilde benimsemenin kolay bir durum olmadığını ifade eden Dr. Sönmez,“Hastalık derecesinde kumar bağımlısı olan bireyler bunu kabullenmeseler bile çoğu zaman maddi, sosyal ve ailevi problemlerle psikiyatri doktorlarının kapısını çalmaktadırlar” diyerek bugün artık psikiyatrik açıdan kumar bağımlılığının‘davranışsal bağımlılıklar grubunda kabul görmüş bir tanı kategorisi’ olduğunu belirtiyor.

Tanı için 9 kriter mevcut

En son 2013 yılında güncellenen Amerikan Psikiyatri Birliği Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı’nda kumar bağımlılığı ismi, kumar oynama bozukluğu olarak güncellenmiştir” diyen Dr. Sönmez,“Buna göre 9 kriterden 4’ü olduğunda kumar oynama bozukluğundan bahsetmek mümkündür. Bu kriterler; istenilen heyecanı elde etmek için giderek daha fazla parayla kumar oynamak, kumar oynamayı kesme girişiminde huzursuz hissetmek, kumarı bırakmak için tekrarlayan başarısız girişimler, kumarla ilgili aşırı zihinsel uğraş, sıkıntılı hissettiği zaman kumar oynayarak rahatlamaya çalışmak, kaybettiği parayı telafi etmek için tekrar oynamak, kumarla ilgili sorunları gizlemek için yalan söylemek, kumar oynama nedeniyle önemli bir ilişki, iş, eğitim ya da kariyer fırsatını kaybetmek, para temin etmek ve mali durumu düzeltmek için başkalarına güvenmekşeklinde sıralanmaktadır” diyor.

Depresyona hatta intihara yol açıyor

“9 kriter içerisinde en önemlisi kaybedilen paranın telafisi için tekrar kumar oynamayı denemektir. Hastalar genellikle kaybedilen parayı bir seferde yerine koymayı ve kimseye hissettirmeden sorunu çözmeyi denerler. Bu davranışın sonucu çok büyük olasılıkla katlanarak artan borçlar ve giderek içinden çıkılmaz hale gelen yalanlardır. Kaybetme silsilesi devam ettikçe, giderek artan miktarlarda oynanmaya başlanır. Etraftan alınan borçlar ve hatta bankalardan çekilen krediler ödeme gücünü çok aştığı zaman depresyon ve intihar gibi ruhsal bozukluklar da başlayabilir” diyen Dr. Sönmez, en başta küçük bir heves ve az miktarda keyif için başlayan bu uğraşın bazen korkunç sonuçlara yol açabileceğini söylüyor.

Hayallere kapılıyorlar

Kumar bağımlısı bir hastada söz konusu durumlara ek olarak farklı bilişsel sorunların da görülebileceğini kaydeden Dr. Sönmez,“Bunlardan en sık görülenler, şansın öngörülebilir olduğu yönündeki inanışlardır. Şansı kontrol etmek ve öngörmek ile ilgili beklentiler bilişsel süreçlere hâkim olur ve davranışlar buna göre belirlenir. Hastalar örneğin;“Bu maç banko, bugün benim günüm, şansım döndü, kesin kazanacağım” şeklinde düşüncelere kapılırlar ve farkında olmadan esasında kendi kendilerine tuzak kurmuş olurlar” diyor.

Tedavisi ömür boyu sürüyor

Kumar bağımlılığında tedavinin diğer bağımlılık türlerinde olduğu gibi ömür boyu sürmesi gerektiğini anlatan Dr. Sönmez,“Bu konuda yapılan çalışmalarda bazı ilaç tedavilerinin etkili olduğu gösterilse de en etkili tedavi yönteminin ilaç tedavisiyle birlikte psikoterapi olduğu anlaşılmıştır. Toplumda kumar alışkanlığı görülme sıklığının yüzde 3 ila 5 olduğu düşünülürse bunun büyük bir sorun teşkil ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Ayrıca bu sorun sadece bireysel bir etki oluşturmayıp kişinin ailesini de etkilemektedir” diyerek bundan dolayı tedaviye mutlaka aile bireylerinin ortak edilmesi gerektiğini de söylüyor.

 

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
SANKO’da Güneydoğu Kronik Böbrek Yetmezliği Sempozyumu
SANKO’da Güneydoğu Kronik Böbrek Yetmezliği Sempozyumu
SANKO Üniversitesi’ne liselilerin ilgisi büyük oldu!
SANKO Üniversitesi’ne liselilerin ilgisi büyük oldu!