Reklam
Ali Rıza Navruz Kaleme Aldı: DAĞLAR

Ali Rıza Navruz Kaleme Aldı: DAĞLAR

27 Şubat 2020 - 11:36

Çoğu  zaman  mor  rengiyle  hemen  her şairin/ozanın gönlünde taht kurmuştur dağ... Bu sebepten  dolayıdır  ki  dağlar  konusunda  bu pencereden birkaç söz etmeden geçemeyeceğim! Jeoloji  ilminin  bizlere  söylediğine  bakacak olursak;  dağlar  yeryüzündeki  büyük  yer tabakalarının uçlarında yükseliyor ve tabakaları birbirine  bağlıyor.  Bu  özelliği  ile  sanki  tahta parçalarını  birbirine  bağlayan  birer  çividir yeryüzünde. Nebe Suresinin 6. ve 7. ayetleri de bu özellikle paralellik arz etmez mi: “Biz yeryüzünü bir döşek olarak kılmadık mı? Dağları da birer kazık!..”  Lokman  Suresinin  10.  ayeti  ise  yine dağların bu özelliğini vurgular niteliktedir: “O, gökleri  bir  dayanak  olarak  yaratmıştır,  bunu görmektesiniz. Arzda  da,  sizi  sarsıntıya  uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip  yayıverdi…”  Kâinatın  nasıl  yaratıldığı konusunda tefekkür ederken, o dağlar bize “Her nakış bir nakkaşı gerektirir” sözünü hatırlatır hep.

Dağlar can kulağı ile dinlendiğinde; o sesli sessizliğin koynunda ulvi bir ahengin ruhları nasıl dinlendirmiş  olduğunu  görürsünüz.  Onun zirvelerindeki  sessizlik  arttıkça  insan  adeta kendine yaklaşır, dolayısıyla da Yaratanına… Bir şairin yüreğindeki fırtına düşlerini savurmuşsa bir taraflara  ve  geride  bir  kırılmış  yürek,  yorgun gecelerin  çengeline  asılı  birkaç  kuru  tebessüm bırakmışsa, işte o zaman dağlar yoldaştır şaire… Bu  noktada  şair  susar  o  muhteşem  dağların kayaları  şair  adına  çığlık  oluverir  bir  bakıma. Dağlar, kendisine yaslananlar içinse bir arka'dır her zaman. Gerektiğinde kendisini vadisinde akan sele verir, fakat arka olduğunu ele vermez hiçbir zaman.  Dadaloğlu;  “Ferman  padişahın,  dağlar bizimdir” sözüyle, Koç Köroğlu; “Arkam sensin, kal'am sensin dağlar hey” naralarıyla bu gerçeği nasıl da ifade etmişti…

"Bir Dağcı ve Kayakçının Notları"nda Sayın Muharrem  Barut  dağ  konusuna  fantastik  bir yaklaşımda bulunarak bakınız ne diyor: “Allah; mekândan münezzeh her yerde hazır ve nazırlığını bırakıp  yeryüzünde  yurt  edinseydi  mutlaka dağlarda  yerleşirdi. Yüksek  dağlar  biraz  bu maksatla yaratılmıştır hissini vermez mi? Dağlar, tabiatın  alçaklığa,  silik  düzlüğe  karşı  bir  nevi isyankârlığı, bizim sağır ve duygusuz sandığımız taşın, toprağın Yaratanına ulaşmak için azimli bir yükselişi ve tırmanışı değil midir? Allah, dağları fırsatçı, cüce ruhlar çıkmasınlar diye sarp ve yalçın yaratmış olmalı. Dağcının, bulutlar üstü zirvelerde bunca tırmanma ve yorulma pahasına göğsünde duyduğu  geniş  inşirah,  iliklerini,  benliğinin  ta derinliklerini saran yepyeni yaşama hazzı başka neyle izah edilebilir?”

İnsanla dağ arasında olan rabıta herhalde tutkudur. Çünkü tutku da bir istenç vardır, yargıları aşan bir coşku vardır. Bir ihtiras vardır ayrıca bu kavramın içinde. Böyle olunca da dağlara karşı hizmetkarlığımız şart oluyor bir yerde...

 

Reklam

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Yeni Rakamlar Açıklandı: 108 Ölü 7 Bin 402 Vaka
Yeni Rakamlar Açıklandı: 108 Ölü 7 Bin 402 Vaka
İYİ Parti İl Ve İlçe Başkanlıkları 1 Mayıs'a Kadar Kapatıldı
İYİ Parti İl Ve İlçe Başkanlıkları 1 Mayıs'a Kadar...