Reklam
Kerim Evren Kaleme Aldı: HANEDAN TÜRKÇESİ

Kerim Evren Kaleme Aldı: HANEDAN TÜRKÇESİ

29 Şubat 2020 - 13:14

Şair Eşref'e, “Abdülhamit'in torunu doğmuş.” demişler.

- Öyle mi? Adını ne koymuşlar? - Ertuğrul.

-  Eyvah!  Biz  sonuna  geldik  sanıyorduk. Desenize baştan başlayacağız!

Osmanlı  Hanedanı'nın  2009'da  ölen  ve cenazesi  İstanbul'da  toprağa  verilen  son  üyesi Ertuğrul, işte o Ertuğrul.

Biz de kendisine Tanrı'dan rahmet diliyoruz.

Bir Tv kanalındaki tarih izlencesinde, Ertuğrul Osman'ın  ölümünden  söz  edilirken  Osmanlı Hanedanı  üyelerinin  85  yıldır  sürgünde yaşamalarına karşın çok iyi Türkçe konuştuklarına dikkat çekildi.

Demek,  bu  asil  atalarımız,  sıla  (ve  belki saltanat)  özlemiyle  yanıp  tutuşurken  anadilinin önemini de anlamışlar.

Çünkü, Osmanlı dönemi Türklerin dolayısıyla da Türkçenin 'aşağılanma' hatta 'kıyıma uğratılma' örnekleriyle dolu.

“KABA, İDRAKSİZ TÜRK”

Sultan  II.  Murat'ın  Amasyalı  Türkmenlerin üzerine gönderdiği (yıl 1426) Lala Yörgüç Paşa, yüzlerce  Türkmen'i  çoluk  çocuğuyla  birlikte kılıçtan  geçirmekle  yetinmemiş,  yabanıl  Batı filmlerinin şerifleri gibi “Bana bir Türkmen kellesi getirene Osmanlı kaftanı armağan edeceğim.” diye tellallar ünletmiştir. (1)

Özellikle  16.  yüzyıldan  başlayarak  Osmanlı vakayinameleri (resmî tarih), Türkleri aşağılayıcı sıfatlarla doludur. “Kaba Türk”, “idraksiz Türk” vb.  nitelemeler,  bu  vakayinamelerde  çok  sık rastlanan ifadelerdir. (2)

Çaldıran Savaşı (1514) öncesi Türk asıllı İran hükümdarı Şah İsmail, Yavuz Sultan Selim'e bir mektup  göndermiş.  Mektubu  Türkçe  kaleme almış. Yavuz, İsmail'e hangi dilde yanıt vermiş dersiniz? Farsça!

Ertuğrul  Osman'ın  İstanbul  Çemberlitaş'ta yanına defnedildiği dedesi Padişah II. Abdülhamit ise 33 yıllık saltanatını sürdürebilseydi Arapçayı resmî dil ilan edecekti.

“Bağışlayın, Türkçe Yazdım”

Osmanlı saraylarında Türkçe, yazın (edebiyat) dili olarak da neredeyse ayıplı sayılır olmuştu.

Devletoğlu  Balıkesirî  (Yusuf),  1423-1424'te fıkıhla  ilgili  “Vikaye”  (Koruma)  adlı  yapıtı Türkçeye  çevirdiği  için  neredeyse  özür dileyecekti: “Dinle şimdi Türkî bir manzum kitâb / İtdiğimçün  siz  bana  itmen  itâb  (beni azarlamayın)”.

İstanbul'daki  Bebek  Parkı'na  heykelini diktiğimiz Fuzulî (1480 – 1556) de başta Kanunî olmak üzere Osmanlı devlet adamlarına kaside üstüne kaside sunarak 'devletten nemalanan' şairler arasına girmişti. Fuzulî'nin şu dizeleri de acaba kendisine  saraydan  bağlanan  dokuz  akçe gündeliğin diyeti miydi (3): “Ol sebebden Farsî lafzile çokdur nazm kim / Nazm-ı Türk lafzile igen düşvar  olur”.  (Farsça  sözcüklerle  yazılmış  şiir çoktur / Çünkü, Türkçe sözcüklerle duyarlı şiir yazmak zordur.)

Oysa,  Leyla  ile  Mecnun'un  şairi  böyle Mecnunca sözler ederken gürül gürül akan Türkçe çağlayanından ne duyarlı dizeler dökülüyordu!

Hem de yüzyıllardan beri.

Bilinç Yoksunluğu

Yeni  Osmanlıcı  –  bölücü  bağlaşıkları (müttefik),  İstanbul'un  geçmişteki  bir  kurtuluş yıldönümünde  (6  Ekim)  mahyalara,  Atatürk'ün “Ne  mutlu  Türk'üm  diyene!”  özdeyişinin yazılmasından çok rahatsız olmuşlardı.

Özdeyişin tamamı şöyle:

“Türk  demek,  Türkçe  demektir.  Ne  mutlu Türk'üm diyene”!

Tarihin akışını tersine çevirme sevdalılarının örnek  aldıkları  Osmanlı  hem  “Türklük bilinci”nden hem de “dil bilinci”nden yoksundu.

Zaten anneleri yabancı olan (Rus, Sırp, Rum vb.)  Osmanlı  padişahlarının  Türkçeyi  'anadili' olarak görmemeleri bile bir bakıma olağandı.

Hanedan,  özellikle  kendini  dinsel  (İslamî) terimlerle  tanımlamaya  başladıktan  sonra  ise “Türk”e  ve  “Türkçe”ye,  “küçültücü  anlamlar” yükler olmuştu.

İlk Kimlik Yitimimiz

Tarihte  “Türk”  sözcüğünün  geçtiği  ilk metinler, Orhun Yazıtları öteki adıyla Göktürk Anıtları.

VI. - VIII. yüzyıllar arasında varlığını sürdüren Göktürk  İmparatorluğu,  Bilge  Kağan'ın yönetiminde  altın  çağını  yaşamış.  Göktürklerin devlet kurmaları ise Milattan Önce'ye dayanıyor. Hunların  sağladığı  birlik  türlü  nedenlerle bozulunca onların tarih sahnesindeki varlığı da kesintiye uğramış.

Bilge Kağan, Kül Tigin Yazıtı'nda şöyle diyor:

“…  Çinliler,  tatlı  söz  ve  ipekle  Türkleri aralarına katınca Türkler kimliklerini yitirdiler.” (…)

VIII.  yüzyıla  ait  Orhun  Yazıtları,  yazınsal (edebî) metinler; bunlarda Türkçenin sözdizimi (tümce bilgisi, sentaks) günümüzdeki gibi özne – tümleç – yüklem biçiminde. (4)

Hâcip' ten Tarihsel Uyarı

Sonra,  atalarımızda  uzun  bir  yazılı  metin suskunluğu  dönemi  olmuş.  İslamın benimsenmesinin ardından XI. yüzyılda, Yusuf Has Hâcip “Kutadgu Bilig”i, Kaşgarlı Mahmut da “Divanü Lügât-it-Türk”ü kaleme almışlar.

“Kutadgu Bilig” mutlu, talihli olma bilgisi ya da siyasal egemenliği elde tutma bilgisi, demek. Yazar,  yapıtında  “Tüm  kötülüklerin  anası bilisizliktir  (cehalet).”  diyor.  Hakanın  ulusunu eğitmek, okutmak zorunda olduğunu vurguluyor.

“Törü kılsa ilke könü bolsa beg / Tileg arzu bulgay bu kolsa kalı”. (Töre kılsa ülkesine, doğru olsa  bey  /  Yerine  gelir  her  emeli,  her  isteği”. “Kutadgu  Bilig”in  yazıldığı  yıl  (1071),  ortada henüz yazınsal anlamıyla ne İngilizcenin ne de doğru dürüst Fransızcanın olduğunu anımsatalım da varın bu Türkçe yapıtın önemini anlayın.

Arap'a Türkçe Öğretmek

Kaşgarlı Mahmut da “Divanü Lügât-it-Türk”ü

 (1072  –  1074  yılları  arasında)  niçin  yazmış dersiniz?

Yanıt çok şaşırtıcı:

Araplara Türkçeyi öğretmek için. Yazar, yapıtının önsözünde şöyle diyor:

“…Tanrı'ya  şükürler  olsun  ki  Türk'üm! Türkçeyi en iyi konuşan, en iyi anlatan, en doğru anlayan Türklerdenim.” (…)

XIII.  yüzyıl  şairlerinden  Yunus  Emre  ise tarihin en güçlü Türkçe çağlayanı.

“İlim ilim bilmektir / İlim kendin bilmektir /

Sen kendini bilmezsin / Ya nice okumaktır”?

Atatürk'ün, biz Türklere yeniden ulus kimliği kazandırırken  binlerce  yıllık  köklü  dilimizi  de çağcıl  Cumhuriyet'in  ekin  (kültür)  çimentosu yapması boşuna değil.

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
İngiltere Başbakanı Boris Johnson Hastaneye Kaldırıldı
İngiltere Başbakanı Boris Johnson Hastaneye Kaldırıldı
Kahramanmaraş'ta Vaka Sayısı 39'a Yükseldi
Kahramanmaraş'ta Vaka Sayısı 39'a Yükseldi