Reklam
Kerim Evren Kaleme Aldı: TÜRKÇEMİZ ONURUMUZ

Kerim Evren Kaleme Aldı: TÜRKÇEMİZ ONURUMUZ

29 Şubat 2020 - 15:35

Onur, şeref, özsaygı; eş anlamlı kavramlar.

Dilimizde,  "onuruna  yedirememek"  diye  bir deyim  var;  insanın,  kendine  duyduğu  saygıyla bağdaşmayan,  onur  kırıcı  olay  veya  davranışlar karşısında  tepkide  bulunması,  bunları  kendine yedirememesi, anlamlarında...

İşte, anadilimiz de ulusça bizim onurumuzdur; onun  bilinçli  olarak  ya  da  bilinçsizce yozlaştırılmasını kendimize yedirememeliyiz.

Ama ne yazık ülkemizdeki dil kirliliği; kültür piramidinin  'sivri'  ucundan  tabanına  doğru,  usa sığmaz bir hızla ilerliyor. Bu benzetmeyle siyaset ulularına  gönderme  yaptığımız  sanılmasın; yazımızın  ulaştığı  her  kesimden  insan,  tutmaya çalıştığımız alçakgönüllü boy aynasındaki yansısına (akis) baksın isteriz.

"Çıkartma" Yerine "Sticker"

Gedikli  müşterisi  olduğumuz  araba  parkının değnekçisi,  yeni  bir  uygulama  başlattıklarını söyleyerek sordu:

- Size, 'sticker' vermediler mi?

Aracın ön camına yapıştıracağımız 'çıkartma'dan söz  ediyordu.  Ancak  bu  güzelim  Türkçe  sözcük yerine, İngilizce 'sticker' (okunuşu: stikır) demeyi yeğliyordu.

Aynı günün gecesi, CNN Türk Tv kanalında, "5N1K"nin duyurusu vardı. Bu izlenceyi hazırlayıp sunan kişi, duyuruda şöyle diyordu:

-  Cumhurbaşkanı  Erdoğan'ın  New  York 'çıkartması', 5 N1K'de...

Sözde  deneyimli  -daha  önce  Kanal  D'de  ana bülten  bültenlerini  sunmuş  olan-  televizyoncu; Türkçe  "çıkartma"  ile  "çıkarma"  sözcüklerini birbirine karıştırıyordu.

Bu kişinin, ekrandaki duyuruda mecazî anlamıyla kullanmak istediği, aslında "düşman kıyılarına gemi, bot vb.nden asker indirme" anlamındaki "çıkarma" sözcüğüydü.

Yine,  habercilik  kurallarından  olan  "5N1K"yi söylerken  "ne"  sesini,  "5  nee"  diye  uzatması gerekirken soru sorarmış gibi "5 ne?" demesi de cabası.

 Uydurma Fransızca "Otopark"

Eskiler,  "Laf  lafı,  laf  sigara  paketini  açtırır." derlerdi.

Yazımızın  giriş  tümcesinde  "otopark"  demek yerine, "araba parkı" tamlamasını özellikle kullandık. Çünkü, "otopark" uydurma bir sözcük.

Türkçe sözlüklerin çoğu, "Fr. oto + parc"ı kaynak olarak  gösterir.  "Oto"  ve  "park"  sözcüklerinin Fransızca  olduğu  doğru.  Ancak,  Fransızcada "otopark" diye bir sözcük yok. Bunun yerine ya "parc de stationnement" (okunuşu: park dö stasyonman) derler ya da İngilizlerden ödünç aldıkları "parking" sözcüğünü kullanırlar. (*)

"Anadil" İle "Anadili" Farkı

Yine  yukarıda,  anadilimiz  ulusça  bizim onurumuzdur, dedik.

İşte, bu "anadili" sözcüğüyle "anadil" de sıklıkla birbirine karıştırılıyor.

Örneğin, bir Tv kanalımızda düzenlenen eğitimle ilgili  tartışma  izlencesinde  bir  üniversite  öğretim üyesinin sözleri:

"Anadilde millî eğitim, Türkçeden başka bir dille yapılmamalı."

"Anadil (İng. primitive language ); kendisinden başka diller veya lehçeler türemiş olan dil" demek. Örneğin,  Orta  Asya  Türkçesi;  Anadolu  ve  Azeri Türkçeleri için "anadil"dir.

"Anadili"  (İng.  mother  language,)  ise  "kişinin ailesinden ve içinde yaşadığı topluluktan öğrendiği dil". Dolayısıyla  da  söz  konusu  öğretim  üyesi, "Anadilinde millî eğitim..." demeliydi.

Öğretim üyeliği merdiveninin en üst basamağına tırmanmış  olan  bir  iletişim  uzmanı  dostumuz  da "kameriye"  ile  "kamelya"  sözcüklerini karıştırabiliyor. Bize, cep telefonundaki fotoğrafları gösterirken  "İşte  bu  da  bahçemizdeki  kamelya!" diyor.

Şaka yapıyor olabilir mi? diye hayretle yüzüne bakıyoruz.

Çünkü,  gösterdiği  fotoğrafta  bir  “kameriye” (bahçelerde  yazın  oturulmak  için  yapılmış,  süslü çardak) var.

Onun yerine kullandığı "kamelya" (Fr. camélia) ise Japon gülü, Çin gülü de denen bir çiçek.

"Puantiyeli" Denir Mi!

Gündelik  bir  gazetemizde,  üst  düzey  bir siyasetçimizin eşinin giyiminden söz edilirken şöyle deniliyordu:

"Büyük puantiyeli başörtüsüyle..."

Ünlü bir romancımız da en ciddi düşün (fikir) gazetemizdeki köşe yazısında, bir anısını anlatırken şunu yazıyordu:

“...  Behiye  Aksoy,  beyaz  üstüne  siyah puvantiyeli, göz kamaştırıcı tuvaletini giymişti.”

Fransızca  kökenli  “puan”  (Fr.  point),  “nokta” demek. “Puantiye” (Fr. pointillé) de “noktalı, benekli ya da nokta nokta çizgili”... Yani; “puanlı”, “noktalı”, “benekli”  ve  de  “puantiye”  diyebilirsiniz.  Ama, “puantiyeli” ya da “puvantiyeli” denmez.

Sesletim Yanlışları

Biz Tv ekranı başında 'vakit öldürmeyi' çok seven bir  ulusuz.  Bu  yüzden  Tv  kanallarımızın, yayınlarında "doğru ve güzel Türkçe" kullanması büyük  önem  taşıyor.  Hem  izlence  (program) içeriklerine  bu  açıdan  özen  göstermeleri  hem  de izlence  sunucularını  seçerken  kılı  kırk  yarmaları gerekiyor.

Oysa  örneğin,  Tv  sunucularının  hemen  tümü, bugünden bir sonraki gün, anlamında olup her iki hecesi de kısa okunan "yarın" sözcüğünü, "yaarın" diye yanlış sesletiyor. Böylece sözcüğün anlamını da değiştirmiş  oluyorlar;  çünkü,  "yârın"  (yârin) sevgilinin, demek:

"Derviş Yunus, var yârına (yârine) Koma bugünü yarına..."

Üstüne üstlük, kısa sesletilen (telaffuz edilen)

"yar" sözcüğü, 'uçurum' anlamına da geliyor: "Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz." Tut kelin perçeminden!

Sağlık Haberlerinde

Yukarıda verdiğimiz son örnekteki sesletim (ve de  yazım)  yanlışlarının  benzerlerini  sağlık haberlerinde de görüyoruz.

Bunlardan  biri,  “sezaryen”  (Fr.  césarienne) sözcüğünü,  “sezeryan”  diye  söyleyip  yazmamız. Bilindiği gibi, doğal olmayan durumlarda karın ve döl yatağının kesilerek bebeğin alınmasına dayanan tıp yönteminin adı bu.

(Roma İmparatoru Sezar'ın, ağır doğum sancıları çeken kraliçenin karnını kılıcıyla keserek doğumu sağladığı,  bu  yüzden  de  yönteme  onun  adının verildiği  öne  sürülür.  Oysa,  “sezaryen”,  Latince “kesmek” demek olan “caedere”den geliyor. Anne karnından  ameliyatla  alınan  bebeğe  de  “caesar” deniliyor.)

 Aynı bağlamda, sanki ısrarla kullandığımız iki yanlış sözcük de "küvez" ve "vejeteryan"!..

Yeni  doğan  kimi  bebeklerin  yoğun  bakımda tutuldukları  aygıtın  adı,  elbette  “küvez” değil,“kuvöz”dür (Fr. couveuse).

“Bitkilerle beslenen, etyemez” anlamındaki yine Fransızca  kökenli  sözcük  de  -sanki  bir  Ermeni soyadıymış gibi- "vejeteryan" değil, “vejetaryen”dir (Fr. végétarien).

 

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kahramanmaraş’ta Gölet Kiralama Kavgası: Çok Sayıda Yaralı Var
Kahramanmaraş’ta Gölet Kiralama Kavgası: Çok Sayıda Yaralı...
Sanko Üniversitesi’nde Sanal Konferans
Sanko Üniversitesi’nde Sanal Konferans